DUYDUNUZ MU?
*Cumhurbaşkanını ziyarete giden Kayserililerin enteresan hediyeler de götürdüklerini,
*Cumhuriyet Gazetesinin bir de televizyon kurmak üzere olduğunu,
*Abdüllatif Şener'in havalara girmeye başladığını, milleti kendinden uzaklaştırdığını,
*Demokrat Parti'de durumun netleşmediğini, Ağar'ın yeniden gelme ihtimalinin çok yüksek olduğunu,
*Boğazlıyan Şeker Fabrikasının pancar alımına başladığını,
*Türkiye'de ortamı germek isteyen karanlık zihniyetlilerin yine bir avuç suda fırtınalar koparma moduna girdiklerini,
*Yeni anaya çalışmasını bahane eden malum çevrelerin Ak parti iktidarını yıkma adına ülkeye zarar verici şeyler düşündüklerini,
*Hürriyet gazetesinin patronunun ilişkilerine göre hükümete yüklenip veya savunma durumuna geçtiklerini,
*Sendikalarda genel kurul sürecinin başladığını,
TÜRBAN RAHİBE KIYAFETİ DİYEN DİNGİL
Hayır Dingil deyince hemen Zekeriya Beyaz'ı anlamayın onun bir de benzeri vardı ya hani. CHP'den milletvekili olmuş, din profösörüyüm diye yıllarca kadınlara televizyondan din anlatmış ama dini kendi bile anlamamış adam Yaşar Nuri.. Son yumurtayı da yumurtlamış. Türban Rahibe kıyafetidir demiş. Hayret bir şey. Modada ne var başörtüsü var. Başörtüsüne saldırmak popülerlik mi kazandırıyor ona saldırıyorlar. Hey dingil bin yıl dünyayı idare etmiş ecdadımız, ondan önceki Müslümanlar tümden başörtüsü emri üzerinde ısrarla dururken sen kim oluyorsun da birilerine yaranmak, medyatik olmak için utanmadan bu lafları söylüyorsun.
CUMHURİYET TELEVİZYONU
Kanaltürk'ün Tuncay Özkanı şimdi de Cumhuriyet gazetesi ile ortak televizyon kurmuşlar. Bu parayı nereden alıyorlar nereden buluyorlar anlamak mümkün değil. Adam bir televizyon kuruyor patronu oluyor ardından bir televizyon daha kuruyor. Bu yoğurdun bolluğu nereden geliyor. Kanaltürk yıprandı diye şimdi ona ağırlık verecekler. Kursunlar bakalım. Yapacakları şimdiden belli. Halkın değerlerine saldıracaklar. Cumhuriyet televizyonunda Cumhura saldıracaklar, Cumhurbaşkanına saldıracaklar, milletin değerlerine hakaret edecekler. Onlar da görevini yapıyor aslında çok da kızmamak lazım.
ABDÜLLATİF ŞENER’İ ARTIK HİÇ SEVMİYORUM
Geçmişte Abdüllatif Şener'i çok severdim. Onu savunurdum. Halkın büyük bir bölümü de severdi. İnanmış bir dava adamı olarak bilirdi. Ancak ne olduysa son zamanda oldu. Önce aday olmadı sonra evet sonra… Son günlerde gazetelerde adı YÖK Başkanlığına geçen Şener "Bu bana nasıl yakışır. Ben bakanlık yapmış adamım bürokratlık bana yakışır mı" türünden şeyler söyleyip, bana yakışan adam gibi siyaset yapmak ya da hocalık yapmak demiş. Bana yakışan demek aslında resmen nefsini yüce görmektir. Resmen kibirdir. Ne yani ben Bakanlık yapmış biriyim derken neden kendinizi yüksek ve yüce görüyorsunuz ki? Halka hizmet için her şeye razı olmak gerekirken böyle davranması gerçekten de çok garip oluyor. İster istemez vatandaş da düşünüyor. Yahu biz bu adamı yanlış tanımışız. Aslında beni Cumhurbaşkanı yapmadılar diye Ak Partiden ayrıldı. Şimdi Demokrat Partiye geçmenin çaresine bakıyor. Geçsin de kendi kendini tümüyle bitirsin.
ZEKAT VE CEMAATLER
Geçtiğimiz gün gazetemizdeki bir haberde Kayseri'de zenginlerimizin trilyonlarca zekat verdiklerini ancak bu zekatların büyük bir bölümünün cemaatlere verildiği için fakire tam anlamıyla ulaşmadığı yönünde cümleler yeralmıştı. Aslında biraz amacını aşan cümleler olmuş. Tabi ki tüm cemaatler kastedilmiyor. Kimin kastedildiği çok iyi de anlaşılıyor yine de isim belirtilmediği için alınanlar oluyor. Benim dediğimi herkes anlamıştır. Malumu ilan etmenin mantığı yok. 50 trilyon bir kurumun zekatının nereye gittiğini de herkes biliyor. Bizim vakıflarla, cemaatlerle en ufak bir sorunumuz da yok alıp veremediğimiz de yok. Hepsinden Allah razı olsun. Onlar da olmasa kimler manevi yükü omuzlayacak.