Genellikle bizim gazete köşe yazarları kadın hamamındaki tellaklar gibi olaylardan komplo üretirler.
Magazin mantığının tasallut ettiği kafalar da olaydaki komployu görmeye engeldir.
Hastalık bakışlarındadır.
Hülya Avşarın annesinin kanser hastası olmasından hareketle insanlara faydalı olacak bir sağlık haberi üretmeye
Akılları yetmez.
Onları ancak Hülyanın hangi plajda olduğu, kiminle olduğu ve kalçasındaki yağ bezelerinin kaç gram olduğu ve ne durumda olduğu ilgilendirir.
İnsana ilgisi kalça mesabesinde olanların, siyasi ve sosyal meselelerde de kalçadan yukarı çıkamayacağı bir hakikattir.
Magazin mantığı yüzeysel ve sansansiyoneldir.
Kışkırtıcı ve ahlaksızdır.
Her şeyi bir ticari meta olarak kullanır.
Kutsalı yoktur.
Aklı küçük köylü tilkisi gibi çalışır ve bütün edinimleri şeytanidir.
Ulusal medya her ne kadar şu son ulusal gündemimizden bir komplo çıkarmışsa da, Serdar Turgut gibi istisnai isimler
Olaydaki komployu görmüştür.
ABD’nin derin dünya güçlerinin stratejisi gereği Irak’ı işgal etmezden önce, en az 200 bin askerimizin Kuzey Irak’a yerleştirilmesini savuna gelmiş ve birinci tezkerede de tezkerenin çıkmaması için de yazılar yazmıştım. O zaman tezkereye karşı çıkmıştım.
Şimdi tezkerenin çıkmasını savunuyor, Irak’a bir askeri harekât yapılmasına karşı çıkıyorum.
Evet benim bu tavrımı çelişik, içinde bir paradoks barındırdığını söyleyenler doğru söylüyor.!
Bu paradoks olaydaki komployu görüp görmemekle ilgilidir.
Magazin aydınlarının, yani olaya kalçadan bakanların yaptıkları yorumlarda bir çelişki-paradoks yok.
Seçimlerden önce Genelkurmayın açıklamasıyla kuzey ırak’a düşünülen harekât, siyasi iktidarında ikna edilmesiyle birlikte Ermeni tasarısı ve PKK katliamlarıyla topluma servis edildi.
Ve toplumsal duyarlılık istenilen kıvama getirildi.
1-Eğer ABD Irak’ı işgal etmeden önce yeterli ve etkili bir güçle biz kuzey ırak’a girmiş olsaydık, askeri ve uluslar arası ilişkiler konusunda etkin ve çarpıcı bir imkân elde edilmiş olacaktı. Üstelik tezkere gibi bir şeyde söz konusu olmayacaktı.
2- Bu kabiliyet ve imkânı elde edememiş olan bir Türkiye’nin O, TBMM de ret edilen tezkere çıkmış olsaydı, bu gün bizim müttefik (!?) olduğumuz ülkeler nezdindeki muhattabiyet statümüz ayağa düşmüş olacak ve İslam coğrafyasındaki itibarımızda sıfırlanacaktı.
3-Bu gün ise evet bu tezkere TBMM den %yüz bir ittifakla çıkmalı ve fakat asla Irak’a bir askeri harekât yapılmamalıdır.
Diğer taraftan sürekli ABD ve derin dünya güçlerinin boynumuzda bir tehdit kılıcı gibi tutup bizden taviz koparttığı şu eskimiş ermeni kartının senatoda kabul edilmesiyle kazançlı çıktığımız düşüncesindeyim.
Çünkü Irak işgalini yapan iradenin dışında bir gelişme olarak vuku buldu ve bize karşı bir stratejik tehditten öte ABD’nin bir iç meselesi olarak ortaya çıkmıştır.
Bütün bu olayları yarım asırlık bir siyasi ve askeri stratejik müttefikin ülkemizdeki üslerinin kapatılması v.s ile tasfiye sürecinin başladığını söylemek, kelimenin tam anlamıyla olaydan bir komplo çıkarmaktır. Bu beklide devletimizin iç konsepti açısından kullanılabilir bir meta olabilir. Ancak bir hamaset yığınından başka bir anlam ifade etmez.
Bütün bunlar Irak’ta planlanan süre içinde stratejik hedeflerini tam anlamıyla gerçekleştiremeyen ve gün geçtikçe aleyhine dönen işgalin sona erdirilmesi ve askerlerini geri çekmek için hazırladıkları komplonun psikolojik sosyal ve siyasi bir alt yapı çalışmasından ibarettir.
ABD’nin Türkiye’den tasfiyesi ancak bağımsız ve milli bir iradeyle hazırlanmış yarım yüzyılın içine sığmayacak bir psikolojik-sosyal-ekonomik-siyasi ve kültürel stratejik bir çalışmayla mümkündür.
Evet, anlaşılan o dur ki ABD ‘nin geri çekilmek için bizden başka kullanabileceği bir imkân ve malzemeye sahip değildir.
Bu pazarlıkta payımıza alışıla geldiği gibi bir sadık müttefikin hizmeti de düşebilir.
Artı İran ve Suriye ile yaptığımız siyasi ve ekonomik ilişkilerimize de göz yumulabilir.
Artı Irak ile ilgili, ABD askerlerini geri çektikten sonra yapılacak planlamada bize bir takım askeri roller karşılığında ekonomik imkânlar verilebilir.
Ben hala ısrarla ABD’nin hiçbir zaman İran’la savaşmayacağını ve böyle bir planının olmadığını ancak belki eskiden Saddam zamanında olduğu gibi bir bölge ülkesini kullanarak bir image maker çalışması yapabileceği düşüncemi muhafaza ve müdafaa ediyorum.
Vesselam.