Çok anlamsız ve çok banal bir tartışma yürütülüyor.
Deniz Baykal’ın seçim esnasında düşüncesizce savurduğu ve seçimde de başına bela olup kendisine itibar, partisine oy kaybettiren ‘uzlaşma sağlanmazsa kriz çıkar’ lafı, ne yazık ki hala Cumhurbaşkanlığı söz konusu olunca revaçtan düşmüyor.
Bir deli kuyuya bir taş attı diye, bütün akıllıların o taşın peşine düşmesi, aslında akıllı zannedilenlerin de, o taş atan gibi olduğuna delalet teşkil eder.
Atalarımız ne güzel söylemiş: Hırsla kalkan zararla oturur. Diye.
Deniz Baykal ve akıl hocalarının tüm avanesi hırsla kalkmışlardır ve zararla oturmuşlardır. Seçimlerdeki geleneksel sandık ayak oyunlarına fırsat verilmeyişi, baba kurumların bu ‘mesele’de taraf olduklarını alenen açıklatmalarına ve seçim öncesi tüm manipülasyonlara rağmen Milletin bertaraf olmadan bir taraf olması paranoyalarını artırmıştır.
Ne, ne yaptığının, nede ne söylediğinin farkında olmayan, farkında olduğunda hemen daha tehlikeli başka bir mecraya yönelen bir tavır, sorunlu ve hastalıklı bir tavırdır.
Kendi parti binasını, kendi seçmeninin hışmından koruyabilmek için Çankaya belediyesi çöp arabalarından başka çözüm üretemeyen bir lider ve parti teşkilatının, ne bu ülkeye nede herhangi bir canlıya faydaları olmayacağı gibi kendilerine de bir faydaları yoktur.
CHP şimdiki yönetim kadrosu ve yıllardan beri devletin en üst bürokratik kurumlarının tepelerine yerleştirdiği adamları çok ciddi bir travma geçirmektedir.
Aklen ve bedenen yaşlı olmaları nedeniyle, hiçbir mantığın asla kabul edemeyeceği ve hatta geçmişte kendilerin ısrarla dayatıp yasallaştırdıkları, kanunları yasaları hiçe sayan söz ve davranış içerisine girmektedirler.
Milletimiz ve vatanımız adına bu çok dramatik hem acınası ve hem de gülünesi bir durumdur.
Ey Türk kamuoyu, Cumhurbaşkanı seçilmiştir.
İçi dışı kriz dolu olanlar sindirse de, sindirmese de, millet- cumhur, bu genel seçimlerin erkene alınıp yapılmasına sebep olan Cumhurbaşkanlığı konusunda taraf olmuştur ve o makama Sayın Abdullah Beyin layık olduğunun altını verdiği oyla kalın bir kırmızı hat olarak çizmiştir.
Milletin çizmiş olduğu kırmızı hat, öyle sizin çizip sonra bir kitabına uyduruveririz diye dış güçlere ihlal ettirdiğiniz hatlara benzemez.
Bu hattı aşanı Millet CIZAR.
Ha bu arada parantez içinde belirteyim; Sayın Devlet Bahçeli, kavgayı seviyor olabilir dolayısıyla dayanamayıp Deniz Baykal-vari söz ve davranışlara yönelebilir.
Bunun Millet nezdinde ne anlama geldiğini Sayın Bahçeli çok iyi bilir. İkinci kez damdan düşene uyur-gezer denir.
Sen farklı bir partisin, sen idealleri olan bir partinin liderisin, illaki muhalefet edeceğim diye ana muhalefet partisinin mukallidi olman şart değil.
Bu ülke Bir Baykal’a tahammül edemezken, ikinci bir Baykal olman gerekmez.
Hem sonra bu ağır seçim yenilgisinden sonra ateşe düşen, partisinin başında kalabilmek için Cumhurbaşkanlığı başta olmak üzere bütün önemli konuları kriz ve kaos mantığıyla, (tabiri caizse bir elinde benzin bidonu, diğerinde çakmak ne zaman nereyi tutuşturacağı belli olmayan) gündemi işgal ederek kendisinin paçasını kurtarmak isteyen Deniz Baykal’ı kurtarma görevi gibi bir göreviniz yoksa
Krize endeksli bir muhalefetin mantık dışılığını seçimler göstermiştir.
Millet krizden besleneni krizin ortasına atar.
Aynen CHP gibi, aynen Baykal ve avanesi gibi.
Ülkemizin Cumhurbaşkanlığı gibi bir meselesi yoktur.
Millet, Sayın Abdullah Gül’ü Cumhurbaşkanı olarak seçmiştir.
Size de, TBMM de resmi prosedürü tamamlama görevi vermiştir.
Benim size bu milletin bir evladı olarak tavsiyem, görevinizi yapın arkadaş.
Bu sizin için hayırlı olur. Millet’in kendisi için hayırlı olur diye tercih ettiği şey herkes için hayırlı olur.
Öyle tehditle -mehditle yanaşık düzen içerisine sokup Milleti uydurmayın.
Millete uyun.
Millete kriz restini çekenlere milletin cevabı açık-seçik olarak şudur: Evet kriz restinizi gördüm, çıkarmazsanız, ………. dedi ve restini çekti.
Bir politikacının Milleti tehdit etmesi demek anasını-babasını, atasını-ceddini tehdit etmek demektir.
Bir insanın kendileri için seve seve canını vermesi gerekenleri tehdit etmesi, çok farklı ve derin aynı zamanda bulaşıcı bir hastalıktır.
Allah’tan sizlere acil şifalar diliyorum.
İnşallah Allah’ın hidayeti ve inayeti ile bu Vatan ve Millete hayırlı partiler liderler yöneticiler olursunuz.
Size şifa için kabul buyurursanız bir küçük anahtar vereyim; Biliyorum pragmatist ve pozitivist mantığınız almayacak ama, Nefislerinizin hoşuna giden istekleri ve arzuları tercih etmeyin siyasi rakibinizin işine yarayacak olanları tercih edin.
Ha zannedilmesin ki biz, Abdullahçılık yapıyoruz.
Kaldı ki biz Allahçılığı ve peygamberciliği put kabul edenlerdeniz.
Vesselam.