Rahmet ve bereketli mübarek Ramazan Ay’ının sayılı günleri neredeyse bitmek üzere. Bu ay içinde elde ettiğimiz kazanımları, bir yıl hatta bir ömür uygulamaya koyma aşamasında ve azminde olmamız gerekiyor.
Ramazan’ın bize kazandırdığı en büyük öğretilerden biri de sabırlı, tahammüllü davranış gösterebilme öğretisi olmalıdır.
Maalesef, ne yazık ki gününü oruçlu geçiren bir kısım Müslümanlar, oruçlu olduğu halde sabır ve tahammül gösterme eğilimi şöyle dursun, alabildiğine öfkeli ve agresif davranışlar içine girebilmekte.
Mideyi dinlendirmekle beraber, ruh dinginliğini elde etme, öfkesini ve dilini en çok muhafaza etmesi gereken bu ay, bazıları için ‘dokunma yanarsın’ kabilinden şiddete bile neden olabilmekte.
Eğer bir gün Ramazan pidesi yaptırmak için fırın kuyruğuna girmişseniz, göreceğiniz manzara sizleri hayrete düşürebilir. İftara bir iki saat kala, adeta herkes birer pimi çekilmiş bomba. Adeta herkes, kendine çatacak birini arıyor. İnsanların, iftarda yiyeceği yumurtalı, susamlı taze ekmek için bu denli bir uğraş içine girmesini, gözünün hiçbir şeyi görmeyecek düzeyde, sinir küpü olmasını anlamak elbette zor.
Hatta oruçlu insanların, birbirlerine ağza alınmayacak laflar etmesini, hatta ve hatta kavga etmelerini anlamak da çok zor.
İftarlık pide kuyruklarının ‘mutad nizah eğilimi’ bu Ramazan’da da ‘ramazanların vazgeçilmezi’ oldu. Pide kuyruğunda, bir kişi Bünyan ilçesinde bıçaklandı, şehrin en popüler Alpaslan Mahallesi’ndeki bir fırında da olay, grup kavgasına dönüştü ve dört kişi değişik şekillerde yaralandı. Bunlar sedece gazetelerden gözüme takılanlar. Bir de kayda geçmeyen bir sürü adi vak’a var elbette.
Trafikte yaşananların ise, özellikle iftara bir iki saat kala, haddi hesabı yok. İpi göğüslemeye birkaç metre kalmış atlar gibi, gözü hedeften başka bir şeyi görmeyen araçların ‘şampiyonluk yarış’larını da izledik mutad olarak, bir ramazan boyu. Evine birkaç dakika erken ulaşabilmek için, yapabildiği tüm akrobatik hareketlerle trafikte seyredenler, araçlarının içinde birbirlerine el kol hareketleriyle hakaret edenler, korna ile taciz, eyleme dönüşmeyen kabul edilebilir, sürücü davranışlarından.
‘Tutmayın lan beni!’ ‘zaten kafam bir milyon’ türünden ucuz kabadayılık örnekleri ile, her trafik kazası sonrası yaşanan kavga, rutin davranış olduğu için, Ramazan’a özel bir tarifesi yok, ne yazık ki.
Şiddet eğilimli, agresif, öfkeli ve tahammülsüz bir kısım insanımızı maalesef, ramazan ve oruç bile tutamıyor. Elbette, bu tarz davranışlar, tutulan oruca da halel getiriyor.
Özellikle sigara tiryakileri, alışkanlıklarının bedelini en çok bu ayda ödüyorlar. Gün boyu dumanlı gözlerle bakan, gördüğünü zannettiğiniz şeyi göremeyen, duyduğunu zannettiğiniz şeyi duymayan, hislerinden birkaç telin kopuk olduğu sigara tiryakileri, bu ayın doğal mağdurlarından.
Yüce peygamberimiz (a.s.), müminlere, nizah karşısında ‘ben oruçluyum deyin!’ öğüdüyle, gerginliği değil, dinginliği emrediyor. Namaz nasıl insanı ‘kötülüklerden alıkoyan’ bir kalkan vazifesi görüyorsa, oruç da namazla beraber ve kat kat fazla insanı kötü söz ve davranışlardan koruması gerekiyor.
Orucu tutmak demek, aslında orucu ve oruçlu hali muhafaza etmek ve orucun insanı tutması, muhafazası ve tutanı müdafaası anlamına geliyor.
Oruç bizi kötü söz ve davranışlara karşı koruyup, müdafaa edemiyorsa, biz de gerçek anlamda oruç tutamıyoruz, yani orucumuzda bir eksiklik var demektir.
Orucumuzu, teravih ve teravih dışında beş vakit namazla desteklemiyorsak, Kur’an’ı okumak, anlamak ve yaşamak bakımından ‘güzel örneklikle’ desteklemiyorsak, ne oruç tutuyoruz, ne de oruç bizi tutabiliyor demektir.
Ey oruç tut bizi, yoksa halimiz harap!
Kadir Geceniz Mübarek olsun