Gencecik vatan evlatları, hayatlarının baharında hayata veda ediyor. Kahpe terör yıllardır kanımızı, iliğimizi kemiriyor. Ülke bir yandan yangın yeri gibi şehit cenazeleriyle çalkalanıyor bir yandan da tarifi imkansız bir seçim atmosferine giriyor.
Sahi bu seçim yapılacak mı? Bilmem! Seçimle şehidi aynı yazıda yazmak istemezdim ama kader böyle sanırım.Yine 90’lara döndük. O zaman da Kayseri şehit cenazesinde ilk sıralarda yeralan illerin başında geliyordu. Şimdi bir hafta arayla ikinci vatan evladı rabbiyle buluşuyor. Tehlikenin farkındamıyız bilmem ama düşmanlar bizim başımıza çorap örmek üzere. Ülkeyi kan gönülen çevirmek, kardeşi kardeşe kırdırmak, coğrafyaları değiştirip, böl parçala yutu tatbik etmek için son hızla çalışıyorlar.
Yurdun dört bir yanında şehit cenazeleri yürekleri dağlarken, ağıtlar yükselirken seçimler için de geri sayım devam ediyor. Listede seçilebilecek yerlere gelenler sevinçle ve iştahla işe sarılırken, listede yer bulamayanlar kahrediyor, emeklerim zayoldu diye feveran ediyor. Ama hepsinde aynı soru şu: Bu seçim yapılacak mı?
Türkiye Kuzey Irak’a girmek üzere. Girmeli mi? Bence girmeli. Ne olacaksa olsun artık. Amerika’nın tehditlerine boyun eğdikçe adım adım tehlike yaklaşıyor. Bir gün gelecek artık hiç giremez olacağız. Siyaset ve asker elele vermeli ülkeyi bu yangından nasıl çekip çıkaracağını birlikte planlamalı. O şundan bu bundan mevzusunu aşmak zorundayız. Bu ülke bizim ve evlatlarımız tehlikede. Amerika yanıbaşımıza gelmiş ve giremezsiniz diyor. Kendisi dünyanın öteki ucundan gelip giriyor, tarumar ediyor, işgal ediyor, işkence ediyor, bize gelince çizgiyi geçemezsin diyor… Artık buna bir son vermek vakti geldi. Dünya’da İsrail ve Amerika kendi keyfince oraya buraya girsin, istediğine suikast yapsın, istediği yeri işgal etsin bize gelince elimizi kolumuzu bağlasın böyle bir şeye kimse rıza gösteremez.
Türkiye Kuzey Irak’a girerse seçimler de ertelenebilir. Ertelensin ne olur ki? Bakın Sezer’in görev süresi uzadı bir şey mi oldu, Meclisin de görev süresi uzar olur biter.
Listelere gelince. Sürprizler, sürprizler… Ak Parti’de sürprizler, MHP’de sürprizler. Bağımsız girenler, bağımlı girenler. Baraj derdinde olanlar, barajları yıkmak için hazırlık yapanlar. Solun sağlaşması, sağın sollaşması. Neyin önemi kaldı ki? Kim sağcı kim solcu, kim futbolcu, güreşçi, kareteci, sanatçı….
Lütfullah Kayalar’ın Yozgat’ta CHP Liste başı olduğu, Cumhurbaşkanını halk seçsin diyen Demirel’in damadı Kesici’nin İstanbul’dan CHP’den listebaşı olduğu, Solun önemli ismi Günay’ın da Ak Parti’den liste başı olduğu bir seçimde kimin eli kimin cebinde belli değilken, irticacı diye gösterilen partilerde başörtülü ve sakallı aday yasağı uygulanırken, Truva atları her partinin içinde yuvalanırken neyin seçimine gidiyoruz anlamak mümkün değil. Kimileri Cumhuriyetçi ve Cumhuriyetçi olmayan diye iki kutba ayırıyor, kimi laik antilaik diyor, kimileri Amerikancı, milli diyor… Kafalar ha bre karıştırılıyor. Amaç eğer Ak Partiyi devirmekse bu kadar kafa karışıklığına gerek yok. Dersiniz ki bu Ak partiyi istemiyoruz sebebi şu dersiniz. Yine amaç Cumhurbaşkanlığı makamına başörtülü krizi ise Koç gibi çıkar orada başörtülü olmaz buna engel oluruz dersiniz millet yine anlar. Ama sanki başbaşka bir şey var. Bir türlü anlayamadığımız bir şey. Allah hayırlısını versin. Hiç iyi günde değiliz. Bir kırılma noktasının tam ortasındayız. Kırılacak mı kırılmayacak mı? Görelim Mevla neyler neylerse güzel eyler….
Ha bu arada listelerle ilgili de bir iki söz söyleyelim. MHP Listesi teşkilat yapısına göre şekillenmiş görünüyor. Ömer Faruk Murat ve Mazhar Gündoğ hadisesinden bunu anlıyoruz. CHP kendince iyi bir liste yapmış. Ak Parti 4-5 sürpriz yaşatmış. Üstü çizilenler niye çizildi, yeni konulanlar niye konuldu kulislerde tartışılıyor. Ancak Ak Parti’de de aynı görüntü yani teşkilat isteği sanki ön plana çıkmış gibi. Genç Parti ve DP’de beklenenler liste başı yapıldı. Fazla bir sürpriz yok. Kayseri’de listelerden dolayı fazlaca bir çalkantı olacağını kimse beklemiyor. Ama şu soru hep kafalarda: Seçim yapılacak mı?