|
Bundan üç yıl önceydi... Hani derler ya aklıma bir fikir geldi diye, işte öyle bir şey. Erciyes dağının ışıklandırılmasını ve gece de tüm güzelliği ile seyredilmesi fikri. İlk olarak üç yıl önce Başkan Özhaseki'ye bu teklifi getirmiştim. Başkanım Erciyes dağını aydınlatsak, lazerle mi olur yoksa devasa projektörlerle mi diye. O da erinmeyip elektrik şirketini aramış ve bunun olup olmayacağını sormuştu. O zamanlar bu projenin hayal ve uçuk bir proje olduğu ve bunun için çok büyük bir maliyet gerektiği sonucu çıkmıştı. Aradan üç yıl geçti ben her seferinde başkana bu fikrimi yinelemiştim. Şimdi görüyorum ki elektrik şirketi 2 milyon Avroluk bir bütçe ile bu işin yapılabileceği noktasına gelmiş ve proje için ilk adım atılmış. Erciyes dağı zirveye kadar lazerle ışıklandırılacak ve hatta buraya reklamlar bile alınabilecek. Benim hayalimde şu vardı: Akşam ya da gece balkonuna çıkan herkes, Erciyes'in görünebileceği yerde duran her insan gece bu güzel dağımızı zirvedeki karlarla birlikte gece de seyredebilsin. Uçaklar gökyüzünde gece uçarken Erciyes dağı ışıl ışıl görünsün. Şehrimizin en büyük doğal güzelliği olan Erciyes mutlaka hissettirilsin. Hayalimdeki Erciyes buydu. Şimdi bir yandan Büyük Erciyes Projesi devreye girerken bu ışıklandırmanın da projede yeralacak olması son derece sevindirici. Benim açımdan daha da sevindirici çünkü bu fikri ilk ortaya atan bendim. Başkan Özhaseki’ de şahit buna... Düşünün bundan iki yıl ya da üç yıl sonra Erciyes projesi tüm etapları ile bitmiş olduğunda tam bir cazibe merkezi haline geldiğinde, binlerce turistin gözde mekanı olduğunda, şehrin ekonomisinin de buna bağlı olarak yukarılara tırmandığında bir yanda kayak keyfi diğer yanda temiz hava bol gıda ve bir diğer tarafta dağların en yakışıklısı Erciyes'in gece de seyredilebiliyor olması gayet muazzam bir duygu olacak. Şimdi düşündüğüm kayak turizminin yapılabileceği Erciyes'in olduğu şehrimizde bir de buna zıt termal ya da deniz turizminin yapılabilirliği. Öyle bir şehir ki bir tarafta karlarda kayak yapılıyor diğer ucunda ise farzedelim Yamula Barajı ile ilgili yepyeni bir proje ile deniz turizminin de yapıldığı bir şehir veyahut da kaplıca turizmi. Hatta yayla turizmi. Kayseri öyle bir şehir olmalı ki her şey bir arada bulunmalı. İnsanlar şehrimizi tercih ettiğinde bir gün kayak yapmaya bir gün yelken açmaya bir başka gün dağcılık yapmaya bir diğer gün de tarihi eserleri gezebilmeli. Madernliği ve mimari yapısı da buna ayak uydurmalı ve sanayi, ticaret, kültür, turizm her şey bulunmalı. Şehrimizin göbeğinde bir türbe var. Seyit Burhanettin. Bunu dünyaya açacak bir proje yarışması düzenlenmeli. Mevlana ve sema gösterilerinden daha farklı bir sistemle dünyaya tanıtılmalı, Kapuzbaşı Şelalelerimiz tüm insanlığa güzel bir sunuşla sunulmalı. Aslında baktığımızda her şeyimiz var. Denizciğimiz, gölcüğümüz, tarihi eserlerimiz, tasavvuf şehsiyetlerimiz, termal bölgelerimiz, şelalelerimiz, dağlarımız, kayak yapılacak erciyesimiz, Sanayimiz, mimarimiz, belediyeciliğimiz yakında açılacak olan kongre merkezi ve stadyumumuz her şeyimiz var. Tüm bunları helvaya dönüştürecek yerel yöneticilerimiz de var. Eh ne kalıyor geriye? Cumhurbaşkanı ise alın size Cumhurbaşkanı, sivil toplum ise alın size TOBB-Türkiş ve bunların Başkanları, zengin işadamlarımız derseniz sürüsüne bereket. Hayırseverlikse hayırseverliğin alası. Ben inanıyorum ki böyle gittiği takdirde şehrimiz çok değil beş on yıl sonra parmakla gösterilecek muazzam bir cazibe merkezi olacaktır.
|