Uzunca bir zamandır ayrı kaldığım sütunlara kavuşmanın, mutluluk ve heyecanını yaşıyorum. Çok önceleri ‘Apolitika kazanı’ ve ‘Acı ama Gerçek’ köşelerimizde sizlerle beraber olmuştuk.
İnce bir mizahi üslup içinde, bazen ‘iğne’, bazen ‘çuvaldız’ içimizden birine batabilir. Sakın ola ki ‘acı’sına kapılıp almamız gereken dersi sakın unutmayalım. Ne de olsa her ‘gerçek’in acı bir yanı mutlaka vardır.
‘Doğru söz (ağıdan) acıdır.’
Kimi insanlara kusurlarını, yanlışlarını, düzensizliklerini, yolsuzluklarını ortaya çıkaran sözleri yüzüne karşı söylemek çok acı gelir.
Çünkü çoklukla bu tür insanlar ya açıklarının ortaya çıkmasını istemezler ya da doğru sandıkları hareketlerinin yanlış olduğunu kabul etmezler.
Ağı’dan da acı olsa, doğru söz, bir kısım hazımsızlık oluşturabilir.
Fakat zaman zaman da olsa ‘şaşabilmeye namzet’ bir beşer olan bizler, kendi vicdani kritiğini yapabilmeli. Yoksa –maazallah- kronik hale gelen hata ve eksikliklerimiz bizim afetimize neden olabilir.
Önce İğneyi Kendimize!..
Malumunuz gazetemiz 8 sayfa olarak çıkmakta. Haber başlığı,spot ve resim birinci sayfadan verilmekte ve devamı 7’de denilerek ilk sayfa muhabbeti sona ermekte. Merak ettiğiniz bir haberse hemen yedinci sayfada devamına göz atma ihtiyacı duyuyorsunuz, tabii bulabilirseniz. Diyelim ki buldunuz, olur ki birinci sayfada ne yazdığını unutmuş olabilirsiniz diye -eğer yer müsaitse resmiyle beraber- aynı haber ta baştan itibaren yeniden sütunlarımızda yer almakta. Fazla mal göz çıkarmaz, zaten çok az okuyan bir toplumuz…
Neyse, eğer gazetemizin iyi okurlarından iseniz ve mesela ikinci sayfaya göz atma ihtiyacı hissetmişseniz, aman Allah’ım o da ne! Az önce devamından mükerreren okuduğunuz haber, resmi devasa büyüklükte, spotu, başlığı bila istisna tüm teferruatıyla bu sayfanın en az yarısını doldurmamış mı? Haber artık zihninizde iyice pekişti herhalde! Yook, yok, okurken dikkat etmediğiniz, gözünüzden kaçan bir harfcik, bir kelimecik , muhtemel bir zayiat olmasın diye aynı mevzuu bahis olan haber eğer dördüncü sayfamız imkan veriyor ve sayfa editörümüzün, konunun önemine binaen kamuoyunun yüksek bilgilerine yeniden sunulmuş olması lüzumu hissedilmişse, aynı haberi yeniden temaşa etmeniz fazla muhal ve şaşılacak bir olay değil… Zaten çok az okuyan toplumuz…
Acı Ama Gerçek
Bugünlerde... Mallarımız arttı, keyfimiz azaldı. Daha büyük evlerde kalıyoruz ama daha küçük ailelerde yaşıyoruz. Konforumuz arttı ama zamanımız daraldı. Diplomamız bol ama sağduyumuz az. Uzmanlıklar arttı ama sorunlar çoğaldı. İlaçlar çoğaldı, hastalıklar arttı. Sorumsuzca para harcıyoruz ama az gülüyoruz. Trafikte çok hızlıyız ama çabuk parlıyoruz. Akşam geç yatıyor, sabah yorgun kalkıyoruz. Az kitap okuyor, çok televizyon seyrediyoruz. Varlığımızı arttırdık ama değerlerimizi yitirdik. Çok konuşuyor ama az gönül veriyoruz ve bol yalan söylüyoruz. Para kazanmayı öğrendik ama nasıl harcanacağını beceremedik. Hayata yıllar ekledik, yıllara hayat katamadık. Aya kadar gidip dönmeyi biliyoruz ama komşumuza geçmek için karşıya geçmiyoruz. Uzaya ulaştık ama ruhun derinliklerine inemiyoruz. Havayı temizledik ama ruhları kirlettik. Atomu parçaladık, önyargılarımızı yıkamadık. Çok yazıyor ama az gelişiyoruz. Daha çok plan yapıyoruz ama daha az sonuç alıyoruz. Acele etmeyi öğrendik ama sabırlı olmayı asla... Gelirimiz arttı, karakterimiz zayıfladı. Tanıdıklar çoğaldı, dostlar eksildi. Çabalar arttı ama mutluluklar azaldı. Bilgisayar ağları kuruyoruz, bilgi otoyolları inşa ediyoruz ama kendi aramızdaki iletişimde zorlanıyoruz. "Dünya Barışı" der, silahlanırız! Daha mutlu olmak için "somurtarak" çalışırız. Yani bugünlerde... Eve çift maaşın girdiği ama çiftlerin boşandığı... Güzel evlerin yuva olamadığı... Kısa seyahatlarin, kağıt mendil gibi ilişkilerin... Kilo dertlerinin ve her derde deva vitaminlerin... Vitrinlerin dolu ama gönüllerin boş olduğu... Günlerde yaşıyoruz!
Bir kere aldanışta, kabahat aldatanın, iki kere aldanışta ise kabahat aldatılanındır.