Ey, her işe besmele ile başlarken, karşılaştığı olumlu-olumsuz her durumda, burada benim yerimde Allah'ın resulü olsaydı ne yapardı, nasıl davranırdı? Diye düşünen ecdadın mirasçısı Millet, ne oldu sana ki, ecdadının tam tersine her işte, karşılaştığın olumlu-olumsuz her durumda ana-avrat söverek, hile ve binbir desise ile başlamaktasın..!? Bir düşün…, Kaldı ki, böyle bir durumda insan ne yapar diye- bile düşünmüyorsun. Evinde ailene, iş yerinde işçi ve çalışanlarına, pazarda pazarcıya, çarşıda esnafa, mahallede komşuya, toplumda arkadaş ve eş dosta, hayatta hiç kimseye güvenmiyorsun. Herkes ve her şeye şüphe ile bakıyorsun. Ve dilinde yeri geldi mi yalnızca; Allah-maşallah-inşallah, Vatan-millet-Sakarya…, diyorsun. Bir düşün. Aslında sen kendinden şüphe ediyorsun. Kendine bile güvenmiyorsun. Allah, diyorsun, istek ve arzularını gerçekleştirmediği için, dert ve sıkıntılarını gidermediği için O'ndan şüphe ediyorsun. Öyle ya, arzu ve isteklerini karşılamayan emir uşağın Bir Allah'tan tabi şüphe edersin..!? Peygamber diyorsun, bu çağda bana model değil diyorsun. Din diyorsun, Bismillah- elhamdülillah, iki kelimeden ibaret sanıyorsun, başlangıçla sonuç arasındaki koskoca hayatı yok sayıyorsun. Hayata kestirmeden gelmiş kestirmeden gidiyorsun. Hızlı yaşayıp genç ölüyorsun. Aslında ölmüyorsun yok oluyorsun. Dünya da seçtiğin yer bir hiçti, ahiretin de bir hiç olmakta. Vatan-Millet-Sakarya bir hiç mi sence…!? Vatanı vatan yapanlar, ne senin gibiydi ne de benim. Ne de Bu Sakarya, O Sakarya şimdi. Ecdadımız gibi insanların kurdukları vatanı, bizim gibiler koruyamaz. Bizim gibiler ancak kurulmuş olanı talan eder. Biz ecdadımızın aldığı kötü bir nazarın ürünleriyiz Ne ekildiyse o biçilmekte şimdi. Allah'ı her arzunu yerine getirmeye memur, uşağın gibi, 'bireysel özgürlük' zırvasıyla itikadını bozarak sana öğretenler, seni bozabilmek için, yemek kültüründen, giyim kültüründen başladılar. Sonra bozulma, aileyle devam etti. Artık o kadar bozuldun ki, onların gelip evladını-kızını bozmaya gerek yok. Sen zaten gönüllü olarak sokakta bozuluyor ve bozduruyorsun. Bu nasıl bir bireysel özgürlük ki, taptığın mabudunu uşak gibi görmeyi, itikadını bozarak sana öğretenlere uşaksın. Ve 'bu benim kişisel tercihim…' diyorsun. Çalıyorsun Kişisel tercihim diyorsun. Vurup-kırıyorsun Kişisel tercihim diyorsun Sövüyorsun Kişisel tercihim diyorsun Tecavüz ediyorsun Kişisel tercihim diyorsun İçiyorsun Kişisel tercihim diyorsun Her durum ve şartta Meşru veya gayri meşru istediğin gibi davranıyorsun. Kişisel bir tercih hakkına sahip olmak için KİŞİ olmak lazım. Kişiliği olmayanın sınırsız bir özgürlüğü nasıl hak etsin. Sen en başında sana kişilik verecek bütün değerlere tecavüz etmişsin… Sen bir kişi değil bir hiçsin. Senden ancak gayri meşru her alanda kullanılabilecek verimli bir köle olur. Vesselam.
|