YÖK başkanlığına ODTÜ sosyoloji bölümünden Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül tarafından atandı.
Daha önce başkan adayları arasında ismi geçmeyen yeni Yök başkanı Özcan’ın sürpriz ataması, kamuoyu nezdinde fazlaca tanınmayan bir isim olduğu için hakkında derin yorum ve analizlere girilmedi.
İhsan Doğramacı ve Bilkent Rektörü Ali Doğramacı’nın hükümete ve özellikle cumhurbaşkanına atmış olduğu ‘taklalar’da işe yaramadı, oğul Doğramacı’nın başkanlığı için.
İhsan Doğramacı tarafından 12 Eylül sonrası kurulan YÖK’e, Doğramacı 8 yıl, M. Sağlam 3 yıl, K. Gürüz 8 yıl ve E. Teziç 4 yıl başkanlık etti.
Eğitime sağladığı katkı ve bilimsel çalışmalardan çok, YÖK adının ‘yasaklar’la beraber anılmasına neden olan bu dört başkandan sonra, özgürlükçü ve demokrat kişiliğinin ön planda olduğu söylenen Y. Ziya Özcan’ın ilk flaş haberlerde merak edilen yönünün ‘türbana bakışı’ ön plana çıkarılarak verilmesi, neredeyse ajanslarda atanma haberinin önüne geçti.
Bıyıklı bir Cumhurbaşkanı, Başbakan, Anayasa Mahkemesi Başkanından sonra, ‘bıyıklı bir YÖK başkanı’na kavuşmuş olmak, kimilerine göre zafer kabilinden değerlendirilirken, kimileri de ‘Sezer örneği’nde olduğu gibi temkini muhafaza etmeye çalışıyorlar.
‘Gürüz’, ‘Teziç’ gibi Türkçe lügate yabancı soy isimlerden sonra, ‘Özcan’ soy isminin hiç değilse Türkçe lügatte bulunuyor olması bile, ülkede bir şeylerin değişeceğine delalet ediyor.
Yeni Yök Başkanı Özcan, Ankara Polatlı’dan, Ankara Üniversitesi Sosyoloji mezunu, sonrasında ‘Amerika’da mürekkep yalayanlardan’, sosyolojik tahlil ve değerlendirmelerinde, ülkenin tarihi ve sosyal değerlerini yok saymayanlardan ve dahası hemşehrimiz Sayın Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığını, yapmış oldukları sosyolojik anket ve kamuoyu yoklamaları sonucunda Başbakan Erdoğan’a onay ve destek veren Pollmark araştırma şirketi kurucularından ve türban konusunda özgürlüklerden yana ve üstüne üstlük Kanada’da yaşayan Müslümanlar ve Ülkemizdeki camiler üzerine sosyolojik araştırmaları bulunan birisi. Yani anlayacağınız, en azından camiyle cemaatla, sosyolojik irtibatı olmuş birisi.
‘İki vizyonum var’ diyor Prof. Özcan ve ekliyor: ‘Bunlardan bir tanesi bütün yasakların üniversitelerden kalkması, ikincisi de üniversitelerin daha fazla bilimselliği.’
Hükümetle yıldızı barışmayan ‘Ordu Göreveci’ ve yasakçı, Yök mensuplarının, yeni YÖK Başkanıyla işlerinin ne kadar kolay olacağını zaman gösterecek ama önümüzdeki yıl gerçekleştirilecek olan bazı üniversitelerin rektörlük seçimleri de o kadar kolay geçmeyebilir.
Erciyes Üniversitesi rektörlük seçimi için Sayın Prof. Dr. Cengiz Utaş, şimdiden aday gibi görünüyor ama Cumhurbaşkanı Sayın Gül’ün ‘ordu göreveci’ ve yasakçı bir adayı ne kadar tensib buyuracakları ayrı bir merak konusu.
Yerel siyaset ve iş dünyasında alttan alta muhtemel rektör adaylarının inceden inceye araştırma ve tahlilleri de yapılmıyor değil.
Yerel yönetimler, bürokrasi, iş dünyası ve yerel doku ile irtibatlı ve barışık, üniversite ve şehir adına vizyon sahibi bir rektör arayışına elbette son noktayı yine Sayın Cumhurbaşkanı koyacak.
Türkçe lügatte soy ismi yer almayan Sayın Utaş’ın, Cumhurbaşkanı’nın lügatinde ne kadar yer alacağını, bekleyip göreceğiz. Hayırlısı olur, inşallah….
Rüyaları gerçekleştirmenin en iyi yolu uyanmaktır.
S. M. Power