Bizim insanımızın sürekli her şeyde komplo teorisi üretme becerisine bayılıyorum.
Makamımız, mevkimiz, meslek ve işimiz ne olursa olsun, hepimiz siyaset yapmaya meyyaliz.
Bizim toplumumuzu diğer toplumlardan ayıran en temel karakteristik özellik sanırım bu olmalı.
Yorum yapmaya bayılıyoruz.
Seçim sathı mahaline girildi girileli. Farklı parti mensupları, diğer partilerin seçim sonrası durumuyla ilgili ilginç öngörülerde bulunuyorlar.
Özellikle iktidar partisi ile ilgili öngörüler gırla gitmekte.
Vay efendim Irak’a girilecekmiŞ,
Seçimler dolayısıyla olmayacakmıŞ,
İktidar partisinin defteri dürülecekmiş, merkezli komplo teorilerin kaynağı, ulusalcı çevre CHP ve bir kısım milliyetçi (!?) parti ve kesimler.
İşte efendim seçim olup da iktidar partisi güçlü çıkıp yine tek başına iktidar olursa bu sefer darbe olurmuŞŞ.
Bütün bunlar beni açımdan bakıldığında aslında memleketimiz –milletimiz için birer avantajdır.
Her birimiz lider yaratılmışız.
Bu gün sokakta simit satan çocuğa, yarının Başbakanı olarak, ya da Cumhurbaşkanı veya Genelkurmay başkanı olarak bakabilirsiniz.
O sebeple askerin siyasete karışmasını da fazla abartmamak gerekir ..!?
***
Sayın Abdullah Gül’ün Hürriyet de yayımlanan röportajı
Gerçekten güzeldi.
Abdullah ağabey bütün samimiyetiyle düşüncelerini söyledi.
Dindarlık bir iddia konusu bir samimi Müslüman için asla söz konusu edilemez.
Yani ben bir başkasına dindar diyebilirim ancak kendim için diyemem.
Demem edebe aykırı olur.
Vakit gazetesinin, ‘DİNDARLIK SUÇ MU..?’ manşetini bu sebeple tutmadım.
Dindarlığın bir siyaset malzemesi olarak kullanılması elbette suçtur.
Sadece siyaset değil, dindarlığın dindarlık için malzeme olarak kullanılması da suçtur.
Yeri gelmişken bir altı çizilmesi gereken cümle daha kurayım: Kardeşim DEVLETİN, dini-imanı-mezhebi- meşrebi-ideolojisi olmaz.
Muttaki bir makam arabası, dindar bir silgeç, komonist bir televizyon olmayacağı gibi…
Yani Devlet denilen şey teknik bir şeydir, alettir, vasıtadır.
Arif bir eşek, sofi bir deve, çok dindar bir at olmayacağı gibi.
Devlet bir binektir. Milletin tarihi yolculuğunu sürdürdüğü bir binek.
Ata adamda biner, adam olmayanda, namusluda biner namussuzda.
Ata namussuz binerse gideceği yer başkadır, namuslu binerse gideceği yer başkadır.
Atın sahibi millettir.
Millet bu ata birçok mert insanı bindirdiği gibi birçok namerdi de bindirmiştir.
Bindirmişte ne olmuştur.
Atın anasını bellemiştir. (Sülümen Demirel’in ağzıyla)
Millet bineğine birini bindirirken, hep bineğinin seyislerince (Bürokrasi) iğva edilmiştir.
Millet hep binek hatalarını atında aramaya yönlendirildi.
Hâlbuki milleti aldatan ibne seyislerdi.
Şimdi Millet bineğinde bir hata olmadığını suçun seyislerinden kaynaklandığını yeni yeni anlamakta.
Bir kısım jokeylerin seyislerin adamı olduğunun ve kendisinin yanıltıldığının farkında.
Şimdi bu seçimlerde millet seyis adayları çok olan partilere nasıl baktığını göreceksiniz.
Seyislerin yönlendirmesine göre değil kendi kanaatine göre binici seçecek.
Milletimiz bir kanaat sahibidir.
Bundan hiç kimsenin bir endişesi olmasın.
Şimdi devlet bineği seyislerinin (askeri ve sivil bürokrasi) tamamımı böyle.., haşa.
Gerçekten tertemiz-pırıl-pırıl işinin ehli ve liyakat sahibidir birçoğu.
Bunların temiz olanların değil de, kirlilerin göze batması eşyanın tabiatı gereğidir.
Tıpkı beyaz bir örtünün üzerine düşen siyah lekeler gibidir kirli seyisler.
O yüzden haber konusudur gündem oluştururlar.
Temizlik sükûnet ve yalnızca kendi görevlerini yapmaları onların örtüsüdür.
Milletimizin de bağlanan bunları görme basireti açılmaktadır.
Komplo teorileri üretebilmek önemli bir özelliktir.
Ancak yeterli özgür akli-fikri donanımlara sahip olmak lazımdır.