DUYDUNUZ MU?
*Cumhurbaşkanı Gül’ün Kayseri ziyaretinin normal bir şekilde geçtiğini,
*Gül’ün memleketinde hasret giderdiğini,
*Kayserispor’un galibiyet serisine devam ettiğini,
*Sivas’ın kendi evinde devrildiğini,
*Derin operasyonun ucunun bazı noktalara kadar gidebileceğinin konuşulduğunu,
*Cumhurbaşkanı Gül’ün Özhaseki’ye övgüler dizdiğini,
*İran’ın doğalgaz sevkiyatına yeniden başladığını,
*MHP’nin başörtüsü konusunda geri adım atıp atmayacağı konusunda tereddütlerden bahsedildiğini,
*MHP-Ak Parti görüşmelerinin CHP’yi şoka soktuğunu,
*Derin operasyonun bazı çevreleri endişelendirmeye devam ettiğini,
*Nüfusu ikibinden aşağı olan beldelerin seçime giremeyeceklerinin kesin gibi göründüğünü,
*Başbakan Erdoğan’ın başörtüsü konusunda kararlı duruşunun herkesin takdirini topladığını,
TARİH TERSİNE İŞLİYOR
Bir zamanlar hatırlayın özellikle 1996-2002 arasını. 28 Şubat sürecini. Kimileri Türkiye’nin zencileri dedi, kimileri üçüncü sınıf vatandaş konumunda gördü, kimileri potansiyel tehlike addetti. Kimi dindar çevreleri. Muhafazakar çevreleri. İmam hatipli olmak, başı örtülü olmak, namaz kılıyor olmak hatta gümüş yüzük takmak bile tehlike olarak görülmüş gösterilmeye çalışılmıştı. Bu süreç bin yıl sürecek diyenler çıkmıştı. Erdoğan artık muhtar bile olamaz diye manşetler atılmıştı. Hortumcular arkalarının sağlam olduğuna güveniyorlardı. Medya o tarafı tam gaz destekliyordu. Ne olduysa 2002 yılından sonra oldu. Her şey tersine dönmeye başladı. Muhtar olamaz dedikleri Tayip Erdoğan hapisten çıktıktan sonra Başbakan oldu. İmam Başbakan benzetmeleri de işe yaramadı. Türkiye şartları önce Erdoğan’ı kabullenmek durumunda kaldı. Daha sonra Cumhurbaşkanlığı seçimine kilitlenildi. Eşi başörtülü bir mümkün değil olmaz denildi. Yeri göğü inletmeye başladılar. Sonuçta seçim oldu halk tavrını belli etti Gül Cumhurbaşkanlığına oturdu. Başörtüsü konusu asla çözülemez denildi, parti kapatmaya sebeptir diye konuşuldu. Ama artık o da bir şekilde çözüm sürecine girdi. Katsayı konusunda hızla çalışmalar sürüyor. Her şey tersine işlemeye başladı. Artık geçmişte potansiyel suçlu gibi görülen çoğunluk vatandaşlar kendilerini daha güvende ve daha başları dik hissetmeye başladılar. Medya eskisi gibi değil. Gerçi Hürriyet gazetesi ve Akşam gazetesi zaman zaman sanki namaz kılmak suçmuş gibi namaz haberleri yapıyorlar ama onlar da son çırpınışlar gibi geliyor. Artık iktidar daha cesaretle konuların üzerine gidebiliyor. Son derin operasyonlar bunun göstergesi. Gül’ün Cumhurbaşkanı olması bu normalleşme sürecinde büyük fayda sağladı. İnşallah kazasız belasız Türk insanının hak ettiği bir normal tabloya kavuşulur. İsteyenin başını açtığı isteyenin örttüğü bir ülke haline gelebiliriz. Dindarların tehlike olarak gösterilmediği bir devlet haline gelebiliriz. Devlet ile milletin birbirine iyice yaklaştığı bir sisteme kavuşabiliriz. Hayırlısı olsun bakalım.
BAŞÖRTÜSÜ HİZMET ALANA DA VERENE DE SERBEST OLMALI
Son günlerde MHP’nin özellikle hizmet alan konumunu öne çıkarması aslında bir yasağın da resmileşmesini sağlayabileceği için bence tehlikeli. Düşünün bir kere Anayasa’ya hizmet alanlar başörtülü olabilir serbesttir diye bir hüküm konulursa hizmet verenlerin ilelebet bir yasakla karşı karşıya kalması demek değil midir? Yani bugün üniversite öğrencilerine başörtüsü serbest olsa yarın okul bitince bu kızlarımız hiçbir yerde çalışamayacak bu hizmeti icra edemeyecek. Olmuşken iktidar biraz daha cesaretli davranıp hizmet alanı vereni katmadan başörtüsü serbesttir ibaresini koyması gerekir diye düşünüyorum.
CUMHURBAŞKANINDAN ÖZHASEKİ’YE ÖVGÜ
Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül ile Büyükşehir Belediye Başkanı Özhaseki arasındaki samimiyetin aynen devam ettiği bir gerçek. Bu durum Cumhurbaşkanının Hilton’daki yemekte yaptığı konuşmadan anlayabiliyoruz. Gerçekten övgüler düzenledi. Zaten çok uzun yıllardır birbirlerine çok yakın durduklarını bilmeyen yok. Hatta ve hatta Özhaseki’nin Ak Parti ilk kurulurken ve daha sonra Gül Başbakan olduğu sıralarda verdiği destek hiçbir zaman unutulmaz. Evet Gül şu anda Devletin başında Reisi Cumhur konumunda ama bu durum aralarındaki samimiyetin bitmesi anlamına da gelmiyor, gelmemeli. Resmiyette tabi ki Cumhurbaşkanlığı makamına yakışır bir şekilde hitabetmek ve davranmak durumunda herkes. Zaten aksi bir durum da ortada yok. Ama özel görüşmelerinde samimi olmak elbette onların da hakkı. Hatırlayalım Demirel’in aile fotoğrafındaki isimlerle ne kadar senli benli olduğu dönemleri. Neden Sayın Cumhurbaşkanımızın da çok samimi olduğu bir gurup olmasın. Bu her şeyden önce gurur vericidir diye düşünüyorum.
MIŞ
*Fenerbahçe Sivas’ı kendi sahasında tahtından indirmiş.
DAMLA
Hata değil çare bulun.
ALKIŞ
*Cumhurbaşkanı ile yemekte buluşan Kayseri’li hayırseverlere,