Yakup (saygı, sevgi ve selam ona), oğullarını Mısır’a gönderirken; “şehrin değişik kapılarından girmelerini” (Yusuf, 12/67) ister. Eski yani tarihi şehirler, kurulduğu yıllardan beri, dışarıya kapılarla açılır. Kayseri de öyle. Sivaskapısı, Kiçikapı, Boyacıkapısı, Meydankapısı, Yenikapı gibi. Bunlardan ilkinin yeri, ikincinin ise ismi kalmıştır.
Kuran’da: “Evlere kapılarından girin” (Bakara, 2/189) buyrulur. Bu, bir yorumla, işleri yöntemine uygun olarak yapın” demektir. Kapı’nın tanımından başlıyoruz. “Bir yere girip çıkarken geçilen ve açılıp kapanma düzeni olan duvar veya bölme açıklığı ya da bu açıklıktaki açılıp kapanan kanat” (TDK Sözlüğü, 2/785) denilmektedir. Böyle bir tanım, kapılar ve tokmaklarla ilgili bir derleme yazısı eser sonunda verilmiş ancak başında verilmeliydi. Evlere bacadan girmemek için… Çeşmeler değil de çeşmelerin su kaynaklarıyla ilgili alıntı bir bilgi, en başta verilmiş. Bilgi kaynağının verilmiş olmasını güzel buluyoruz; ancak eserin adında olmayan ama içinde olan “kitabeler’in oluşunun ve kitabelerin kaynağının olmayışının nedenini anlamak istiyoruz.
Kitapların kapısı da kapaklarıdır. “Kapılar ve Çeşmeler” kitabının kapağından işe başlıyoruz. Kapakta, arka plan önünde Raşid Efendi Kütüphanesi’nin iç kapısının, özellikle de kapı tokmaklarının resmi var. Bu kapı tokmakların ikinci örneği Kayseri’de yok. Yapıldığı tarihte İstanbul’da ve Dış İşleri Bakanlığında olan Mehmed Raşid Efendi tarafından seçilmiş olmalı, çünkü Ayasofya Camii/Müzesi’nin tokmakları da aynı yapıdadır.
Bu kapının kapak olarak seçilmesi iyi bir tercihtir. İç sayfa başlıklarında kullanılması da öyle; ancak okunması yanlıştır. Manifaturacı birinin fotoğrafla uğraşarak bir albüm çıkartması çok güzel bir şeydir. Kitabe okumak ayrı bir sanattır. Bir insanın her şeyden anlaması gerekmez ancak anlayanlara sorması gerekir. “Bilmiyorsanız, bilenlere sorun” ) buyruğu geneldir. Kitap içinde, herhangi bir kitabeyi yanlış ya da eksik okuyabiliriz ancak kapağa konmak için seçilen tek kelimeyi de yanlış okursak, okuma-yazmamız sorgulanır. Ben aslında eseri hazırlayan fotoğrafçının kitabe okumaYI bilmediğini anlıyorum ama o, ısrarla okuduğunu söylüyor. Mesela, “Eylül 1993’de okuduğumuz onarım kitabesinde” derken çok inandırıcıdır. (s.42) “Kitabede okunabildiği kadarıyla” derken ise alçakgönüllüdür. (s.107)
Kayseri Çeşmeleri 20–25 yıl öncesinde yayınlanmış, kitabeleri okuyan kişi anılmıştır. Bu eserde kitabeler “Kayseri Çeşmeleri’nden aynen alınmıştır. Bunun için, ilk iki kitabeye bakmak yeterlidir. (Bkz. Baysan, 15, Yörük oğlu–116; Baysan–17, Yörükoğlu–94) Alındığına da sözümüz yok ancak başkasının bilgisini kendine mal etmenin adı “intihal’dir. Onun anlamı içinse, zahmet olmazsa, sözlüğe bakılsın ya da bir bilene sorulsun.
Yayınlanmış her eser güzeldir. Bu eser de güzeldir. Baskı kalitesiyle güzeldir çünkü arkasında Koca Sinan Belediyesi vardır. Hazırlayanın esnaf olup; merak olarak bu işi yapması bir başka güzelliktir. Yardımcı olanların dip yerli olması, dip yerlilerin de Kayseri araştırmalarına katkıda bulunması açısından ümit verici bir gelişmedir. Cumhurbaşkanı’nın “önsöz” yazması, bir haber kaynağına göre, bir jesttir. Bu ve benzeri nedenlerle, basın haberlerinde, ses getirmiştir.
Çıkarılan eserlerin daha iyi olması için incelenmesi; artı ve eksilerinin söylenmesi gerekir. Niyetimiz “Bağcıyı dövmek değil; üzüm yemektir. Biz bunu, Kayseri’yle ilgili eserlerimiz için bekledik. Sadece “Kadını Adı” için avukat Necdet Çetinok’tan tenkit geldi. Kendisine tekrar teşekkür ediyorum.
Kapılarla “Yâ Fettâh” isminin çok büyük ilgisi vardır. Hayır kapılarını, zafer kapılarını kısmet kapılarını açan Allah’ın ayet ve hadislerde geçen adıdır. Hani rahmetli Seyrani (ö:1866) der ya “Mevlam kısmet kapısının birin örter birin açar” diye. Birileri “Yâ Fettâh” okunacakken “El-Fettâh” okunmuşsa ne olmuş” diyebilir. Fuzuli (ö:1556) “Bir noktanın sükûtu gözü kör eder” diyor. Burada iki nokta sükût etmiştir.
Bu eseri hazırlayan fotoğrafçının, kendi ifadesiyle “lise yıllarından beri” fotoğrafla uğraştığını da tartışırız. Çünkü kullanılan en eski fotoğraf 1985 yılında olup sayın foto 32 yaşındadır. 93 yılından 15, 95 yılından 30, 2005 yılından 20, 2006 yılından 116 fotoğraf bulunmaktadır. Böyle bir çalışmanın albüm olarak basım sözü alınınca, sadece 2006 Kasım ayında bu gayret içine girilmiş gözükmektedir.
Şehre kapıdan girerek, en geniş çerçevede, en azından Cıncıklı Camii önündeki Sivaskapısı’nın yeri verilebilirdi diyecektik ki gazete sayfasına sığacak yazının yeri bitti. Kapı’da yani “Kapak’ta kaldık.