Devletimizin ve Milletimizin en tehlikeli düşmanı, ateist-komünistler olmuştur.
İnönü döneminden başlayarak, planlı bir şekilde, Devletimizin kurumlarına sızdırılan-yerleştirilen ateist-komünistler, Milli birliğimizi zayıflatıp bozabilmek için Milli birliğimizin harcı-ruhu olan Dinimizi-Milli değerlerimizi her fırsatta rencide edici bir şekilde bulundukları makamları kullanarak baskı uygulamışlardır.
Zamanla basın-yayın (Medya) kuruluşlarını, Sinema-Tiyatro gibi görsel sanatları bilinçli bir şekilde ele geçirerek, Milli birliğimizin ve kolektif ahlakımızın temel dinamiklerini karikatürize ederek küçülterek zayıflatılmaya çalışılmıştır.
Aziz Milletimizin kurduğu medeniyete Tarihimize, başörtüsü de dâhil dini ve milli ritüellere tahammülsüz olanların tamamı ateist ve komünist olduğu araştırıldığında apaçık görülecektir.
Rahmetli Gazi Mustafa Kemal’in düşüncelerini, ‘Atatürkçülük’ adı altında kendi kirli ve sinsi emellerini gerçekleştirmek için kullanmışlardır.
"Biz ne bolşeviğiz ne de komünist; ne biri ne diğeri olamayız.
Çünkü biz milliyetperver ve dinimize hürmetkârız."
Mustafa Kemal Atatürk
1926 yılında gazetecilere verdiği bir demeçte söylediği;
"Komünizm, Türk Dünyası'nın en büyük tehlikesidir. Her görüldüğü yerde başı ezilmelidir" şeklindeki sözleri, Atatürk'ün bu duyarlılığının bir ifadesidir.
(Faruk Şükrü Yersel, Eskişehir Gazetesi, 1926)
Sivas Kongresi'nden hemen sonra, Amerikalı General Harbord'a verilen 27 Eylül 1919 tarihli muhtırada Mustafa Kemal Paşa, Milli Harekât’ın amacını anlatmış ve komünizmle ilgili görüşlerini şöyle dile getirmiştir:
"Bolşeviklere gelince, bizim memleketimizde bu doktrinin hiçbir şekilde bir yeri olamaz. Dinimiz, adetlerimiz ve aynı zamanda sosyal bünyemiz tamamıyla böyle bir fikrin yerleşmesine müsait değildir. Türkiye'de ne büyük kapitalistler, ne de milyonlarca zanaatkâr ve işçi vardır. Diğer taraftan zirai bir problemimiz yoktur. Son olarak, sosyal bakımdan dini prensiplerimiz bolşevizmi benimsemekten bizi uzak tutmaktadır." (Atatürk'ün Tamim, Telgraf ve Beyannameleri, IV., 1917-1938, Ankara, 1964, s.78)
Gazi Mustafa Kemal’in şiddetle karşı olduğu bir ideolojinin, bu gün Barolardan YÖK’e, Medyadan-görsel sanatlara ve birçok devletimizin üst kurumlarına kadar hâkim olmasının tek sebebi ‘Atatürkçülük’ adı altında yaygınlaştırılan İnönü zihniyeti ile Cumhuriyet Halk partisinin siyasi ikbal ihtirasıdır.
Vatan ve Milletini, sözde değil, Gazi Mustafa Kemal gibi özde sevmek gerekmez mi kardeş,
Vesselam.