Mazotu ucuzlatmayacağım.
İşsizlere maaş bağlayıp yüksek maaş vermeyeceğim.
Zenginlere para kazandırmayacağım.
Fakirlerin önünü açmayacağım.
Ben iktidar olursam başörtülüler benden bir şey ummasın.
Laikler ve muasır medeniyet ölçüleri içinde yaşamak isteyenlerin istekleri beni alakadar etmez.
Ben iktidar olursam milliyetçilere verilmiş hiçbir vaadim olmayacak.
Ben iktidar olursam memleketin kalkınması ve müreffeh olması gibi bir gayem olmayacak.
Ben iktidar olursam…
İşime geleni yapacağım.
Yolsuzluk yapanlara hiçbir şey yapmayacağım.
Ben iktidar olursam,
Yol-han-hamam yapmayacağım.
Taş üstüne taş koymayacağım.
Ben iktidar olduğum da, sadece ‘ben’ muktedir olacaksam, bu yukarıda söylediklerim olacak demektir.
Yani bu güne kadar muktedir olanların yaptığını yapmış olacağım ama yalan söylememiş aldatmamış olacağım.
En azından ben iktidar olursam güven yıkmamış olacağım…
Oysa ‘Biz’ im iktidar olacağımıza emin olmuş olsaydım, bir tek şeyi yapmak için söz verirdim.
Aklın özgür ortamı için çalışacağıma söz verebilirdim.
Neden mi!?
Çünkü
Kalu-belada, kâmil bir ruh olarak halk edilen insan, dünyaya beşer olarak adımını atar ve hem bedenen ve hem de ruhen bir tekâmül sürecine girer.
Bu tekâmül süreci, aynı zamanda bir imtihan sürecidir de.
Bu süreç, bir taraftan bize, insan kılınmak için lütfedilen bir nimettir.
Bu nimetten istifade edebilmek tamamen biz beşeriyetin, insan ‘OLMAK’ çabasıyla kayıtlıdır.
Gerçekten iman edenlerin imanla kazanımları, insandan, kâmil insan olmaya giden yolda, olmazsa olmaz değerleridir.
İnanma yoluna giren beşer, insan olma sürecine girmiş demektir.
İnananların saf bağladığı topluluğun en belirgin ve temel özelliği adalettir.
Bu topluluğun her bir ferdi ‘slm’ ehlidir. Güvenlik ve adalet üzere müslimdirler.
Bulundukları yer selam yurdudur.
Bu yurdun en belirgin ve temel akidesi, mensuplarının, akıllarının-mallarının-canlarının –namuslarının(her tür insan olma ve insan kalma özgürlüklerinin) birbirinden emanda-emniyette olmasıdır.
Bu topluluğa katılan her bir yeni beşer, selam yurduna teslim olmuş Müslimlerdir.
Selam yurdu, insan olmanın özgürlükleri yurdudur.
Bunun içindir ki başörtüsü özgür Müslim bayanlara mahsus bir itikadi ve ahlaki olgudur.
İnananların tuttuğu saf-oluşturduğu toplumla Allah’ın ahlakına girilir.
Huluk etmenin temel taşı imandır.
İman ne ise ahlak odur.
Biz yevmil mahşerde hilkati imanla vücut bulacağız.
Kimin ahlakıyla ahlaklanmış isek onun iman safında duracağız.
Ameller, forumlar ve şekillerinden öte, birer ahlaktırlar.
Bir ahlaktan neşet etmişlerdir.
Ahlaksız amellerin bir şekille ve forumla tezahür etmesi, onu bir ‘amel’ hükmüne çıkarmaz.
Şeytan çarpıcı ve ‘güzel’ form ve şekilde amel üretmenin ustasıdır.
Şeytani amellerle, ‘Amel’in arasındaki temel fark ahlaktır.
Toplumda ahlaka en temel olarak delalet teşkil eden ‘Adalet’tir.
İnsanda ahlaka delalet teşkil eden ‘Güven’dir.
Şeytan ahlaksızlığın ve adaletsizliğin yeryüzü rehberleridir.
O bütün sistemini güvensizlik ve nefsin menfaati üzerine inşa eder.
Kutlu Allah elçileri de, hilkat-i ilahinin(ahlakın) ve adaletin rehberleridir.
‘El-emin’ sıfatındadırlar, güvenin rehberidirler.
‘Güveni öldüren toplumu katletmiş olur…’
Beşerin bünyesinden potansiyel olarak var olan hayır ve şerrin, hangisinin tezahürü edeceği, tabi olduğu rehbere bağlıdır..
Hayırlar, şer formunda, şerler, hayır formunda tezahür edebilir ki, bu bir imtihan hikmetidir.
‘Hayır, zannettikleriniz şerr, şerr zannettikleriniz hayır olabilir…’
Şerrin kolayca müttefik bulması, hayırda ittifakın ise, zor ve güç olması ise ‘Olmak’ ile bağlantılı bir hikmettir.
Hayır, olan şeyler tıpkı bir buğday başağı gibidirler.
Sabır ve sebat ister.
Şerler, hayrın her ekildiği toprakta biten ayrık otları gibidir.
Bir sabrın-sebatın ve meşakkatin ürünü değildirler.
Allah’ın mülkünde adaleti temsil etmek ancak ahlakla mümkündür.
Bu mülk de insanın iktidarını baki kılan şey adalettir.
Keferelikle bu mülkte bir iktidar tesis edip devam ettirilebilinir ve ancak zulümle asla muktedir olunamaz.
Küfürle iktidarın kaçınılmaz sonu zulümdür.
Küfürle iktidar, ahlakıyla (inandığı gibi) yaşamayan insanın, yaşadığı gibi ahlaklanma (inanma) sürecine girmesiyle başlar ve zulümle neticelenir.
Kendi nefsine zulümle başlayanın başka nefislere zulümle yola devam etmesi mümkün değildir.
O yüzden ahlakın iktidarı aklın selim olması için olmasa olmaz şartıdır.
Aklıselim olmayan bir toplumda hayrın seçimi, mümkün olan yolları tıkanmış demektir.
Bizim iktidarımız, ancak aklı, selim kılmayı amaç edinebilir.
O yüzden bizim iktidar olmamız gerçek yoksulluğun çözümü demektir.
Ben ancak bizle iktidar olmayı yeğlerim.
Ben o yüzden asla iktidar olmak istemem.
Hakikatte iktidar olmak, ne ucuz mazot talep edenlerin oyundan geçer, nede ucuz mazot sağlayacaklarını söyleyenlerin iktidarı demektir.
Gerçek iktidar nefsine muktedir olanın iktidarıdır.
O sebepten, siz nasılsanız öylece yönetilirsiniz.
Ben sizin iktidar yapacağınız evsafta değilim.
Hiçbir talebinize ‘ben’den bir hayırlı cevap olamaz.
‘Ben’le ancak şeytan beraberdir.
Biz’le beraber olan Allah’tır.