Gazetecilik zor bir meslek diye büyüklerim hep der. Gerçekten de zor bir meslek. Kamu yararına çalışan bir insan olarak o kadar zorluklarla karşılaşıyorsunuz ki. Öyle olaylara şahit oluyorsunuz ki elinizden olayı yazmaktan başka hiçbir şey gelmiyor.
Halkın sorunlarını duyurmaya, devleti zarara uğratanlar ile haksızlık yapanlara karşı amansız bir mücadelenin içindesiniz. Bazen “ Yeter be. Bana ne” diyesiniz geliyor ama diyemiyorsunuz.
Ama güzel yanları da var bizim mesleğin. İnsanlarla tanışıyor ve dertlerine bir çare olabilirseniz onun mutluluğu size yetiyor. Mesai diye bir kavram yoktur bizim meslekte. Sabahın körün de de gelebilir, gecenin bir yarısına kadar da çalışabilirsiniz. Yani polis ve asker gibi 24 saat esasına göre çalışırsınız.
Bu kadar laf kalabalığı yeter diyorsanız. Firma Toplantılarına neden katılmayacağım onu izah etmeye çalışayım. Gazeteciliğin gereği olarak firmaların basın toplantıları ve davetlerine icabet etmek gerekiyor.
Sonuçta bir haber olayı var. Ama geçen gün gittiğim Kayseri’de büyük bir firmasının sabahki toplantısından sonra bir daha firma toplantılarına katılmama kararı aldım.
Kendine gazeteci diyen birkaç kişi yüzünden kendimden utandım adeta. Toplantı kahvaltıyla başladı.
İki tane genç hemen yanımdaki sandalyeye oturdular. Önce şöyle bir tiplerine baktım. Gazeteciye hiç benzemiyor. Saçları bir kilo jöle kullanılarak dikleştirilmiş, punkçulara benziyorlar.
Kulaklarına da küpe takmış ki tam olmuş yani. Neyse gençlere sordum ( Siz ne iş yaparsınız) önce birisi cevap verdi ( Ben ….. gazetesinde köşe yazıyorum) diğeri de ( Ben …… radyolar ile birkaç gazete çalışıyorum) Bende kendimi tanıttım. Sonra yanımdaki Süleyman( Gazetemizde yaz aylarında mesleği öğrenmeye çalışan oldukça saygılı ve sevdiğim bir kardeşim) onunla konuşmaya başladım. Bu iki arkadaşta kendi aralarında sohbet ediyorlar.
—Akşam ne yaptınız?
—… ( Burada bir kız ismi söyledi) bize geldi oturduk.
—Biraları bitirdiniz mi?
— Hepsi bitti. Hatta… Gelirken de getirmiş onlar da bitti
Kendine gazeteci diyen iki arkadaşın sohbeti aynen yukarda aktardığım gibi. O kişilerin özel hayatları beni hiç ilgilendirmez ama onların kendilerine gazeteci diyerek yanlarında oturan kişiye bakmadan sesli sesli sohbetleri beni utandıran.
Konuşanların yanında ben olmayabilir firmanın yetkili bir kişisi olabilirdi.
O zaman o yetkili kişi gazeteciler hakkında ne düşünürdü? Eğer özel sohbetin varsa ve çok önemliyse sessiz bir şekilde konuşabilir ya da dışarıda sohbet edilebilir. Ama öyle olmuyor.
Bu bir örnek ti. Bunun gibi birçok kendine gazeteci diyen kişi var.
Sadece işin havasına kendini kaptırmış para pul önemli değil diyen insanlar var. Bir toplantı esnasında nasıl hareket edeceğini bilmeyen bir gazetenin tanıtım kartını almış insanlar var.
Suç bunlarda mı bence değil.
Suç bu insanları 50–100 YTL prim ile çalıştırırım zihniyeti ile hareket eden o gazete ve radyo sahipleri.
İşte bu yüzden, böyle manzaraları görmemek ve o insanlarla aynı kefeye konmamak için bundan sonra firma toplantılarına katılmama kararı aldım. Çok mecbur kalmadıkça gitmeyeceğim.
Bu bir özeleştiridir.
Gazetecilik mesleğinin hak ettiği yere gelmesini istiyorsak böyle manzaralara izin vermemiz gerekir.