Sayın Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı seçilip Köşk’e oturmasının üzerinden bir hafta geçti.
Altı ayı aşkın süredir, her türlü baskı, entrika ve engellemelere rağmen, seçimin ezici galibi Ak Partili milletvekilleri ve Muhsin Yazıcıoğlu’nun desteği, MHP’nin tensibi ile nihayet Gül, Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturdu.
Yaklaşık yüzelli yıldır, kendilerini bu memleketin ‘sahibi’ ve ‘safkan beyazı’ gören halktan kopuk güruh’un da devr-i sabık’ı son bulmuş oldu. Her zaman ve şartta kendilerini memleketin dikeyi, mazlum halkı da yatayı kabul edenler, halkın ‘osmanlı tokadı’nı suratlarına öyle bir yediler ki, hala kendilerine gelemediler.
Üstad’ın ifadesiye ‘Gökleri çökertecek ve yeni kurbağa diliyle, bütün dikeyleri yatay hale getirecek bir nida kopararak, ‘mukaddes emaneti ne yaptınız?’ diye meydan yerine çıkacağı günü kollayan bir gençlik…’ serüveninin önemli bir evresine daha tanık olduk.
Bütün dikeyler yatay hale geldikten sonra, değil meydan yeri, memleketin en tepe noktasına çıkan ‘Gül’ümüz’, yüzlerce yıldır, adeta buharlaştırılarak yok edilmeye çalışılan ‘mukaddes emanet’in arayışına girip, ‘ne yaptınız?’sorusunu da sorabilecek mi?
Gül Çankaya’ya çıkamaz, diyenlere
bir fıkra!
Adamın biri, kendi imkanlarıyla bir uçak yapıyormuş. Kendisini seyretmeye gelen halk, bir sürü metal ağırlığına ve aleladeliğine bakıp, her defasında ‘bu uçak uçmaz!’ diyorlarmış. Uçmaz denen uçak, nihayet tamamlanmış, uçmaya hazır hale getirilmiş. Yine ‘uçmaz’ diyen kalabalık güruh meydan yerine toplanmış, ‘bak biz demedik mi, uçmaz diye’ kendi aralarında konuşuyorken, uçak birden havalanmış, semada turlar atmaya başlamış, şahlandıkça şahlanıyormuş. Hayal kırıklığına uğrayan kalabalık bu sefer yine dudak bükmüş. Havaya bakarak ‘Bu uçak inmeez!’ demişler.
Ramazan Fırsatçıları Pusuda!
Mübarek Ramazan ay’ına kavuşmamıza sayılı günler kaldı. Genelde tüm ülkemizde, özel de de şehrimizde, maalesef Ramazan ay’ına mahsus özel fiyat tarifeleri, ‘Ramazan fırsatçıları’ tarafından uygulanagelmekte.
Bazı spekülatörlerin, daha şimdiden, kuraklığı da bahane ederek yaptığı hazırlıklarla, fiyatların fırlayacağından bahsediliyor.
Neredeyse, gelenek haline gelen ‘Ramazan fırsatçılığı’ ile her yıl olduğu gibi, perakendeci toptancıyı, toptancı üreticiyi, üretici kuraklığı sebep gösterecek ve olan yine tüketiciye olacak.
Gözünü büyük oranda kar hırsı bürüyen fırsatçılar, onbir ayın sultanı, Mübarek Ramazan’ın rahmet ve bereketini lekelemeye çalışıyorlar, aynı zamanda.
Ramazan’ın rahmet ve bereketini fırsat bilip, paylaşma ve dayanışma duygularını ön plana çıkarmak yerine, fırsatçılık yaparak Ramazan’ı zam ayına çevirmeye çalışanlara en güzel cevabı, beklide bu beldede yıllar önce ticareti ellerinde bulunduran gayrı Müslimler, oruç tutan Müslümanlara taltif olsun için özellikle Ramazan ayında fiyat indirimi yaparak, veriyorlardı.
Ticaret odaları, meslek odaları ve yerel yönetimler bu konuyla ilgili hiç değilse Ramazan ay’ına mahsus bir gayret içine girerek, bir çözüm getiremezler mi?
Bir zamanlar aynı konuyla ilgili Şükrü Karatepe’nin ‘Canımı sıkmasınlar, üreticiden kamyonlarla getirdiğim ürünleri, şehrin merkezinde halka dağıtırım’ tehdidiyle de fırsatçıları yıldırılamamıştı.
Okulların açılma döneminin de aynı günlere denk gelmesiyle beraber, anlaşılan bu konu neşter atılıp, etkin bir denetleme ve yaptırım ile çözüme ulaştırılması gereken bir konu.
Dini bir ibadet üzerinden, böyle bir fırsatçılık geleneğinin oluşturduğu gölgeyi, elbirlik ortadan kaldırmak gerekir.
İnsanların gönlü bir kap gibidir. Onların en iyisi en geniş olanıdır.
Hz. Ali