|
Türkiye yıllarca ne çektiyse koalisyonlardan çekti. Birinin dediğini öteki kabul etmez, bunun dediğini de şu kabul etmez. O der ki falanca bakanlıkta ben kadrolaşacağım, diğeri falancada ben. Ülke iki arada bir derede geçip gider. Bakın ülkenin kalkınma dönemlerine, sıçrama yaptığı dönemlere, dünya ile ayak uydurmaya başladığı dönemlere hep tek parti iktidarlarıdır. 50'lerde Türkiye büyük bir kabuk değiştirmiş, un bulamayan, gaz bulamayan insanlarımız daha sonra bollukla karşılaşmış. 80'lerden sonra Özal iktidarı zamanında telefonla tanışmış, otomobille tanışmış, ithalatla tanışmış, muzla tanışmış, Türkiye'de bulunmayan mal ve hizmetlerle tanışmıştır. Ak parti dönemi tek başına iktidarda ise 4.5 yılda olağanüstü değişim yaşanmış, sağlıkta büyük devrimler olmuş, ilaç kuyrukları bitmiş, sevk çilesi bitmiş, özel hastanelerle tanışmış, yollarla. Uçakla, tanışmış, bilgisayarla, internetle tanışmış. Şimdi doğru oturup doğru konuşalım. Ailelerimizin en küçük çocuğuna kadar hangimizin çocuğunda cep telefonu yok, interneti olmayan kaç ev kaldı, arabası olan ailelerin sayısı yüzde elliye yaklaştı. Hangimiz özel hastaneye gidemiyoruz. Hangimiz okul açıldığında kitap derdine düşüyoruz. Hangimizin çocuğu okula servisle gitmiyor. Uçağa binenlerin sayısı binlerle değil artık onbinlerle ifade edilmiyor mu? Mesire alanları, piknik ve gezi planları hangi ailede yapılmıyor. Türkiye çok değişti. İnsanlarımız belki farkında değil ama hayat standardı öncekine nazaran oldukça yükseldi. Tabi bunun yanında zengin daha zengin oldu onu da inkar etmiyoruz. Ama zaten her dönemde daha zengin olmuyor mu? Bal tutan parmağını yalamıyor mu? Biz genel duruma bakıp, ülke gelişiyor mu geriye mi gidiyor onu değerlendiriyoruz. Beş sene öncekine nazaran Türkiye daha gelişmiştir, Kayseri daha gelişmiştir, beş sene önce yapamadıklarını şimdi yapabilir duruma gelmiştir. Şimdi fabrikalarda asgari ücretle çalışan insanlar konut sahibi olabilmek için çeşitli gayretlere girmektedirler. Toki bunların başında geliyor. Belki esnaf daha çok kazanamıyor ama Allah'a şükretmek lazım. Neydi o koalisyon günleri hatırlayın. Anayasa kitapları havalarda uçuşmuyor muydu? İnsanlar sokağa dökülüp açız diye yürüyüşler yapmıyor muydu? Ne çabuk unutuldu o günler. Şimdi koalisyon dönemi gelse olacağı ondan farklı bir şey mi? Tek başına şirketinin patronu olan sanayici ile iki üç ortaklı şirketlerin durumu aynı mıdır? Ya da benzetmek gibi olmasın ama iki evli bir aile ile tek eşli bir ailedeki huzur aynı olur mu hiç? Koalisyon hükümetlerinde partiler kendi partilerine rant sağlayacak işleri yapıp diğer partiye fayda getireceklere engel olmaya gidiyorlar. Bu da ülke insanının zararına sonuçlara yol açıyor. Sağlık birinde eğitim birinde, düşünün eğitim sol partide sağlık sağ partide, adalet sol partide güvenlik sağ partide, tarım sol partide sanayi sağ partide…. Nereye kadar gider bu durum. En yakın koalisyon iktidarına bakın. Üçlü koalisyon. Ecevit, Bahçeli ve Yılmaz üçlüsünün ülkeyi ne durumlara düşürdüğünü ve dışardan Dervişe muhtaç hale gelip ne hallere kaldığımızı. Ya da ANAYOL iktidarlarını hatırlayın. Mesut Yılmaz Tansu Çiller olaylarını. Bu memleket ne günler yaşadı? Allah bir daha O günleri yaşatmasın…
|