|
İlginç bazı anekdotlarla başlayalım. Bir zamanlar oy vermeye karşı olan ve şimdiye kadar hiç oy kullanmamış İslamcı birisiyle konuşuyorum. Diyor ki: "Şimdiye kadar hiç oy kullanmamıştım, ama 27 Nisan hadisesinden sonra, Gül'e sadece eşi başörtülü olduğundan dolayı Çankaya'yı vermeyenleri, Çağlayan ve Tandoğan mitinglerini gördükten sonra yemin ettim tam bir aydır Ak Partiye oy topluyorum. Tüm sülalemi, tanıdığım tanımadığım çevreleri geziyor ve Ak Parti'ye oy vermeleri için çabalıyorum. Ben de tüm ailecek Ak parti'ye oy vereceğim" aynen böyle diyor. İsmi bende kayıtlı. Bu şekilde şimdiye kadar sandığa gitmemiş ya da boş oy vermiş beş altı kişi daha gördüm onların söyledikleri de benzer cümlelerdi. Geçmişte MHP'ye oy vermiş pek çok tanıdığımla rastgeldikçe konuşuyorum bir kısmı tamamiyle Ak Partili olmuş, Ak Parti'den başkasına oy yok diyor. Ama bir kısmı yine MHP'ye vereceğini söylüyor. Asgari ücretle çalışana soruyorum Ak Parti diyor, işadamına soruyorum Ak Parti diyor. Fanatik olan ve takım tutar gibi parti tutanları istisna tutuyorum. DYP'li ANAP'lı diye bir şey kalmamış zaten. Onların çok ama çok büyük bir bölümü Ak Partili olmuş. CHP'ye geçmişte oy vermiş bazı sosyal demokratlar da bu kez Ak Parti'ye oy vereceğe benziyor. Aslında bunlar orta yerde duran sesi çok çıkan, piyasanın tanıdığı bildiği aktörler. Peki ya sessiz çoğunluk? Binler onbinler. Gecekondu semtlerinde oturanlar, konutlarda kooperatiflerde oturanlar, aileler, gençler, ev kadınları, köylüler, kendi halinde yaşayan gariban vatandaşlar topyekün sessiz çoğunluk? Asıl bunlar sandıkları patlatacak olan. Bence sessiz çoğunluk büyük bir çoğunlukla Ak Parti'ye oy verecek. Neden mi? Maddi ve manevi sebeplerden dolayı. Nasıl yani? Maddi boyutuna gelelim. Öyle altın maltın değil. Yoksul kesimler görüyor ki kendilerine ancak onlar sahip çıkabilir. Aşevlerinden ekmek ve yemek alıyorlar, yakacaklarını onlar temin ediyor, sağlıkta artık çok büyük bir kolaylık geldi, çocuklarının okul kitaplarını onlar veriyor, Dolar Avro düştü garibanın işine yaradı. Beş yıl önceki mal ve hizmetler şimdi eskisinden daha da ucuz. Geçmiş dönemleri düşünüyor. Bir yoksul kolay mıydı sosyal güvencesi olmadan doktora hastaneye gidebilsin. İlacını bile ondan bundan yardım alarak almıyor muydu? Geçmiş dönemde özellikle DSP-MHP-ANAP Koalisyon hükümeti zamanında gelecekten tamamen umutsuz değil miydi? Oysa şimdi umut var. Türkiye daha iyi olacak diyor. Sağlık, eğitim, adalet daha iyi olacak diyor. Boş vaatlere kanmıyor yapılanlara bakıyor. Emeklilerin maaş kuyruğunda nasıl can verdiğini çok yazdık gazeteci olarak. Maaş almak bile bir zulme dönmüştü. Türkiye kabuk değiştiriyor çağ atlıyor. Dere geçerken at değiştirilmez derler. Onu düşünüyor sessiz çoğunluk. Türkiye tam 4.5 yıldır aralıksız büyüyor ve büyüme hızı rekorları aştı. İşin maddi boyutu saymakla bitmez ama bir de manevi boyutu var. İnsanları Ak parti'ye yönelten sebep. Muhafazakar insanlar diyorlar. Emanet sağlam ellerde olmalı diyorlar. İnancını parti yöneticilerinde görünce insan daha bir mutlu oluyor. Gül'ün Erdoğan'ın babasına, annesine eşine bakıyor kendi ailesi gibi. Onların yaşantısına bakıyor, inancına bakıyor fark yok. İşte o zaman bir sıcaklık ve sempati rüzgarı esiyor. İçimizden biri bunlar diyorlar. Onun için oy veriyorlar veya vermek istiyorlar. Hele bunlar İslamcı denilerek Erdoğan ve Gül'ün üzerlerine gitmeler yok mu işte o hareketler sessiz çoğunluğu daha da kamçılıyor. Baykal konuştukça, Çalayanda Tandoğanda Türk'e karşı Türk bayrağı sallandıkça daha bir kuvvetle Ak parti'ye sarılıyorlar. Çankaya'ya Ak partili biri çıkamaz sözü onları çılgına çeviriyor. Beyaz Türkler, zenci Türkler ayrımı ve bu ayrımda Erdoğan ve Gül'ün de kendileri gibi zenci Türk olarak görülmesi "Bunlar bizden" duygusunu körüklüyor.Ha takım tutar gibi parti tutanlar, ülkeyi sattı böldü gibi insafsız damgalar vuranlar yok mu elbette var, onların sesi çok çıksa da sessiz çoğunluğun sesi 22 Temmuz'da onları bastıracak.
|