ALKIŞ
*140 bin adet evrakı inceleyerek tam bir denetim yapan İl Genel Meclisi Denetleme Komisyonu Üyelerine,
DUYDUNUZ MU?
*İl Genel meclisi Başkanı Ramazan Taş’ın basın toplantısına Genel Sekreter’in lojmanına yaptığı 41 milyarlık masrafın damgasını vurduğunu, gazetecilerin bu konu üzerine çok sayıda sor sorduğunu,
*İl Özel İdare Genel Sekreteri’nin kendi başına hareket ettiği Meclis’i yok saydığı iddialarının ayyuka çıktığını,
*Başkan Özhaseki’nin basın mensuplarını Mayıs ayında Avrupa’ya götüreceğini ve Raylı sistem merkezlerini gezdireceğini,
*MHP Melikgazi Kongresi öncesi iddiaların dizboyu olduğunu, İl Başkanı Ömer Faruk Murat ile ilgili çok sayıda yorumlar yapıldığını,
*liselerin çeteleşme yuvası haline geldiğini, durumun tehlikeli boyutlara ulaştığını,
*Atlas işçilerinin isyanları oynadığını, maaşlarını alamadıkları için eylemler yaptıklarını,
*BBC’de Kayseri’nin konu alındığını ancak yanlış değerlendirmelere yer verildiğini,
*Tüketiciler Birliği Kayseri Şubesinin HSV Doğalgaz şirketini kınayan bir basın toplantısı yaptığını,
*İsrail’in Filistin hapishanesini basmasının dünyayı ayağa kaldırdığını, İsrail’in terör estirmeye devam ettiğini,
*Ak Parti İl Kongresi ile ilgili kimin aday olacağı noktasında basında çıkan iddiaların pek de gerçeği yansıtmadığını,
ÖZEL İDARE GENEL SEKRETERİ
Kayseri İl Özel İdare Genel Sekreterliği için uzun zaman aday arayışı sürmüştü. Üç aday var denildi iki denildi ve sözkonusu isimlerden hiçbiri atanmadı. Taşköprü Kaymakamı atandı. Atandı ama Sayın Genel sekreter daha geldiği günden itibaren birtakım iddialar da kendini gösterdi. Öncelikle Sayın Genel Sekreter’in çok havalı olduğu, kendisini dev aynasında gördüğü, İl Genel Meclisini takmadığı, kendisini Vali’den sonra ikinci adam pozisyonuna sokma gayreti içine girdiği basında da yer buldu. Sayın Genel Sekreter’e buradan seslenmek istiyorum. Kayseri ç ok farklı bir yerdir. Böyle girişimler uzun süreli olmaz. Kayseri’de Valilik de yapmak zordur, Genel Sekreterlik de gazetecilik de siyasetçilik de yapmak zordur. Burası Taşköprü değildir. Siz de en büyü mülki amir değilsiniz. Kendinizi bir ilçenin kaymakamı gibi görüp küçük dağları ben y…(bu kelimeyi sevmediğim için kullanmak istemiyorum) şeklinde görme düşünceniz inşallah yoktur. Hasılı bir kamu görevlisisiniz.
Yine seslenmek isterim. Siz tasarruf için eski lojman yerine yeni lojmana taşındınız. Ama iddialar öyle ki 41 milyarlık büro mobilyası alındığı, bunun da lojman için yapıldığıileri sürülüyor. Tasarruf nerede kaldı. Eğer doğruysa bu gerçekten çok yazık. 41 milyara bir fakir fukara yepyeni bir ev alır ve sıkıntılarını dindirir. Bu paralar milletin paralarıdır. Kimsenin özel mülkiyeti değildir. Allahtan korkmak lazım 41 milyarlık mobilya ne için alınır saray mı yapılıyor? Efendim Meclis lojmanına alındı. Peki lojmanda kim oturuyor siz. Yani sizin oturduğunuz yere. Bunun başka bir anlamı var mı?Yine aldığım duyumlara göre hatta basına yansıyan durumlara göre, ben sıradan bir devlet memuru değilim diyormuşsunuz? Ben bunu da size yakıştıramadım. Ne demek yani sıradan bir memur değilim. Peki nesiniz? Vali misiniz? Seçilmiş bir belediye başkanı mısınız? Seçilmiş bir İl Genel Meclisi Üyesi veya başkanı mısınız? Yoksa atanmış bir bürokrat mı? kendinizi halen Kaymakam olarak görme lüksünüz olamaz. Siz atanmış bir bürokratsınız. Özel idare size emanet edilmiş. Sizin de sorumlu olduğunuz makamlar vardır. Özel İdare bir şirket değil siz de onun en büyük ortağı ya da sahibi değilsiniz. Emanetçisiniz. Tüyü bitmedik yetimin hakkının bulunduğu bir kurumun emanetçisisiniz. Siz gelmezden önce aldığım bilgiler gayet olumlu idi. Mezun olduğunuz okul benim için çok değerliydi. Ama ne yazık ki bu olumlu düşünceler yavaş yavaş dağılıyor gibi. Bir makam sahibi elbette koltuğunu doldurmalı ve makamının hakkını vermeli ama aşırıya kaçtığı zaman da bu iş gurur ve kibire girer. Ve insanlar havalarda dolaşıyor demeye başlar. Kim kime hava atacak? Kim kendini yükseklerde görecek. Bugünler ve makamlar hep gelip geçicidir. Önemli olan toplum yararına iz bırakmaktır. 41 milyarlık mobilyalarla iz bırakılırsa bu iyi bir iz olmayacaktır.
İSRAİL KUDURDU
Dünyanın en bü,yük teröristi kimdir diye sorulacak olsu şu anda Türkiye’de yaşayan insanların % 70’i İsrail diyecektir. Nitekim araştırmalarda demiştir de. Başka bir devletin hapishanesini basarak Müslüman tutukluları çırılçıplak soyarak dolaştırmak en büyük alçaklık değil midir? Yandaşı ABD’nin Ebu Garip’te yaptığını İsrail şimdi kendi toprağında değil Filistin toprağında yapmaktadır. Dünya seyretmektedir. İsrail dünyanın başına bela olmuştur. Ama Amerika İran’ı bela olarak göstermeye çalışmakta fakat hiç kimseyi kandıramamaktadır. Önce Hamas’ın kazandığı seçimleri reddet, sonra Filistin halkını açlıkla ölümle tehdit et, bir halkın özgür iradesine hakaret et, sonra başka devletin hapishanesine baskın yap işkence yap. Ne yazık ki dünya orman kanunları ile idare edilmeye başlandı. Haklının yerini güçlü aldı. Dünyadaki masonik ve Siyonist düzen böyle gittiği müddetçe İsrail daha çok kudurur. Biz bile baksanıza İsrail kızdı diye hemen özür telefonları açmıyor muyuz? Allah bir gün azanların belasını verir.
ÇETELER VE ÇETECİLİK
Emniyet Genel Müdürlüğü bir ayda 28 çetenin çökertildiğini söylemiş. Daha çökertilmeye çalışılanlar, ulaşılamayanlar cabası. Ülkemiz çetelerin istilası altında. Üçbeş kişi bir araya gelip çeteciliğe başlıyor. Kolayından para kazanmak isteyenler, asgari ücretle bu hayat sürer mi diyenler biraz da manevi duygulardan yoksun olunca ortaya çeşit çeşit çeteler çıkabiliyor. Kim kimin tepesine çökecek bunun hesabını yapıyor. Falancaya çökersem şu kadar kaparım diye düşünüyor resmen gasp. Hırsızlıktan daha da kötü zorbalıkla insanların mallarını almak. Fakat ülkenin bu hale gelmesinde sermaye sahiplerinin hortumcuların hiç mi suçu yok. Hatta siyasetçilerin bürokratların hiç mi suçu yok. Elbette var. Gelir adaletsizliğindeki anormal fark bu işin kaynağı. İnsanların dinden uzaklaştırılması için gösterilen gayretler ülkeyi bu hale getirmedi mi? derin merin diyerek bu illegal oluşumlara zemin hazırlanmıyor mu? Ya yasalardaki boşluklar. AB yasaları diyerek emniyetin elini kolunu bağlamalar. Bazı emniyetçilerin bu çetelerle bağlantıları. Yargının içinde bulunduğu durum. Vah ülkem vah…
Liselerde bile çeteler kurulmuş her gün bir kavga bir bıçaklama hatta silahlı çatışma, çeşit çeşit örgütler ve çetelerin ulusal dergilere poz verecek kadar cüretkar olmaları daha neyi sayayım. Lise öğrencilerine yapılan tehditler ve haraç istemeler Nerde bu devlet diyenler yakında çıkarsa hiç şaşmayın.
ATLAS İŞÇİLERİNİN HAKLI İSYANI
Atlas işçileri son günlerde sabırları taşmış görünüyor. Eylemler yapıyorlar. Maaşlarını bir yıldır alamadıklarını ileri sürüyorlar. Sendika Başkanı Tahir Horoz yapacak bir şeyim yok onun için işçilerin yanına çıkmıyorum demiş. Yapacak bir şeyi olmayanların sendika başkanı olarak kalması da bence doğru değil.Kayseri’de kriz yok her yer güllük gülistanlık diyenler manzarayı iyi seyretsinler. Bu ayıp şehrimize yeter de artar bile.