|
Erkan Mumcu'ya önce Ak Parti'den bir parça koparmak, sonra da Çankaya seçimlerinde eşi başörtülü birinin çıkmasını engellemek için Meclisi tıkamak görevi verilmişti. Ağar'a da büyük DP vaat edilmiş iktidar sözü verilmişti. Onlar rollerinin gereğini ziyadesiyle yaptılar. Baykal'a ise kılıç rolü verilmişti. O da rolünü oynuyor sistemin bekası için gerekirse ülkeyi bile tehdit edebiliyordu. Mahkeme şu kararı vermezse fena olur ha diye aba altından sopa bile gösteriyordu. MHP'ye ise iktidar ortağı sözü verilerek Ak Parti'ye karşı amansız bayrak açma rolü verilmişti. Haydar Baş Hoca'nın siyasette hangi rolde olduğunu zaten bilmeyen yoktur. Erbakan Hoca'ya ise Ak Parti'nin karın boşluğuna sert darbeler indirmesi rolü denk gelmiş, ne yazık ki o da rolünü çok iyi bir şekilde yürütmeye devam ediyor. Aslında amaç Çankaya'nın düşme tehlikesini bertaraf etmek, bir başka deyişle başörtüsünü Çankaya'dan uzak tutmak. Zira şunu herkes biliyor ki 2002 seçimlerinde Ak parti büyük çoğunlukla iktidara gelince sistem ve güçleri kara kara düşünmeye başladılar. Allah'tan ki Çankaya seçimlerine 4 yıl vardı. 4 yıl içinde bir şekilde oraya Gül veya Erdoğan'ın çıkmasını engelleyecek bir mekanizma bulacaklardı. Ak Parti açısından olaya bakıldığında "evet iktidara büyük bir güçle gelinmişti ancak daha önceki hatalara düşmemek, sistemin iç dinamiklerinin gücünün farkına varılarak Çankaya seçimlerine kadar vaziyeti idare edip bu süre içerisinde AB süreci, ABD ile ilişkiler falan filan denilerek onların desteğini de arkasına alarak Çankaya savaşından galip çıkmak ve ondan sonra da gerçek yapılacakları gündeme almak. Yani Çankaya'ya başörtülü bir first lady çıktığı zaman şöyle denilecekti. Bakın Meclis Başkanının eşi başörtülü, Başbakan'ınki öyle, Cumhurbaşkanının eşi de başörtülü hal böyle olunca neden başörtülüler üniversitede okuyamıyor. Bu soru etrafında açılımlar getirilerek hatta Anayasa Mahkemesi üyelerini, Danıştay üyelerini, YÖK ve Rektör atamalarını yapacak olan Cumhurbaşkanı bu işi kolaylaştırabilecekti. Onun için sessizce bekledi Ak Parti. Tam bir sinir harbi yaşanıyordu. Ön tahrikler yapılıyor ancak kimse kavgaya başlamıyordu. Ta ki Gül aday olup tam seçilme arefesindeyken son gece ne olduysa işte o zaman oldu. Roller dağıtıldı, sistem çalışmaya başladı. Çankaya seçimleri tıkandı, hükümet zora girdi ve çekilme harekatının gereği olarak baskın seçim kararı aldı. Şimdi rövanş için Ak Parti bastırıyor. Ancak sistem yine kendi refleksini geliştirerek Ak parti haricinde adeta tüm partileri etrafında topladı. Topyekün saldırın talimatını verdi. Herkes yapması gerekeni iyi biliyordu. Cem Uzan'ından Haydar Baş'ına, Erbakan Hoca'sından Bahçeli'ye, Baykal'ından Şener'ine kadar. Çünkü sistem için bu çok önemli bir mücadele idi. Ne yapıp yapıp Ak Parti'yi aşağılara çekmek gerekiyordu. Nihai hedef tümüyle bozguna uğratıp iktidardan düşürmekti ama Ak rüzgarı devam ettiği için bu sağlanamasa bile oylar aşağı çekilerek sistemle uzlaşma seviyesinde bırakılabilirdi. Önce Cumhuriyet yürüyüşleri, sonra Cumhuriyet'in ilanları, sonra Tuncay Özkan'ın ve İlhan Selçuk'un yönlendirmeleri, emekli generallerin kapı kapı ziyaretlere başlaması. Benim dikkatimi çeken gazetelerde bir haber çıkıyor: Emekli generaller Hoca'yı ziyarete gitti diye. Bundan bir hafta sonra Erbakan hocamız en sert muhalefete başlıyor. Bunlar domuz çiftliği kurduruyor, zinayı suç olmaktan çıkardılar, bunlar Siyonistlerle işbirliği içinde(Sanki zina daha önce suçtu, zina yapanlar hapislerde çürüyordu, sanki domuz çiftliği daha önce yoktu, sanki İsrail ile anlaşmaları sürekli Erdoğan yaptı, sanki Hocam İsrail ile masaya oturmadı) gibi o bildik ve de şimdiye kadar her partiye söylediği lafları şimdi Ak Parti'ye ve yıllarca omuz omuza görev yaptıkları evlatlarına söylemeye başlıyor. Saadet Partisinin iktidara geleceğinden falan değil. Ona düşen görev Ak parti'ye karın boşluğundan darbe vurmak ve iç organlarını zedelemek. Yani içerden çürütmek. Yapsın Hocam. Kimsenin bir şey dediği yok. Allah her şeyi görüyor ve biliyor. Herkes rolünü oynuyor. DSP'ye bir görev verilmiş, sakın seçime girme, Baykal'ı Başbakan yapacağız diye. Bahçeli'yi de yardımcısı yapacağız. Neden? Çünkü bu kez de Ak Parti çok büyük bir çoğunlukla gelirse bir daha gitmez ve sistemi ele geçirir. O halde her yol mübah. Sistemin savunuculuğunu üstlenenlere ne diyelim? Ortada bir oyun var, herkes rolünü güzel yapmaya çalışıyor, ama bir de gerçekler var. Gerçek 23 Temmuz'da tüm ortaya çıkacak.
|