Kayseri Büyükşehir Belediyesi “Kültür Yayınları” adı altında üç kitap yayınlattı. Böylece yayınlanan kitap sayısı 50 rakamını aştı. Bunu önemsiyor, ilgilileri tebrik ediyor ve devamını diliyoruz.
Kayseri’yle ilgili olan bu eserlerden biri “Kayseri Mihrabları” adını taşıyor. Kayseri merkezi ve ilçelerinde yer alan cami ve mescidlerin mihrablarına, çizimlerine ve fotoğraflarına yer veriliyor. Bu kitap bizi özellikle ilgilendirdiğinden üzerinde bir değerlendirme yapmayı uygun görüyoruz.
Üniversite elemanlarının tez çalışmalarını yaparken, bulundukları şehirden başlayarak yapmaları vefa borcudur. Ancak bu yeterince görülmemektedir. Raşid Efendi Kütüphanesi’nde, Kayseri’li âlimlerle ilgili yazma eserler mevcuttur. Bunların bir kısmı Arapça, bir kısmı eski Türkçe’dir. Ancak çalışma yapacak araştırmacıları beklemektedir.
Kayseri’nin tek tarihi mezarlığı Seyyid Burhaneddin başlı başına çalışılmamıştır. Ulubürüngüz’de orman gibi mezarlık, araştırmacıları beklemektedir. Bir yıldır üzerinde çalıştığımız ‘Talas Mezarlığı Kitabeleri’ yakında yayınlanacaktır.
Biz üniversite elemanı olmadığımız ve kariyer için malzeme olarak kullanmadığımız halde, gönüllü olarak yaptığımız Kayseri tarih ve kültürüyle ilgili üç çalışmayı yayın hayatına sunmuştuk. Yayına hazır çalışmalarımız da yayınlanacağı günleri beklemektedir.
Kayseri ile ilgili araştırmaların yapılması sanat tarihi gibi, eserin birebir görülmesi ve defalarca incelenmesi gereken alanlarda daha bir önemlidir. Kayseri Mihrapları (şehir merkezi) Selçuk Üniversitesi’nde (Remzi Aydın- 2006- Konya) tez konusu olarak hazırlanmıştır. Bu durum bazılarını gayrete getirmiş olmalı ki ilçeleri kapsayan bu çalışma Erciyes Üniversitesi’nde (2007) yapılmıştır. Katma değeri de ancak o kadardır.
Biz “Kayseri’de Mimarî Eserlerde Bulunan Ayet ve Hadisler’i (2003) incelerken araştırmamızın bir ayağı da sanat tarihi idi. Kitabe dışındaki konularda uzmanların eserlerinden alıntı yaptık. Yukarı Develi’de bulunan Ulu Cami mihrabındaki yazı için uyarı yapmış “Ayete’l Kürsî yazılı olduğu hissine kapılırsınız.” demiştik. (s.55) Kaynakları arasında bu kitabımızı da gösteren araştırmacı, bundan habersiz gözükmektedir.(s.36)
İlk mimari eser Camii Kebir’de (yıl:1143) mihrab en son yapılan bölüm (1955) olmasına rağmen “Cami yıkılsa da mihrab yerindedir” atasözünden hareketle, camileri anlatırken başlangıç noktası olarak mihrabını almıştık. (s.30) Mihrablar içinde Gülük Camii anıt mihrabı çok ilginçti. Bu yüzden kapak resmi yapmıştık. Gülük Camii anıt mihrabının kenar suyu süslemesi içine Âyete’l Kürsî nakşedilmiştir. Araştırmacının Yukarı Develi Sivasitti Camii mihrabında var dediği Âyete’l Kürsî burada, çini süslemeler içinde gizlidir.
Mimari eserlerdeki yazılar hüsnühat/güzel yazı özelliği taşır. Hüsnü hattı okumak laleyi koklamaya benzetilmiştir. Yani hüsnü hatt resim gibidir; seyredilir. Bu anlamda mihrablardaki yazılar “süsleme” başlığı altında ele alınmıştır. Osmanlı Dönemi mihrablarında çok geçtiği için “mihrab ayeti” dediğimiz (s.177) ayetin 15 civarında mihrabda geçtiğine değinilmiş, neden geçtiği üzerinde durulmamıştır. Oysa içinde mihrab kelimesi geçtiği için, mihraba lafızcı anlayışla yazılan bu ayet, adı “Kayseri Mihrapları” olan bir araştırma için önem arz etmektedir.
Selçuk Üniversitesinde yapılan çalışmada yer alan künbed/ türbe mihrapları araştırma dışında bırakılmıştır.
İl merkezi ve ilçeleri içine alan bu araştırmada, bazı cami mihrabları atlanmıştır. Mesela 1193 tarihli Hoca Hasan Camii’nin ikinci inşası 1853 yılıdır. 1949 yılında yenilense bile mihrabı eskidir. Handan çevrilen Han Camii’nin mihrabı 1856 yılı yapımıdır. Mihrab ayeti 1953 tarihli olsa da mihrabı eskidir.
İlçeler olarak da bazı camiler mihrabları incelenmemiştir. Yeşilhisar’da Osmanlı dönemi eseri olan Hamza Paşa Camii, Develi/ Şıhlı’da Yusuf Ağa Camii (1916) gibi.
Görselliğin kolaylaşmasına rağmen öneminin arttığı günümüzde kitabın sonuna konulan mihrab görüntüleri de “zamanı donduran” belgelerdir. Canlı organizma gibi sürekli değişen cami unsurları zamanla aslını yitirmekte; yenilikler eski zannedilmektedir. Mesela 2000 yılında yenilenen Yanıkoğlu Camii’ndeki mihrab ayeti Tolbaşı/ Baldöktü Camii mihrab hattı örnek alınarak yazılmış olup; yenidir. Yarısı boyanan Kalemkırdı Camii mihrabı kalem işi süslemeleriyle farklı, eski bir mihrab iken 2003’de yarısı boyanarak mesele halledilmiştir.
Sanat tarihiyle ilgili olan bu eser, tez formatı değiştirilerek yayınlansa daha güzel olurdu.
Bu çalışmanın yapılmasını ve yayınlanmasını takdire değer buluyoruz. Ancak Erciyes Üniversitesi’nin ilgili fakülte ve enstitülerinin Kayseri ile ilgili araştırmaları yaptırması için başka üniversitelerin –mesela burada Konya/Selçuk- Kayseri’ye dalmalarını mı bekliyoruz?