|
Medya sektöründe çalışanların yüzde doksanının ne dostluğu olur- ne düşmanlığı. Kara Kuvvetleri Komutanı Sayın Başbuğ'un dünkü açıklamaları başka bir konuda olsa Hürriyet gazetesinde ya manşet veya sürmanşetti. Milliyet Yazarı Fikret Bila'ya bir bakın; '.. Herkes işine baksın.' Cümlesini Bektaşi'nin içkili namaza yaklaşılmaması ile ilgili ayetten;'..Namaza yaklaşmayın' cümlesini çıkardığı gibi çıkararak Bülent Arınç'a gönderme yapmış. Sayın Başbuğ direk, basın yayın mensuplarını karşısına alarak, hiçbir kıvırmaya meydan bırakmayacak şekilde,'Kardeşim herkes işine baksın, bizi ve siyasileri rahat bırakın.' Diyor. Bu şekildeki bir açıklama medya dışında herhangi bir başka kişi ve kesimlere karşı yapılmış olsaydı, 'Askerden Muhtıra' manşeti bütün gazeteler tarafından atılırdı. Ama bu defa muhtırayı yiyen kendileridir. Hürriyet gazetesinde, Sayın Başbuğ'un o çok önemli açıklamaları, Ata Demirer'in,'Kızlar beni oyuncak bir ayı gibi seviyor' haberi kadar yer bulamamış. Cesarete bak ki, vatandaş rıza, telefonla bir Albayı arıyor,'Ben General Yılmaz…' diyor. Cahil cesur olurun tipik bir örneğimi dersiniz, ibneliğin sınır tanımaz küstahlığımı, Ne derseniz deyin, ama diyebileceğiniz iyi bir şey-bir sıfat bulamayacağınız bir gerçek. Öte yandan Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan bir karikatürü gördüm; Bire insafsız, Sayın Cumhurbaşkanının yanına koyduğun o terörist başıyla ne gibi bir ortaklığı var..!? Apo denilen terörist katilin ideolojisi, komünist bir ideoloji, tıpkı Cüneyt Arcayürek gibi tıpkı Mustafa Balbay gibi sizinle olan ortak inanç ve düşüncelerin sizinle örtüştüğü kadar trilyonda bir, örtüşen bir şey yok sayın Cumhurbaşkanıyla. Apoyu oturtacak yer bulamadıysanız Selçuk'la Arcayüreğin ortasına oturtun. Terörün ne idüğü ile ilgili ilmi bir tartışma ve tanımlama yapılsa, Medyanın yaptığı insanları yanlış yönlendirme ve kurumlara, idari amirler üzerine baskı kurma gibi fiillerinin direk terör kapsamına girdiği görülecektir. Medyanın varlık nedenini, başkalarını önce günah ve hataya düşürmek, sonrada bu günah ve hataları kullanarak nemalanmak olarak düşünenlerin o kadar haksız olmadıkları görülmekte. Bizim medyamızın görev anlayışı şeytan avukatlığından nemalanmak olsa gerek. Oldum olası başkalarının hatalarını kurcalayarak nemalanmayı, nemalanmak için insan dışkısını karıştırmakla bir tuttum. Irak'ı işgal ederek 1 milyon insanın katliamını gerçekleştiren muasır vampirlerin işledikleri cinayetten her gün bir kare, gazetesinin birinci sayfasına koyması gerekirken,'Irak'ta kadına Şeriat terörü' şeklinde masa başı haber kotararak, dindarlara dolayısıyla başörtülülere şeriat üzerinden nasıl da kin ve nefretini her fırsatta kusuyor. İşlevsiz ve fakat sınırsız iştah ve arzuları kışkırtılmış kişiliğinizi, ne nasıl sınırlayabilir bilemiyorum. İktidar gücünü yitirmiş, ancak arzuları kışkırtılmış bir boğa gibi hiçbir şeyi gözünüz görmeden saldırıyorsunuz, her tecavüzde iktidarsızlığınızı görüyor daha fazla kışkırıyorsunuz, kışkırdıkça tecavüzünüz artıyor. Her şeyi bir meta gibi algılıyorsunuz. Ahlaki bir sınırınız, hiçbir kutsalınız yok. 'Allah aşkına durun' desek, Allah'a inancınız yok. Aşk, desen, ha kasaptaki et, ha sizdeki aşk, onu çoktan ticarileştirdiniz, aşkın da içine ettiniz. Yazık sizlere, sadece acıyor ve dua ediyorum. Vesselam.
|