Gertrude Bell, 1868 – 1926 Yılları arasında yaşamış, Washington doğumlu. Doğduğu İngiltere’de eğitim görmüş, başlangıçta Avrupa ülkelerine yapmış olduğu gezilerden sonra İran ve Osmanlı topraklarına seyahatler yapmış ve 20 Nisan 1905 ve 15-23 Haziran 1909 yıllarında Kayseri’ye de gelmiş olan bir kadın seyyah.
Gertrude Bell, yüzyılın başlarından itibaren, ilgi alanını İslam Coğrafyasına kaydırmış, İstanbul, İran, Bağdat, Kudüs, Kahire hattında en zor şartlar altında kervan ve rehber eşliğinde bu hatta bulunan yerleşim yerlerini adeta adım adım gezmiş.
Times gazetesi muhabiri olarak, gezmiş olduğu bölgelerde çoğu kez mülki erkan tarafından konuk edilmiş, bu yerlerin tarihi kalıntılarıyla ve doğasıyla ilgili resimler çekmiştir.
Kendisinin çekmiş olduğu 7000 resmin yanı sıra, anne babasına yazmış olduğu 1600 canlı ve detaylı mektup ve tutmuş olduğu günlüğü ile o günlerin çok önemli belgesel birikimini arşivlemiş.
Osmanlı sonrası İslam coğrafyasının sınırlarının oluşumunda, 1921’de Kahire Konferansında Churchill tarafından görevlendirilmiş, Bağdat, Basra, Kahire üçgeninde neredeyse cetvelle çizilen ülke sınırlarının oluşumunda önemli katkıları oldu. Adeta adım adım bildiği, bizim bugünkü cetvelle çizilmiş gibi bir hat üzerinde olan Suriye ve Irak sınırının oluşumunda da muhtemel katkıları(!) yadsınamaz.
Kayseri’ye iki kez tek başına gelen bu İngiliz seyyah kadına, gezilerinde Tomarzalı Fettah eşlik eder ve şehrin mutasarrıfı görüşmek üzere kendisini davet edip, konuk eder.
Şehrimizde bulunan Selçuklu eserleri yanı sıra, özellikle Tomarza, Pınarbaşı başta olmak üzere şehrin çevresindeki kilise ve tapınak kalıntılarını, neredeyse taş taş, sütun sütun fotoğraflayıp, onlar hakkında günlüğüne ve mektuplarına önemli detayları not etmiş.
Gezmiş olduğu bölgelerde, konjonktür gereği, kendisinin ajan veya misyoner olarak anlaşılmaması için özel gayret sarfetmiş, kendisini ziyaret eden Ermeniler tarafından, ‘tahrik’ edilmeye çalışsa da bu topraklarda kendisi için tehlike oluşturabilecek bir tarafgirlik içine girmemiştir.
Özellikle Kayseri’de Ermeniler ve Müslümanlar arasındaki ortak kültürel ve geleneksel miras açısından fark olmadığını vurgulayarak, ‘dinlerinin kıymeti konusunda aralarında fark olmadığı’ temasını öne çıkardı. Hatıratı ve mektuplarında, ‘Ermeni Tahriki’nin başlangıcı, gelişmesi ve Ermeni Çetelerinin silahlanması ve alttan alta yürüttükleri faaliyetlerle ilgili önemli ipuçları var, aynı zamanda.
Arşivinde Kayseri ve yöresine ait yüzden fazla tarihi resim bulunuyor. Günlüğüne tarih ve saat kaydı düşen Bell, aynı zamanda azınlıklara ait kurumları da ziyaret edip, bunlarla ilgili notlar da düşer. Talas’ta bulunan Amerikan misyoner kolej ve hastanesini de ziyaret edip, bay ve bayan Dott’un evinde konuk olur. Talas’ın bağları ve Talas’tan Kayseri manzarasına hayran kalır.
Gertrude Bell, Kayseri’ye 1860’lardan sonra Rus baskısından kaçıp gelen Çerkezler, bunların yaşantıları ve beraberinde getirdikleri teknolojik bilgi ve birikimleri ile ilgili katkılarından ve yazın gelip kışın göçen, göçebe Türklerden, yani Avşarlardan ve bunların ‘medenileştirilme’ ciheti ile köylerde zorunlu iskana mecbur edilmelerinden ve geleneklerinden de bahsetmekde.
İngiliz Seyyah, hatıratı ve mektuplarında gördüğü, dağlardan, ovalardan, yaylalardan, ırmaklardan, Erciyes’in doyumsuz manzarasından ve o günkü adlarıyla birçok yerleşim yerinden bahsetmekde.
Kayseri, Talas, Pınarbaşı (Aziziye) ve Tomarza gibi merkezlerin yanı sıra, Akdenize uzanan, Tohma ve Euphrates (Fırat) suyundan, Sirkasiyan, Karadağ (Mimarsinan), Büyük Suvagin, Küçük Suvagin Köylerinden; Xians, Kapadokya Ermenileri, Comana, Baş Pagan Ermeni grup ve örgütlenmelerinden, Misyoner kolejleri ile ilgili önemli tarihi ipuçları bulunuyor hatıratında.
Yüz yıl öncesinin Kayseri’sini anlamaya ve tanımaya çalışanlar için, tarihi, coğrafik, kültürel, arkeolojik, antropolojik ve demografik özellikleri ile ilgili hatırı sayılır bilgi ve belgeler içeren, Gerdude Bell’in Kayseri ile ilgili, hatırat, mektuplarını Türkçeleştirerek, fotoğraflarıyla beraber derlemesini yapmış bulunmaktayım.
İnşallah zaman zaman bunları sizlerle paylaşma fırsatımız olur.
Geçmişteki acılarımıza gülümseyerek baktığımız anda büyümüşüz demektir.
KHIEW