Çok değil bundan 10 yıl önce yine tam bu günlerdi. Şubat ayıydı. 28 Şubatın en hararetli günleriydi. Tanklar yürüyor, medya irtica sürek avını sürdürüyor, başörtüsü yasaklanıyor, başörtüsünün yasaklanması karşısında inançlı kesimler aylarca sürecek eylemlere hazırlanıyorlardı. Cuma çıkışları gösteriler oluyor, güvenlik güçleri gözaçtırmıyor, dev mitingler düzenleniyor, elele yürüyüşleri ile bu yasağa karşı bayrak açılıyordu. Karşıt cephe yani başörtüsünün yasaklanmasından memnun olan kesimler ise laikliği bayrak edinip, maske edinip onun ardından bankaları hortumlamaya hazırlanıyorlardı. Artık dindar kesimler için zor yıllar başlıyordu. Gözyaşlarını sebil edenlerin haddi hesabı yoktu. Eller göğe açılıyor, yaratandan yardım isteniyordu.
Aradan çok değil 10 yıl geçti. Şimdi bir de bakıyoruz Ak Parti iktidarı MHP ile elele verip başörtüsü özgürlüğünü bizzat anayasaya koyarak çözmek için gereken ne ise onu yaptı. Bu kez 28 şubatın o gerine gerine esneyenleri bugün sokaklara çıkmış laiklik elden gidiyor, başörtüsü yasak olmaya devam etmeli diye mitingler düzenleyip onbinler toplayıp hükümete karşı eylem yapıyorlar.
Roller değişti, adamlar değişti. Geçmişte başörtüsü eylemlerini bizler yaparken bugün laikçiler eylem yapar oldu. Demek ki öyle bir şeyler değişmiş ve köprünün altından o kadar sular akmış ki rolleri ve insanları bile değiştirmiş. Mevlam o kadar büyük ki biranda süreci tersine döndürebiliyor. Bugün artık milli manevi değerlerine bağlı muhafazakar kesim yılların ezikliğini üstünden atmış, buna karşılık yıllarca kendilerini bu ülkenin sahibi gören ama kendi menfaatlerini koruyup kollayan kesimler avazı çıktığı kadar bağırır olmuş, hayır yasak kalkamaz, rejim elden gidiyor, ülke elimizden çıkıyor… diye.. Yine daha düne kadar birileri çıkıp şunu söylüyordu; Hani Cuma çıkışı başörtüsü eylemi yapanlar nerede neden çıkıp eylem yapmıyorlar diye tahrik etmeye çalışıyorlardı. Ama bu millet neyi ne zaman nasıl yapacağını çok iyi biliyordu ve sustu. Şimdi hesaplar tersine döndü. Başörtüsü yasağı Anayasal güvence ile ortadan kaldırıldı. Ve artık başörtüsü karşıtları miting yapmak durumunda kaldı. Atalarımız boşuna söylememiş. Keser döner sap döner, bir gün de hesap döner… Döndü işte. O zamanlar Demirel Cumhurbaşkanıydı, Sezer Cumhurbaşkanıydı. Yekta Güngör Özden Anayasa Mahkemesi Başkanıydı, Vural Savaşlar Yargıtay Başsavcılarıydı, Nuh Mete Yükseller Ankara DGB Başsavcısıydı. YÖK Başkanlığında Kemal Gürüzler vardı. Çok milletin canını acıttılar. Oysa bugün Abdullah Gül Cumhurbaşkanı, Tayip Erdoğan Başbakan, YÖK Başkanı Özcan, Anayasa Mahkemesi Başkanı Kılıç, İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Dışişleri Bakanı Babacan. Geçmişte potansiyel suçlu görünen, devlet düşmanıymış gibi ikinci üçüncü sınıf insan muamelesi görenler, Ankara DGM’lerde yargılananlar, YÖK tarafından kovulanlar, partileri kapatılanlar bugün saydığım mevkilere gelmişler. Bir o günleri hatırlıyorum bir de bugünleri. Arasında dünya ile ahiret kadar fark var..Üstad ne güzel söylemiş.. Rabbim isterse sular büklüm büklüm burulur…Ya da ; Sevinin Mehmedim başlar yüksekte….