Büyük Divan Şairi Fuzuli tarafından yazılmış, edebiyatımızda mısra sonlarında tekrarlanan ‘su’ ibaresinden dolayı ‘Su Kasidesi’ olarak bilinen, asıl adı ‘Kaside Der Nat’ı Hazret-i Nebevi’ olan muhteşem eser…
Hazreti Peygamber (a.s.)’a âşık olmuş mümin gönüllerin dinmek bilmez coşku seli ve O’nu görmeye hasret gözlerin coşkun çağlayanı...
Fuzûlî'nin Su Kasîdesi'nde insan, denizleri aşıp okyanuslara ulaşmak için, bir kaynak suyu gibi, o aleme doğru gider. O alemin aşk ve ayrılık acısıyla, coşkun bir nehir gibi başını taştan taşa vurup gezer.
Her bir mısrasından, bir kitap çıkacak ehemmiyette bir muhabbet ve aşk deryası…
Rahmet ve hayat kaynağı olan su, Peygamber aşkından yanıp kavrulan gönüllerin ateşini dindiren, muhabbetten göz yaşı olup akan, istikrarlı darbeleriyle taşı bile yaran, yaralara sürüldüğünde şifa olan, gül elde edebilmek için dikeni besleyip mizacını değiştiren, kara su olup gözlere inen, hastaya çare olan, sahrada seraba dönüşüp kurumuş dudaklara şifa olan, sarhoşu yüzüne serpildiğinde kendine getiren, dosta ikram edilen, kötülerin ve ateşperestlerin ateşini söndüren, mucize olup taştan akan, dostuna şifa, düşmanına zehir olan, abdest alınan, zerrelere dönüştüğünde nur olup feyze dönüşen, birer inci tanesi gibi yağmur olup yağan, susamışlara rahmet olan, alemlere rahmet olarak gönderilen Resule erişmek için coşkun ırmak gibi avare gezen olarak tasvir edilmekte, su kasidesinde.
Vuslat özlemi, Peygamber aşkı ve ayrılık acısının girdabında kıvranan, çile çeken büyük Şair Fuzûlî’nin bu muazzam eserini anlama ve günümüz Türkçesiyle anlaşılabilir hale getirme gayretiyle yapmış olduğum, manzum düzenlemesini sizlerle paylaşmak istiyorum.
Buyurun o zaman Ey Peygamber aşıkları, ırmak olup akmaya, coşkun denizlerden okyanuslara açılmaya…
SU KASİDESİ
Saçma ey göz, gözyaşımdan gönlümdeki ateşe su
Çünki bu denli tutuşan ateşe olmaz çâre su
Bu renk gök kubbenin rengi mi bilemem
Yoksa akan gözyaşlarımın rengi mi bu su
Keskin bakışlarından gönlüm olsa parça parça
Çünki zamanla parçalar yarar taşı bile su
Korkuyla söyler gönül, ok kirpiklerinin sözünü
İhtiyât ile içer her kimde olsa yara su
Bahçıvan sulamak için gülşeni çekmesin zahmet
Bir gül açılmaz yüzün gibi, bin güle verse su
Senin yüzüne benzer bir hat çizemez hattat
Kağıda bakmaktan inse gözlerine kara su
Yanağını hatırlarken kirpiklerim ıslansa ne olur
Boşa değil gül temennisiyle dikene vermek su
Gam günü esirgeme hasta gönlüme bakışlarını
Sevapdır vermek karanlık gecede hastaya su
Gönül! Bir bakışınla, dindir ayrılık hasretimi
Susuzum bir kez bu sahrâda benim için ara su
Zahidler Kevseri arzular, ben senin dudağını
Sarhoşa şarab içmek hoş gelir ayığa su
Senin Ravzana her dem durmadan akmakta
Âşık olmuş galibâ o hoş endamlı dosta su
Toprak olup su yolunu tutsam Ravza’ndan
Çünkü rakîbimdir orası akmasın o yana su
Onun elini öpemeden ölürsem eğer dostlar
Testi yapın toprağımı sunun onunla yâra su
Servi serkeşlik ederse kumrunun niyazına
Gidip ayağına vazgeçirsin yalvararak su
İçmek ister bülbülün kanını meğer bir hile ile
Gül budağının mizacına girip de kurtara su
Pak fıtratını aşikar kılmış ehl-i âleme
Tâbi olmuş Ahmed-i Muhtâr’ın yoluna su
İnsanlığın gerçek efendisi seçkin inci deryası
Onun mucizeleri kötülerin ateşine döker su
Kılmak için tâze o nübüvvet gül bahçesini
Mucizendendir ki akıtılmış sert taştan su
Mucizen bir sonsuz derya imiş bu alemde
Yetmiş ondan binlerce âteşperst hanesine su
Hayret ile parmağın ısırır kim işitse bunu
Parmağından verdiğin şiddet günü Ensâr’a su
Dostu yılan zehiri içse olur ona âb-ı hayât
Düşmanı su içse yılan zehrine döner su
Değince damlası, dalgalanır bin rahmet deryası
Abdest almak için serpilince gül yanağa su
Ayağının tozuna varmak için hiç durmadan
Başını taşdan taşa vurup gezer âvâre su
Zerre zerre eşiğinin toprağına ister salmak nûr
Dönmez ol dergâhdan olsa bile paramparça su
Zikri na’tının tekrarını dermân bilir günahkâr
Kimi sarhoş ayılmak için yüzüne serper su
Yâ Habîballah yâ Hayru’l beşer âşıkınım
Yanıp dudağı kurumuşlar ister bir damla su
Sensin o Mirac gecesinde keramet deryası
Feyzinin damlası yetermiş sabit ve seyyara su
Güneş çeşmesinden halka halka feyz iner
Lazım olsa kabrini tazeleyen mimâra su
Korku salmış cehennem ateşi yanık gönlüme
Var ümîdim ihsan bulutundan serpe o nâra su
Seni överek inciye dönmüş Fuzûlî sözleri
Nisan yağmurundan olmuş birer inci su
Mahşer günü gaflet uykusundan uyanıp
Gözyaşına hasret uykusuz göz dökünce su
Ümidim odur ki mahrum olmayım mahşerde
Vuslat çeşmesinden vere susamış bana su