Cumhurbaşkanı, zaten adı üzerinde ‘cumurun başkanı’, ‘cumhurun reisi’ anlamına geliyor.
Şu ana kadar ki uygulamalar ve köşkle halk arasına konan barikatlar gereği, halk, başkanına hep mesafeli kalmıştır.
Bundan böyle, bu barikatların yıkılacağı, ‘halkın içinden bir cumhurbaşkanı’ imajına yönelik uygulamaların ilk sinyalleri gelmeye başladı.
Geçtiğimiz hafta içinde İstanbul Milletvekili Recep Koral’ın Cumhurbaşkanı resepsiyonunda, tokalaşma esnasında Cumhurbaşkanının yanağını okşaması basının gündemi oldu.
Yaşlı İstanbul vekili Hacı abi’nin içinden geldiği gibi, canı kaynadığı için çok sevdiği cumhurbaşkanının sol yanağını okşayıp bir makas alması, protokol kuralları ve teamüllere ters bulunup, ‘bu kadarı da fazla’ yorumları yapıldı.
Tamam, protokolün de bir kurallar manzumesi var ama, halkın da neyi nasıl tebrik edeceği, sevinince ne yapacağı, üzülünce ne yapacağı ile ilgili teamülleri var.
Halkın içinden çıkan bir Cumhurbaşkanına, halkının bu tür tepkilerini de yadırgamamak gerekir. Ne de olsa halk’ın cumhurbaşkanı. Elbette, nasıl seveceğine, nasıl okşayacağına da halk karar verir.
Yıllardır kapıları halka kapalı olan köşkün kapıları cumhura aralandıkça, daha ne tür olaylara tanık olacağımızı hep beraber göreceğiz.
Elinden başka bir yerine dokunmanın hoş karşılanmadığı, baştakilerin hep ‘dokunulamaz’ olarak algılandığı protokol kuralları da bundan sonra yerini belki ‘halkın teammüllerine’ bırakacak.
Bundan sonraki dönemde ‘görmediğimizi görecek, duymadığımızı duyacak’ların daha başlangıcındayız.
İki eliyle ‘reis’inin yanağını sıkarak ‘gadasını alan, gurbanı olan’ teyzeleri, halaları; ensesine şaplağı yapıştıran emmileri, kucaklayınca ayağını yerden kesen dayıları, caddede – sokakta bacağına yapışıp konuşmak isteyen yeğenleri; pastırmasıyla, pestiliyle ziyaretine giden bağ komşuları, geçmişi yadedip el – ense şakalaşacağı mektep arkadaşları; kucağına alıp öpüp koklayacağı yetimleri de olacak, ‘halkın içinden çıkan’ cumhurbaşkanının.
Eliaçık’ın Cumhurbaşkanı Hayali Gerçek mi oluyor?
Şehrimizin yetiştirdiği ender düşünürlerden, haber10.com sitesinde yayınlanan sarsıcı ve silkeleyici yazılarıyla tanınan, Sayın Recep İhsan Eliaçık’ın 23 Nisanda yazdığı makalesinde, çizmiş olduğu bir cumhurbaşkanı portresi vardı. Sayın Gül’ün Cumhurbaşkanlığı makamına oturduktan sonra yapacağı ilk yurt gezisine Güneydoğu Anadolu’dan başlaması, Eliaçık’ın hayalini doğrular mahiyette gelişiyor. Ne demişti Eliaçık ‘Cumhurbaşkanı Hayali’ adlı yazısında: ‘Devletin tepesinde kaç kişi var?
Cumhurbaşkanı, başbakan, kuvvet komutanları ve bakanlar…
Toplam 30 civarında kişi.
Düşünün, bunlar “Balık baştan kokar” deyip, “birliği” sağlamaya tepeden bir hamle ile cumhurbaşkanının öncülüğünde kolları sıvayarak başlıyorlar.
Cumhurbaşkanı, bu otuz kişi ile birlikte sembolik nokta ziyaretlerine gidiyor. Bunlar bozulmuş psikolojiyi düzeltmek ve tarumar olmuş “sine-i milleti” toparlamak için çok önemli.
Mesela, önce Diyarbakır’a gidip Ulu Camii’nde Cuma namazı kılıyorlar. Sonra bir düğüne katılıp vatandaşlarla birlikte halay çekiyorlar. Yeni doğan bir Kürt çocuğuna örneğin “Senin ismin Dilan olsun” diye isim takıyorlar.
Ardından bugün Kuzey Irak’ta faaliyet gösteren 923 Türk firmasının bölgeye kaydırılacağını haber veriyorlar ve büyük bir yatırım, inşa ve imar hamlesi başlıyor.
Ardından topluca örneğin Hacıbektaş’ı ziyaret ediyorlar. Semah seyredip birlik ve beraberlik mesajları veriyorlar.
Ardından Yörük yaylalarına, oradan Karadeniz kıyılarına gidiyorlar. Oradan Ege’ye, oradan Trakya’ya geçiyorlar. Gittikleri her yerde benzer temas ve incelemelerde bulunuyor, devletin, milletin ve ülkenin birliği konusunu işliyorlar.
Ardından İstanbul’da örneğin bir sanatçı konserine katılıyorlar. Ardından okullarını birincilikle bitirmiş başörtülü kız öğrencilere diplomalarını kendi elleriyle veriyorlar. “Milletimizin 21. yüzyıldaki misyonu ve vizyonu” konulu konuşmalar yapıyorlar.
Ardından Çanakkale şehitleri anıtını ziyaret ediyorlar. Şehitler için dua ediyorlar ve aynı konuşma ve mesajlar orada da veriliyor.
“1921 ruhunu” diriltmek, nicedir dağılmış olan “kurucu efsaneyi” tekrar tesis etmek için samimi ve içten bir gayretin içine giriyorlar…
Bir cumhurbaşkanı bunları yapamaz mı? Esas görevi bu değil mi?
Bunları yapabilecek bir cumhurbaşkanı, bu ülkeden asla çıkmaz mı dersiniz?’