PKK biterse, Derin Dünya güçlerin Sonuçları itibarı ile Ülkemizin (Allah korusun) bölünmesine sebep olacak olan stratejilerinin önü açılmış olacak.
PKK devam ederse hep bu ülkenin evlatları 3-5 kurban edilecek.
İbrahim kardeş(Yeni şafak yazarı Karagülle) ‘Türkiye masaya, İran cepheye..’ diyerek çok güzel bir tesbitde bulundu.
Biz hep masada kaybeden bir milletiz.(!?)
Türkiye’nin hal edilmesi, İran ve Suriye’nin hal edilmesi demektir.
Türkiye-İran ve Suriye’nin halledilmesiyle bütün bir Ortadoğu’nun merkezinde Sınırları Doğuda, Tebriz’den başlayıp Diyarbakır’a dayanan, Kuzeyde, Ermenistan’dan başlayıp Haleb’i de içine alacak şekilde güneyde Ürdün’e dayanan bir Kürt devleti kurulacak.
Bu adı demokratik ve laik olacak olan Kürt devleti, İngilizlerin orta doğunun denetimi için kurdukları artık kifayetsiz ve işlevsiz kalan Ürdün projesinin makro düzeyinde İsrail’e güvence sağlayacak ve partnerlik yapabilecek kabiliyette olması tasarlanmış.
Buna balıklama atlamayacak Müslüman Kürt’ten başka kimse yok.
Diyarbakır’dan batısı, AB üyesi yapılmış kertilmiş Türkiye olarak her halde söz konusu Planlanan Kürt devletine demokrasi ve laiklik dersleri vermekle hayatını idame ettirecek. Yani AB müzesine aksesuar olarak konacak.
Masaya oturmanın sonuçta Türkiye’ye kazandıracağı şey, demokrasi ve laiklik orta öğretim hocalığından başka bir şey değildir.
Masaya oturmanın bedeli bu…
Bölgenin kaderi şeytanın elinde şekillenirse böyle olacağı öngörülüyor.
İşleri bölgede şeytanın elinden çıkaracak en önemli unsur Müslüman Kürtlerdir.
Bölge sanki bir satranç tahtası da, tarafların bir mat arefesine benzemekte.
Bir tarafta, Şah (Türkiye), Vezir (İran) ve fil (Suriye) ve bir de at(Lübnan) birlikte piyonlar (işgal güçlerine bölgede direniş gösteren bağımsız Müslüman direnişçiler) kalmış.
Diğer tarafta sürekli piyon yediren tarafın stratejik taşları sağlam, mat için hamle üstüne hamle yapan derin bir dünya gücü.
Piyonlara aldanarak kaleleri, bir fil ve atımızı kaybettik.
Şahımız aleni olarak açıkta kaldı.
Kendisini tek başına nasıl savunacağı-ne kadar savunabileceği ve bu savunmayla mata ne kadar dayanacağı bilinmektedir.
Şah giderse oyun biter.
Herkes bunu çok iyi bilmektedir.
Bu pozisyonda ne yapacağı bilinmeyen ve oyunu uzatan vezirdir.
Vezir piyonların içinde kendini gizlemiştir.
At ise her an tahmin edilemez darbeler vurabilir.
Bir piyonumuz var ki, derin dünya gücünün son karesine kadar ilerlemiş ve fakat sanki rakibin piyonu gibi yapacağımız bütün karşı atakları kapatmakta. Ve eğer bize sürekli çekilen ‘şah’lardan bir an kurtulup hamle yapabilirsek bu piyonumuz
Bize kaybettiğimiz bir kaleyi kazandıracak.
Bu piyon bunun için çok önemlidir.
Rakibimiz, hamle kabiliyetine ve yüksek moraline güvenerek, kazanmaya ramak kalmış bu oyunda, bu piyonun kendisinin savunmasına güvenli alan oluşturduğundan ilerlemesini pek önemsememiştir.
Çünkü onu her an yiyebilme imkânı vardır elinde.
Şimdi biz bu son derece önemli piyonumuzu, bizim tüm savunma ve hamlelerimizi tıkıyor diye rakibe veriyoruz.
Rakip yemiyor çünkü bizim hamlelerimizi tıkadığını biliyor.
Biz yemesi için onu verdikçe o yemiyor ve piyonumuz ilerlemiş oluyor.
Şimdi o piyonumuz son karede rakip onun önünü atıyla kesmiş durumda.
Eğer rakibin atını oyuna sokabilirsek o piyonumuz rakip sahada bizim için bir kale olacak.
Bölge için çizilen kaderlerin üstündeki kader, İran’ı cepheye, Türkiye’yi masaya oturtmuş, Suriye ve Lübnan’ı da kıyamda bırakmıştır.
Aradaki teknoloji ötesi koordinatör ve iletişimi ortak imanımız sağlayacaktır.
İran, Türkiye’nin masada kaybetmemesinin garantisidir.
Türkiye da İran’ın cephede kaybetmemesinin garantisidir.
Tarihte ilk defa masada kaybetmeyeceğiz.
Ve şeytanın planı tutmayacaktır.
Şeytanın avukatlarının da hevesleri kursaklarında kalacaktır.
Satrançta taşın kime ait olduğu, taşın bulunduğu alana göre tespit edilmez.
Böyle bir tespit bu oyunu bilmiyor anlamına gelir.
Bu oyunda hangi taşın kime ait olduğu renklere göredir.
Bu oyunda, Şeytanın rengiyle boyananlar rakibin taşlarıdır.
Allah’ın rengiyle boyananlar hangi alanda olursa olsun bizimdir.
Vesselam.