Öncelikle şunu vurgulamam zorunludur:
MHP’yi meclise girdirecek olan şey, CHP’nin MHP’ye vereceği söylenen sadak oyları değildir.
MHP’yi daha öncede, şimdi de, gelecekte de, meclise girdiren-girdirecek olan, Dindar MHP seçmenidir.
Dindar seçmen ehil ve güvenilir bir MHP kadrosu gördüğünde tek başına da iktidara taşır.
Şu seçim arefesinde, dindar MHP’li seçmen kardeşlerimin ciddi bir paradoks-ikilem yaşadığını gözlemliyorum.
Bu ikilemin sebebi şu:
Bir yandan gönül verdikleri, bin bir çile ile yıllardır emek vermiş oldukları davalarının bir siyasi organizasyonu olan MHP’nin meclise girmesini istiyorlar ki bu gayet meşru ve doğal bir istektir.
Diğer yandan da, DSP_ANAP_MHP koalisyonu döneminde yaşadıkları karabasanı, partilerinin düşürüldükleri durumu hatırlayıp MHP’nin CHP ile bir koalisyon kurmasından ve tekrar benzer şeylerin yaşanmasından çekiniyorlar.
*‘Solcuysan CHP’ye, sağcıysan MHP’ye oy ver..’ sloganlarının atıldığı, Tandoğan’dan başlayıp İzmir mitingiyle sonlanan süreçten bir sonuç olarak çıkarılan, CHP-MHP koalisyonu fikrinin, geçmişte Rahmetli Türkeş ve Erbakan hoca ile yapılan ittifak gibi MHP ile CHP seçmeninin doğal tabi bir süreçte oluşmuş bir konsensüsü olmadığını, aksine bir toplumsal mühendislik çalışması olduğunu çok iyi bilmekteler.
Dindar MHP seçmeni, partisinin lider ve kurmaylarının bu konjoktörde, CHP ile bir koalisyon kurup kandillerine bir damla yağ damlatabilme arzusunun da farkındadır.
* Ve fakat geçmişte olduğu gibi Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olacağı endişesini MHP dindar seçmeni kadar lider kadrosunun önemsemediği açıkça ortadadır.
*Dünya sermayesini yöneten derin dünya güçlerinin, Ukrayna –Kırgızistan – Gürcistan v.b ülkelerde oluşturduğu gibi Ülkemizin ortak değerlerini olumlu-olumsuz kullanan, söz de sivil toplum komiteleriyle yaptığı ‘Turuncu-Sarı’ devrimlerin bir kötü taklidi olan bu mitinglerin sonucunda ve yaptığı e-darbe manipülasyonlarla eğer askerimizin ve bürokrasinin gerekli ve yeterli desteği alınabilmiş olsaydı bir CHP-MHP koalisyonuna ihtiyaç kalmayacaktı.
Kadife-mor-turuncu-sarı ve sedir gibi renkli post modern devrim koleksiyonuna Kırmızı-beyaz bir devrim daha eklemiş olacaktı.
*Dindar MHP seçmeni, çok ateşli ABD düşmanlığı yapan nice ABD ve dış güçlerin içimizdeki Truva atlarının olduğunun da farkındadır.
*Dindar MHP seçmeni ; Kemal Bey bize 10 milyar dolar verecekler mi..? Diye bir önceki seçim arefesinde CHP-ABD arasındaki görüşmeleri yürüten Kemal Dervişe soran Deniz Baykal’ın ‘Katır’ pazarlıklarını da unutmuş değildir.
*Dindar MHP seçmeni, kendi parti liderinin Telekom konusunda ABD ve IMF müfettişi gibi çalışan Kemal Derviş tarafından nasıl tongaya düşürülüp, 16 sayfalık IMF kararlarını yarım sayfa imiş gibi imzalatıldığını da çok iyi bilmektedir.
Asıl içini yakan şeyde davasının siyasi organizasyonu olan bu partinin ehliyetsiz ve kabiliyetsiz ellerde düşürüldüğü durumdur.
Dindar MHP seçmeni, günü birlik-kojoktürel kararların ne olumsuz, telafisi sonradan mümkün olmayan sonuçları doğurduğunu çok iyi bilmektedir.
Rahmetli Alpaslan Türkeş’te de bunu görmüştür.
Şimdiki siyasi kadrolar gibi pragmatist faydalar peşinde olmuş olsaydı MHP’yi her dönem iktidar ortağı yapardı.
Dindar MHP’li seçmen çok iyi biliyor ki, bu dönemde MHP meclise girerse lideri ve yönetim kadrosu MHP’nin başında bir müddet daha bulunma fırsatını yakalayacaklar. Hem de iktidar ortağı olarak.
Aynı zamanda bu, iktidar sonrasında MHP’nin dağılacağı anlamına gelmektedir.
Bence Dindar MHP seçmeni MHP’nin dağılmasına asla izin vermeyecektir.
Dindar MHP seçmeni, partisinin CHP ile kesin bir koalisyon kuracağı kanaatine varırsa kendi eliyle partisini meclise sokmayacaktır.