Bende sokaktayım Üstadım
Hemde kimsesiz bir sokakta
Sana rahmet diliyorum
Dua ediyorum
Kimsesiz bir sanal sokakta
Ancak ben yürüyemiyorum
Arkama bakacak yüzüm yok sürünüyorum
Yolumun karanlığa saplanan bir noktası yok
Yolumun tamamı karanlık
Sanmıyorum beni bekliyor
Ne bir hayal ne bir ışık
Gök nedir unuttuk
Çünkü başımız hep yerde
Bulutların rengini unuttuk
Yağmur yerine parçalanmış
Cesetler et ve kemik yağıyor.
Artık evlerin bacası yok
Taştan değil duvarlar
Ne in kaldı nede cin bu dünyada
Hepsi birer birer terk edip gittiler
İnsan denilen bu çamurdan balçığı görünce
Senin zamanında seni bağrına basan
Hiç olmasa kaldırımların vardı
Şimdi kaldırımları bastı fahişe ve lezbiyenler
İçimde damla damla
Bir korku değil kin birikiyor
Gözüne mil çekilmiş yarasalara
Şu iğva edilmiş gövdemi bırakıp
Kesik başımı alıp gideyim diyorum
Ah o çilekeş kaldırımlar
Yalnızların annesiydi
Kaldırımlar kimsesizlerin sesiydi
Aman bir an önce sabah olsun
Bu karanlık dünyada
Bu karanlık sokakta
bir an önce bitsin yolculuğum
ne bende adım atacak takat
ne gidilecek yol kaldı
at izi it izine karışmış
yola çıkanları parçalıyor çakallar
taş kemerler çoktan yıkıldı
altında hazine aradılar
Oysa birer hazineydi
O taştan kemerler
Tek duam kaldı üstad
Görünüşte senin duanın tersine
Ne olur o sabahı göreyim
O sabah yalnız BEN görüneyim
Ne gündüz güz, ne gece gece kaldı
İnsanlar ıslak bir yorgan gibi
Sımsıkı üstüne çekiyor fahişeleri
Örtmeyin artık üstümü örtmeyin
Ah nerde uzanıvereyim kalmadı
Tertemiz parke taşından kaldırımlar
Ah dalıp sanal ortamdaki şiirlerinden
Esrarlı bir yolculuğa çıksam diyorum
Etimle kemiğimle ekrandan içeri girip
Şu senin kara sevdalı kaldırımlarında ölsem diyorum
Kurulup bilgisayarımın başına
Sonsuz mesafelerden aşsam diyorum
Senin sözlerin kimsesiz sokaklarda akis buluyordu
Artık söz bitti
Kelam etmiyor diller
Yalnızca tuşların tıkırtısı kaldı parmaklarda
İkimizin de tek ortak yanı
Sükût gibi kimsesiz
Çığlık gibi hür kalışımız
Evet bu dünyada
Taşınacak bir kuru başımız var
Ama bizim bu kuru başı
Kalmadı koyabilecek bir yerimiz
Ömrümüz mü dedin
Kaldırımlarda keşke bir boşluğu doldursaydı
Ömrümüz bir gayyaya taştan ateş yakıtı
‘Yolumu bekleyen genç hadi düş peşime’
Dedin beklemekteyim yolunu yıllardır.
Yıllardır hayalimde o kaldırımlar
O esrarlı yolun başında yıllardır beklemekteyim
Sen hayalleri peşinden sürükleyen bir vecdin
Biz hayaller peşinde sürüklenen kartondan adamlar
Sen arkandan bir kahkaha duysan yaralanırdın
Biz kahkaha duyunca bir iltifat sanırdık
Sen O’nu bir başkasına ram olur diye sarsılırdın
Şimdi O’nu ardında kalanlar
Bir başkasına ram etme pazarındadır
Heyhat sen bir ince ruhtun etten bir kalıpta
Ardında kalan bizler
İnce bir kalıpta taşlaşmış ruhlar
Bir taş sütün gibi o kutlu yolda bekliyoruz
Taşlar bile bir mesafe alırda
O kutlu yolda biz
Bir lahza mesafe almayız
Söylediğin her şeyi
Her şeyi yaptık üstadım
Ama bir tek farkla
Sen ruhların inceliğinden bahsettin
Bizde incelttik bedenimizi taştan bir ruhla
vecd içinde başı dik dedin
Her başa vecd ile eğdik başımızı
Sen bir sanatkârdın
Biz ise adamın olmadığı yerde
Adam sansılar diye dikilmiş kuklalardık
Sana ellerimi açarak bir fatiha gönderdim
Dua bahçesinden kopardığım güllerden
Kuklalara insan gibi konuşmasını öğretmeyecektin
Bak hatıra diye bıraktığın kaldırımların
Parçalanan taşları bunlar