CHP’liler başta olmak üzere hiç kimse Deniz Baykal’ın yüzünü görmek istemiyor.
Ne kadar itici,
Ne kadar soğuk,
Hele en acılı zamanda bile politik bir getirim çıkarabilmek için o dudağının kenarında beliren, sansar gülümsemesiyle yaptığı saçma-sapan çıkarsamalar-konuşmalar yok mu, insanı zıvanadan çıkarıyor.
Sanki memleketin asabatını bozmak için özel tutulmuş uşak gibi.
Vücut dilini kullanacağım diye yaptığı o soğuk buz gibi suratıyla el-kol hareketleri,
Bazen yüzüne takındığı hüzünlü ifadenin altından, buradan çıkarılabilecek bir kurnazlığı doğaçlama keşfettiğinde elinde olmadan dudaklarının bir tebessümle dışa vurması, bazen da, milletle ortak bir kıvancın paylaşılması gerektiği zamanlarda sevinme ifade hiddet üzerine asılmış bir tülbent gibi durmakta yüzü.
Yok, Sayın Baykal yok, senden ne köy olur ne kasaba bundan sonra.
Kendi kendine yüzünü eskittiğin gibi bir muhalefet lideri, ülkeyi iyi yönetmeyi ideal edinmiş bir parti liderinden çok, histeriklerine mahkûm olmuş, oğluna ve gelinine hayatı zehir eden yaşlı-çekilmez bir kaynanaya benzemektesin.
Yerini genç sosyal demokratlara bırak, hiç olmazsa onlar bunca geri bıraktığın CHP zihniyetini sosyal adalet üzere yenileme şansını yakalayabilirler.
Ne kadar milli vasıflara hayatında yer var, ne önem verdin ki, yeni bir milli mutabakattan bahsediyorsun.
Pehh.
Sayın Devlet Bahçeli Takdire şayan bir muhalefet izliyor.
Hem iktidara yerinde-zamanında-gerektiği kadar, memleket yararının gerektirdiği şekilde destek veriyor.
Hem partisine mensup olanları muhtemel provokasyonlara karşı zamanında uyarıyor.
Hem de, dişe-diş sağduyulu bir muhalefet yapıyor.
Böyle zamanlarda kim-kimdir, bilmek gerekir.
Suların hamasetle bulandırıldığı, duyguların ön planda olduğu zamanlarda, konuşanları, akıl-fikir yürütenleri önceden bilmek çok önemlidir.
Ertuğrul Özkök gibi senin duygularını okşayan yazılar mı yazıyor, yoksa Ahmet Turan Alkan hoca gibi İnadına İtidal-İnadına sağduyu diyerek senin aklına mı sesleniyor.
Bilin ki, böyle zamanlarda, Sayın devlet Bahçeli ve Ahmet Turan Alkan hoca gibiler senin sağduyuna ve aklına seslenmekte.
Sayın Deniz Baykal ve Ertuğrul Özkök gibilerde hissiyatına.
Şimdi sen hissiyatına göre mi harekete geçeceksin yoksa aklın ve sağduyunla mı hareket edeceksin.!?
Devlet hissiyatla yönetilmez, akıl ve sağduyu ile yönetilir.
Akıl ve sağduyu üzerini milli mutabakat olur.
Milletin mutabakatı asla bu güne kadar hezeyan ve hissiyat üzere olmamıştır.
Bu milletin her bir ferdi en az bin yıldır mutabıktır.
Elin gâvuruyla mutabakat kurarak milli mutabakatı göz ardı eden sensin.
‘Türk-Kürt Kardeştir’
PKK kalleştir.
Bir genç ülkücünün sloganı bu.
Milletin mensupları ne kadar güzel- ne kadar sade- ne kadar doğal slogan üretiyor.
Türk demekten gocunan, Kürt demekten gocunan her kim var ise önce kendilerine dönüp milli ve manevi değerlerini bir kontrol etsinler. Mutlaka bu değerlerinde bir aşınma-bozukluk ve eksikliğin olduğunu bu sebeple hamasetle meseleye baktıklarını göreceklerdir.
Görmüyorlarsa, eyvah biz körüz desinler.
Bunun başka bir açıklaması yoktur.
Vesselam.