|
Bana mail gönderen okuyucu dostlarımın bir kısmı neden yerel gündemle ilgili yazmadığımı soruyor. Yerel gündemi yazmak hem kolay, hem de zordur benim için. Kolay yönü şu; Yerel gündem avuç içi gibidir. Anında zengin bir haber materyaline ulaşmak mümkündür. Yerel haberciliği açısından çok değerli ve yetenekli meslektaşlarım zaten üzerlerine düşen görevi fazlasıyla yapıyorlar. Zor tarafı ise benim açımdan şu; Çok sevdiğim dağlarıyla, taşlarıyla bütünleştiğim bir şehir Kayseri. Hamdolsun uğraştığımız kimi sosyal faaliyetlerden dolayı iyide bir, en azından tanıdık-aşina çevremiz oluştu. Böyle bir şehirde olup biteni yorumlamak-sorgulamak birçok tanıdık-tanımadık bu şehrin insanını olumsuz etkileyecek. Doğal olarak insanın doğruları yazmak-söylemek gibi bir sorumluluğu da elbette vardır ve ben bunun bilincindeyim. Ve fakat kendi şehrimi elbisem gibi algıladığım için elbisemin yama yerlerini daha da yırtıp Pazar ehline vermek yerine elimle kapatmayı yeğliyorum. Yani kimsenin zülfü-yaresine dokunmadan bu şehrin bir kaldırım taşı gibi içinde cap-canlı yaşamaktan memnunum. Belki biz doğru yerde doğru şekilde durursak, Umulur ki bu duruşumuzla, duruşu bozuk, durduğu yer yanlış olan kardeşlerimize karşı daha iyi sorumluluğumuzu yerine getirmiş oluruz. Aslın da, Sayın Recep bey gibi, Ali Ceran ve Veli bey gibi çok değerli yerel basın mensuplarının ses getiren haberlerini-haber tekniklerini içten-içe bazen kıskanmıyor değilim… Ve fakat sonradan yapılan bu sorgulayıcı haberlerin arka planlarını görünce, bu tarz haberciliğin ruhuma ne kadar yabancı olduğunu görerek kıskançlığımın (!) yersizliğini anlıyorum. 'Kardeşim bu şehirde yanlış yapanlardan hesap sorulmasın mı ?' Diyenlere de, 'Kardeşim hesap sorduklarınızın yerine kendinizi koyun, aynı hesap sizden sorulduğunda, durumunuz hesap sorduklarınızdan daha farklı mı.?' Diyorum. Bu dünyada bir kaldırım taşı-bir yapı taşı gibi mevcudiyetimizin ehemmiyetini-önemini, Öküz olmak isteyen kurbağa çabasından önde tutmak istiyorum. Popüler kültür, dedi-kodu kültürüdür. Aslında kimin ne dediği, ne koyduğu, nereye koyduğu önemli değildir. Denilmiş olanı nasıl anladığı ve hayatının neresine koyduğudur önemli olna. Denilecek olan her şey denildi. denilenin anlamak gerek. vesselam.
|