DUYDUNUZ MU?
*Son günlerde emniyetin temizlik, güvenlik ve yemek ihalelerini mercek altına aldığını,
*Türkiye’de dindarların artmasından kaygı duyan din düşmanlarının seslerini yükseltmeye başladıklarını,
*Avusturya’daki bir heykel sergisinde tüm Müslümanları ve tüm başörtülüleri ve de tüm Türkleri rencide edici heykelin sergilendiğini,
*Kaymek kurslarının hizmetlerine yenisini ekleyerek devam ettiğini,
*Bazı kartel medyacıların irtica türküsü çağırarak servetlerine servet kattıklarını,
*Başörtüsü mağduru Tevhide’ye umre ödülü verildiğini,
*Şehit Yüzbaşının toprağa verildiğini,
*Barzani’nin halen Kuzey ırak’a dönemediğini,
*Emekli Tümgeneral’in Türk Amerikan savaşı konulu kitap yayınladığını ve bu romanın bir hayli dikkat çekici olduğunu,
*CHP içindeki karışıklığın devam ettiğini,
*Cumhurbaşkanımız Gül’ün koruması Osman Çangal hakkında CHP’lilerin asker kaçağı iddiasını ortaya attıklarını,
TEMİZLİK-GÜVENLİK VE YEMEK İHALELERİ
Şu günlerde hemen tüm resmi kurum ve kuruluşların temizlik güvenlik ve yemek ihaleleri peşpeşe yapılıyor. Firmalar kendi içlerinde birtakım örgütlenme yapılarına gidiyorlar. Eskiden çıkmalar modaydı şimdi ise şurası senin burası benim sen benim ihaleme girme ben senin ihalene girmeyeyim mantığı işliyor. Kamu kurumlarında iş yapanlar ellerindeki kurumları bırakmamak için her yolu deniyorlar. Ne yazık ki bazı kamu kurumlarındaki bazı bürokratlar bu firmaların çarklarına alet oluyorlar. Düşünebiliyormusunuz 900 kişilik bir temizlik ihalesi örneğin Devlet Hastanesi ya da ne diyelim Fakülte 3 yıllığına ihaleye çıkıyor. Altalta üst üste toplasanız 50 trilyonluk devasa ihaleler bunlar. Kimsenin ilgisini çekmiyor, gündemi işgal etmiyor ama gerçekten bu kadar büyük ihaleler bunlar. Neden 3 yıllığına yapılıyor kimse sormuyor? Üç yıllığına olduğunda 50 trilyonluk işin teminatını sadece bir ya da iki firmanın çıkarabileceği gerçek. O zaman rekabet koşulları tesis etmiyor. Bir firma girip alıyor. Yıllardır bu sistem ne yazık ki böylece işliyor. Bir kuruma giren firma adeta o kurumun tüm sırlarını elde etme gayretine girip elini güçlendirip beni buradan kimse söküp atamaz pozisyonu alıyor. Kimin malını kimden kaçırıyorlar, babalarının malları mı? Hayır. Kurumların amirlerine de soruyorum babanızın malı mı? Kimin parasını kime veriyorsunuz? Kendi özel dükkanınız olsa özel fabrikanız olsa kılı kırk yarmaz mısınız? En ucuza en kaliteli hizmeti almak istemez misiniz? Ama iş ne yazık ki öyle olmuyor. İnsanlar kendi mallarını korudukları gibi devletin malını korumaya gayret etmiyorlar. Bu çarkı değiştirmeye kalkışanlar silinip gidiyor mevcutlar da bu çarka uyum sağlamak durumunda kalıyor.
ON YIL ÖNCE ABDULLAH GÜL NE DEMİŞ?
Bildiğiniz gibi gazetemizin ikinci sayfasında arşivden sayfalarımızı yayınlıyoruz. Tam on yıl önceki Kayseri Gündem’in kapağını yayınlıyoruz. Dünkü sayımızda on yıl önce Abdullah Gül RP’nin Genel Başkan Yardımcısı iken ne demiş? Bizi kimse korkutamaz demiş. Nurettin Kaldırımcı başka başka şeyler söylemiş. Başkan Özhaseki şer güçler devrede demiş ve sakallı bir fotoğrafı bulunuyor. Tarihi anımsamak adına çok önemli bir sayfa. 28 Şubat’ın o hararetli günlerinde kimler ne demiş nasıl davranmış kimlerin başına neler gelmiş her şeyi ortaya koyuyor. Gül o zaman demiş ki köprünün altından çok sular aktı bizi kimse korkutamaz demiş. Bugüne baktığında köprünün altından daha da büyük suların aktığını görüyoruz ve Abdullah Gül bugün devletin tepesinde ve Cumhurbaşkanı. Başkan Özhaseki Büyükşehir’de tartışmasız başkan. Tayip Erdoğan lider. O günden bugüne on yılda çok ama çok şeyler değişmiş.
MIŞ
*Başörtü araştırmasının kötü niyetli kişiler tarafından kullanılmak üzere yapıldığı iddiaları ortaya atılmış.
DAMLA
Sert rüzgarların estiği yerde ağaçlar da sağlam olur.
ALKIŞ
*Kutsal yolculuğa çıkanlara ve çıkmak için hazırlıklarını tamamlayanlara,