DUYDUNUZ MU?
*Seçimlere beş gün gibi kısa bir sürenin kaldığını,
*Son üç gün içinde neler olacağına dair acaip komplo teorileri üretildiğini,
*Amerika'nın Türkiye İran arasında yapılan doğalgaz anlaşmasından aşırı derecede rahatsız olduğunu,
*Amerikanın sıkışıp kaldığını, Irak'tan çıkmak için can attığını,
*MHP'nin barajı aşacağı varsayımlarının iyice kuvvetlendiğini,
*CHP -MHP koalisyonu'nun da şimdiden hazır olduğunu,
*Lig fikstürünün çekildiğini, en iyi fikstürü Galatasaray ve Beşiktaş'ın, en kötü çekilişi de Fener'in çektiğini,
*Erbakan Hoca'nın Ak Parti'ye karşı ağza alınmayacak sözler sarfettiğini, ama Hoca konuştukça Ak Parti'nin oylarının arttığını,
*Ak Parti'nin İstanbul mitingine 600 bin insanın katıldığını,
*Saadetin İstanbul mitingine de büyük bir kalabalığın katıldığını,
AK PARTİ'DEN ABD'YE GOL
Siyasi muhalifler her ne kadar da orada burada "Ak parti hükümeti ABD'nin emrinde, BOP'un eşbaşkanı"falan filan diye sallasalar da gerçek hiç de öyle değil. Amerika aslında elinden gelse şu anda Ak Parti iktidarını yıkıp yerine MHP-CHP Koalisyonunu kurdurur bile. Bakın size en son örnek. Türkiye ile İran uzun süredir çok gizli olarak bir anlaşmanın peşindeydiler. Nihayet anlaşma imzalanınca duyurdular. Türkiye ile İran hem Amerikayı hem Rusya'yı devre dışı bırakarak Avrupaya gaz dağıtım işinde anlaştılar. Amerika'dan hemen ses geldi. Bu anlaşmayı tanımıyoruz. Büyükelçileri hemen bizim bakandan randevu talep etmiş. Görüldüğü gibi AK Parti Amerikanın emrinde falan da değil.
GÜL'DEN AMERİKAYA TEHDİT
İş bununla da sınırlı değil. Dün bir açıklama yapan Gül Amerika'nın PKK'ya silah sağladığı iddialarının gerçek çıkması durumunda Amerika ile ilişkiler darmadağın olur demiş. Yani öyle "bunlar amerikanın emrinde, o ne emrederse bunlar yapar" mantığı da tamamiyle suizan. Kimse vatanını satmaz, kimse ülkesini böldürmez parçalatmaz. Hele hele Erdoğan ve Gül gibi aslında çok milliyetçi iki insan bunu hiç yapmaz.
GÜL'DEN KÜRTLERE UYARI
Dışişleri Bakanımız Abdullah Gül Kuzey ırak'taki Kürtlere son tavsiyesini güzel bir dille yapmış. Aklınızı başınıza alın, dostluğumuz kuvvetli, düşmanlığımız ise tehlikelidir demiş. Bakın bize tabi olun, bizimle dost olmaya çalışın, düşmanlığımızı kazanırsanız o zaman yandınız demiş. Bir de çıkarlar derler ki Gül Barzani ağzıyla konuşuyor falan filan. İl insaf yani. Daha ne desin. Kürtleri resmen tehdit ediyor, Amerikayı tehdit ediyor, gizli anlaşmalarla hem Amerikayı hem Rusya'yı sıkıntıya sokuyorlar, onları devredışı bırakıyorlar, bundan iyisi can sağlığı.
AMERİKA ARTIK TÜRKİYE'DEN KORKUYOR
Artık eskisi gibi değil. Amerika Türkiye'den korkuyor. Türkiye'yi kaybetmekten de korkuyor, Türkiye'nin öfkesini çekmekten de korkuyor. Oysa eskiden neydi bir hatırlayın. Rahmetli Başbakan Ecevit'in Amerikan başkanının yanında nasıl oturduğu aylarca fotoğraflarla konuşulmadı mı? Geçti o günler. Artık reste karşılık rest. Akıl var mantık var. Şunu hiç düşündünüz mü? Dünyadaki Amerikan karşıtlığında Türkiye bir numaraya yükseldi. İki yıldır böyle. Neden Ak parti iktidarında Türkler amerikan karşıtı oldu? Ak Parti'yi sevenler çoğalırken Amerikaya düşman olanlar da çoğalıyor. Ak Parti Amerikan yanlısı olsu hiç böyle bir sonuç çıkar mıydı?
ERDOĞAN GÜL'Ü TALTİF ETTİ
Kanal 24'te izledim. Başbakan Erdoğan Gül'ü o kadar samimi duygularla yüceletti ki anlatamam. O benim kardeşim, dava arkadaşım. O nederse o olur. Cumlurbaşkanlığı adaylığı da devam ediyor. Ta ki kendisi çekiliyorum diyene kadar dedi. Daha ne desin. Başbakan Gül'ü harcadı iddialarına gelince. Hiç Cumhurbaşkanı adayı olmakla harcanır mı insan. Tam tersine yücelir. Başbakanlıktan üstte ne var, Cumhurbaşkanlığı, Erdoğan Gül'ü Cumhurbaşkanı olmaya layık görmüş ve onu aday çıkarmışsa bunun adı harcanmak olabilir mi? Harcanıp da ne oldu? İktidara gelince yine bakan yine Başbakan Yardımcısı, hatta yine Cumhurbaşkanı adayı. Daha ne olsun. Bu nasıl harcama. Harcama işi nasıl olur? Cumhurbaşkanı adayı oluyorum diyen kendi dava arkadaşının ağzını burnunu yumrukla kırdırmaktır harcamak. Anlayan anlamıştır bu sözümü.