Yine gökten zenbille, bir ‘türban tartışması’ geldi oturdu, memleketin gündemine.
Nereden, nasıl, niçin ve neye binaen gündeme geldiğini de kestirmek o kadar kolay olmasa gerek.
Her şey, Cumhurbaşkanımızın, bekar rektör adayı için, dosyasına ‘eşi kara çarşaflı’ diye düşülen not için ‘hayrete düşmesi’nden sonra başladı.
‘Hayrete öyle düşülmez, böyle düşürülür’ dercesine, Milliyet Gazetesi, üç ay önce yaptığı anket sonuçlarını patlatıverdi: Türbanlı sayısı 4’e katlandı.
Ankete dayandırdıkları haberde, dört yıl içinde türbanlı sayısının dört kat arttığının altı çiziliyor, eşi türbanlı bir cumhurbaşkanı ve başbakan’ının memleketinin geleceği için karanlık(!) tablolar çiziliyordu.
Malum, ankete göre, başını örtenlerin sayısı son dört yılda yüzde 64.2'den 69.4'e çıkmış... Başını türban ile örtenlerin oranı ise yüzde 3,5'tan 16.2'ye yükselmiş... 2003 yılında türban takan lise mezunlarının oranı yüzde 2.5 iken bugün yüzde 17.2'ye yükselmiş bu oran. Türbanlı üniversite mezunlarının oranı 4 yılda 2.6'dan 11.4'e çıkmış... Yani hesaba göre, türbanlı sayısı 4 yılda 4 kat artmış ve bunu Milliyet’te manşete taşımış…
2000’li yıllarda 65 milyonluk ülkede, baş örtülülerin sayısının 10 milyon civarında olduğundan bahsedilirdi.
Hadi boşver, 4 yıllık artışı, sekiz yıllık artış dört kat ne demek biliyor musunuz? 40 milyon başörtülü demek. Kadınlara ve kız – erkek tüm çocukların baş örtüsü taktığını düşünsek bile yine bu rakama ulaşma şansımız yok, maalesef!
Yetmiş milyonluk ülkenin yarısının kadın olduğunu, bu kadınların da üçte birinin akıl baliğ olmayan kız çocukları olduğunu farzetsek ve de akıl baliğ olan tüm kadınların, Allah’ın emrine boyun eğip, örtündüğünü varsaysak, ulaşacağımız sayısal çoğunluk 24 milyarı zinhar geçmez.
Bekar adamı, eşi kara çarşaflı diye fişlemek ve not düşmekten hiç farkı yok, bu anketin. Böylelerine ancak, ‘ya hesabı bilmiyor, yada ömründe hiç dayak yememiş’ derler, herhalde.
Okul yıllarında, istatistik hocamız, üç türlü yalan var demişti: ‘Kuyruklu yalan, kuyruksuz yalan ve istatistiki yalan!’ Bu anket hangi türe girer acaba! Yoksa üçüne birden mi giriyor, ne dersiniz!
Konu hesap ve hesabını bilmekten açılmışken, matematikle hiç arası olmayan Kayserili bir gencin hikayesini paylaşalım, sizlerle.
Matematikten hiç anlamıyormuş. Zar zor ortaokulu uzatmalı bitirdikten sonra, iki yıl da lise 1’i okumuş ve yine matematik başına bela olmuş. Ne yapsa ne etse bir türlü geçememiş matematik engelini ve tabi bu yüzden atılmış okuldan.
Yıllar sonra, matematik öğretmeni kaldırımda yürürken, kaldırımın kıyısına son model sıfır bir mersedes yaklaşarak durmuş ve aceleyle sürücüsü dışarı fırlayarak, ‘buyurun hocam, gideceğiniz yere bırakayım demiş.’
Matematik öğretmeni tabi, tanımış, hemen okuldan matematik yüzünden atılmış olan öğrencisini. Biraz sohbetten sonra, durumunun hayli iyi olduğunu gördüğü öğrencisine sormuş, nasıl bunları elde ettiğini. Öğrencisi de ticaretle uğraştığını ima ederek, ‘İşte hocam, 3 alıp, 5’e satıyoruz, yüzde 2 ile dönderiyoruz, anlayacağınız’ demiş.
SENİ DİĞERLERİNDEN FARKSIZ YAPMAYA TÜM GÜCÜYLE GECE GÜNDÜZ ÇALIŞAN BİR DÜNYADA, KENDİN OLARAK KALABİLMEK, DÜNYANIN EN ZOR SAVAŞINI VERMEK DEMEKTİR. BU SAVAŞ BAŞLADIĞINDA ASLA BİTMEZ..