PKK terör örgütünün ne idüğü ile ilgili bir şey söylemeyi, ya da ülkemiz için ne kadar tehlikeli olduğu üzerine konuşmayı gereksiz kılan sarih-apaçık bir durum söz konusudur.
PKK bütün dünya-âlem biliyor ki bölücü bir terör örgütüdür.
Aydınlarımız-medya- ve yönetim erki sanki ortak bir karar almışçasına PKK’nın silah bırakarak siyasallaşmasını öngörmekte.
Gerçektende mantıklı-olması gereken bir öngörü bence de.
Hem içinden geçtiğimiz küreselleşme süreci ve hem bölgesel siyasi-sosyal ve demografik değişim açısından da PKK gibi bölücü bir örgütün varlığı kadar şuanda tehlikeli bir şey olamaz.
Bu bölücü örgütün yapısı, finansmanı, arkası –önü her şey bilinmesine rağmen bu güne kadar çok önemli bir bölücü tehdit olarak varlığını sürdürdü.
Başörtüsünü tehlike gören kesimlerde dahil bütün herkes, PKK bölücü terör örgütü mensuplarının silahı bırakarak siyasallaştırılarak örgütün bir tehdit olmaktan çıkacağı konusunda konsensüs sağlamıştır.
Bence de makul ve mantıklı bir konsensüstür.
Peki başörtüsünü tehlike gören ve bütün siyasal aksiyonlarına bunu temel kılan kesim, başörtüsü düşmanlığını onun bir siyasal simge olduğu önkabulüne dayandırmıyorlar mı..!?
Ülkeyi bölmekle tehdit eden terör örgütü siyasallaştığında, ortaya çıkacak olan siyasal örgüt, PKK bölücü örgütünün siyasal simgesi olmayacak mı..!?
Bu bir çelişki değil mi..!?
Siyaset sosyolojisi açısından siyasallaşan simgeler demek, tehdit ve tehlike konumundan çıkarılmış entegrasyon sağlama sürecine girmiş demektir ki; bölücü terör örgütün dağıtılıp bitirilmesi söz konusu olduğunda yapılması gereken doğru tercih budur.
Öncelikle milletle milli bağlarını sekülerize edilerek koparılmış kesimlerin ön kabuller ve peşin kanatlarla değil, akıl ve mantıkla hareket etmesi gerekmektedir.
Başörtüsü, öncelikle bir siyasal ve ideolojik organizasyonla ortaya çıkmış değildir.
Başörtüsü düşmanlığı yapanların bunun altını çizerek düşünmeleri gerekir.
Başörtüsü, Müslüman Türk milletinin, tıpkı hac’a giderken ihrama girmesi gibi bir dini vecibeden doğmuştur. Siyasal ve ideolojik bir simge değildir.
Daha sonra kimi siyasi partiler tarafından kullanılmış olması onu bir ideolojik hareketin simgesi veya sembolü gibi algılanmasına sebep olmuş olması sadece bir algı yanılgısından başka bir şey değildir.
İslamofobi sahiplerinin tıpkı başörtüsünü siyasal ve ideolojik bir simge olarak kullananlar gibi başörtüsü düşmanlığı yaparak siyasal argümanlar oluşturması da başörtüsünü dini bir vecibe olmaktan çıkarmaya zorlamak demektir.
Ve bu aynı zamanda dini bir vecibeye mahalle baskısından öte bir zulümdür.
Çünkü baskı uygulayanlar devletimizin imkânlarını ve makamlarını arkalayarak bu baskıyı uyguladığı için başörtülü vatandaş dini bir vecibe ile devleti tercih noktasında maddi ve manevi bir baskıya maruz kalmaktadır.
Bu aynı zamanda devletimize ve milletimize karşı yapılabilecek en büyük kötülüktür.
Devletimizin herhangi bir kademesinde görevli olan, kendi ideolojik kanaat ve öngörüleri ile başörtüsü konusunda lehte veya aleyhte konuşmaya başlayınca ve medya mensupları da buna teşne olunca bir çözümden çok kör dövüşüne her defasında dönüşmektedir.
Milletimizin dini vecibeleri ile ilgili hiçbir devlet yetkilisi lehte veya aleyhte konuşmasın.
Niçin zekat veya ihram konusunda kamusal alan v.s. konuşulmuyor da başörtüsünde konuşuluyor..!
Çünkü diğerlerinde olmayan siyasal getirim başörtüsünde mevcuttur.
Bu getirimin iki tarafı vardır.
Her iki taraf da başörtüsü konusunda suçludur.
Medya mı!?
Medya kullanabileceği en rantabl malzeme bulunca onu asla kaybetmek istemez.
Haa aslında siyasal simge haline getirilen hiçbir şey tehlike arz etmez.
Çünkü siyasal simge bir entegrasyon sürecidir.
Aksi takdirde bir bölücü terör örgütünü siyasallaşmasının önünü açanlar ihanet içinde gibi bir durum söz konusu olur.
Bu paradoksu başörtüsü düşmanlığı ve başörtüsü dostluğu (!?) yapanlar düşünsünler lütfen.
Kurban bayramı vatana-millete mübarek ola.