Teröristlerce esir alındıktan sonra serbest bırakılan askerlerin ifadeleri yayımlandı.
Masal anlatımı gibi bir ifade…,
Silahları tutukluk yapmış.
Ama askerlerin çenesi tutukluk yapmıyor.
En nefret ettiğim şey zafiyetini gösterdiğinde sorumlu insana, mazeret üretmesidir.
Hele ki, askerlik gibi kutsal bir görevi yapanların en temel özellikleri olması gereken hassasiyet budur.
Oysa bir bakıyorsun kadınlarımızın başörtüleri söz konusu olunca çeneleri tutukluk yapmıyor.
Hele ki bir tuğgeneralimizin törene başörtülü kadınlar var diye katılmaması akılla izahı mümkün olmayan bir şey olsa gerek.
‘Şehitlerimizin anneleri de başörtülü, niye cenazelerine katılıp onları teselli için kucaklıyorsunuz…’
Diyenlere de ifrit olmaktayım.
Yahu kardeş annesi başörtülü olmayanlar şehit olmaz mı?
Bu mantıkla, Başörtülü var diye törene katılmayanların hamaset mantığı bir bakın ne kadar örtüşmekte.
Peki kardeş, ben Müslüman Türk Milletinin bir evladı olarak; Bizim bırakın dindar insanlarımızı, sarhoşuyla-ayyaşı ile berduşu ile başka toplumların mensupları, vatan-millet söz konusu olduğunda daha mübarektirler desem.
Bizim ibnemiz de mübarektir.
Bizim orospularımız da.
Böyle inansam,böyle davransam hünahkar mı olurum..!?
Çünkü onları bu duruma düşüren sebepler ortadan kalkıp bir tövbe imkânları bulduklarında beklide senden-benden, ondan-bundan daha iyi insan, daha iyi vatandaş olacaklardır.
Ve hatta bana göre bizim komünistlerimiz, ateistlerimiz, ateşperestlerimiz, inekperestlerimiz, paraperestlerimiz pulperestlerimiz,
Ana-Babaları, ataları-cetleri aziz milletimizin iman ve ihlâs sahibi birer mensubu iken,
Kendileri farklı inançlara çeşitli sebepler ve şartların içinde sahip olanlarımız da, diğerlerinden farklıdır.
PKK terörist başı Apo’nun avukatı Hasip Kaplan;
Ordu mensuplarıyla birçok görüşlerimiz örtüşmekte diyor ve sıralıyor;
1-Askerler başörtüsüne karşı, bizde karşıyız.
2-Askerler şeriata karşı bizde karşıyız.
3-Askerler de laikliğin kalesi biz de..,
4-DTP kapatılırsa bölgede dindarlar hakim olur…,
Diyor.
Şimdi başörtüsüne bakılan mantıkla bu görüş örtüşmesine bakıp bunlar aynı demek doğru olur mu..!?
Devletimizin idari makamları o makamda bulunan farklı inançlardaki insanların inanç ve düşüncelerini uyguladıkları bir yer değildir.
Devletimizin idari makamlarında bulunma ehliyeti şudur:
Hangi inanç ve düşüncede olursa olsun, ister inekperest-ister komanist, ister dindar-isterse ateist, Gönlü, ister zengin-ister fakir, hangi inanç ve dinden olursa olsun herkesi kucaklayabilecek genişlikte olmalıdır.
Bu topraklarda doğmuş büyümüş her insanı kucaklayabilecek bir genişlikte gönül sahibi olmayan hiç kimse, ne Cumhurbaşkanı, ne Başbakan, ne Genelkurmay Başkanı, ne tuğgeneral, ne filan dairenin başkanı ve/veya genel müdürü olma ehliyetine sahip değil demektir.
Herhangi bir vatandaş, bir başka inançtaki, düşüncedeki vatandaşı sevmek zorunda olmaya- bilir ve fakat Devletimizin idari makamına oturan herkes, bırakın başörtülü-başörtüsüz onları, onların ayak bastığı bir karış vatan toprağını bile sevmek zorundadırlar.
Göbeği kıllı olanı da, kılsız olanı da, fakir-fukarasını da, ter kokusuna kadar sev-mek zo-run-da-dırlar.
Devletimizin idari makamlarında bulunan herhangi birinin konuşması, tutum ve davranışları, Türk milletinin maddi ve manevi değerlerini bozacak şekilde olamaz.
Milletimizin ve devletimizin herhangi bir makamında oturabilmenin varlık şartı sevmektir.
Ya sev
Ya terk et.
Ha, kardeş bir de şunu anlamakta zorluk çekiyorum;
Devletin yayımına izin verdiği basın yayın kurumlarına bir kurumun akredite uygulaması ne kadar mantıklı..!?
Ya, yayımlanmasına izin verme, ya da akredite uygulama.
Devletimizin ve kurumlarının bir kompleksi olamaz.
Kendi komplekslerimizi lütfen kurumlarımıza taşımayalım.
Hatta yerel basına kadar isteyen her basın yayın ve medya kuruluşu katılsın.
Sorulacak her soruya dos-doğru cevabı verecek güçte olmanı istemek, herkesi kucaklayan bir gönle-akla ve bilgiyle seni donanmış olmanı istemek herhalde suç olmasa gerekir.
Vesselam.