Arkadaşlar diyor ki; CHP’nin takiye dönemleri başladı.
CHP’nin yerel seçimler yaklaşınca, İstanbul için kullanılmak üzere hazırladığı panoda bir başörtülü bayan elinde bir okla ‘Çözümün bir parçası ol’ diyor.
Arkadaşlar CHP ve Deniz Baykal’ın konuşmalarıyla dalga geçe dursun, ben gerçekten bu reklâm afişini beğendim.
Başörtüsü ile ilgili serbestlik getiren bütün çabalara ‘Laik’liğe aykırı gerekçesi ile her ne kadar karşı çıksa da, CHP Müslüman Türk milletiyle bağlarını kesemeyeceği, tamamen koparıp atamayacağının bir itirafı olarak o afişi görmekteyim.
Her ne kadar tehdit kokan bir afiş olsa da…
Başörtülü bir kadının şahsında, eline bir ok verilerek herhalde demek istenen; Bak kardeşim bu oku tutarsan bir yerine batmaz mesajı değildir.
Kutlu doğum haftasını fırsat bilerek CHP, bir evrensel mesaj taşıyan, kâinata rahmet için gönderilmiş olan peygamberimiz efendimizin şahsında, Hz. Âdem (a.s) dan, Hz. Musa-Hz. İsa (a.s) da dahil bütün kutlu elçilere mevlit okutursa daha olumlu adımlar atmış olur.
Sayın Deniz Baykal ‘ Anayasa ile barışın, Laiklikle v.s. …, barışın’ diyor.
Sayın yağız Türkmen delikanlısı, siz bir Müslüman Türk milletiyle barışın.
Bakın o zaman ‘barışın’ dendiğinde barışmayanları sandığa bu millet nasıl gömüyor.
Hem şeriatın (Hukukun) kestiği parmak acımaz diyeceksin ve hem de kahrolsun şeriat (Hukuk) diyeceksin…
Bu ne yaman çelişki böyle.
Post modern kazıklı voyvoda kimliğinden arınmadan olmaz.
Aslında-hakikat de olan, CHP’si ile AKP’si-MHP’si ile devletimizin en üst bürokrasisinden en alt kurumu çalışanı ile ve rektöründen öğrencisine kadar çok derin bir ahlaksızlaşma –mankutlaşma ve bunun üretmiş olduğu hırs-kin ve nefretin şeytani bir şekilde her şeyi kullanabilen bir ideolojik kimliğe dönüşmesinden başka bir şey değildir.
Rüşvet var olan rejimin altın anahtarı durumundadır.
Neden size saygı duymuyor (siyaset kurumu olarak) millet..!
Bu Millet kime saygı duyar diye neden durup bir an düşünmüyorsunuz da, ben bu millete saygı duyurmasını bilirim yöntemleri üretiyoruz…
Neden bu millet, hakimlerimize-savcılarımıza (adalet ve hukuk erbabına) saygı duymuyor…!
Neden bu millet en küçük bir kazada bile memurlara saygı duymuyor…!
Nedir Milletin her münasebeti güvensizlikle sonuçlandıran şey..?,
Büyük firmaların yüksek mahkemelere yollanan dosyalarının aracılar eliyle çözümünde dönmekte olan astronomik rakamlar…
Sizinde çok iyi bildiğiniz saymakla bitmeyecek yüz binlerce neden…
Ne olur saygı duyun denilerek hiç saygı duyulur mu..!?
Saygı övmekle kazanılıp- sövmekle kaybedilen bir şey değil ki…
Çiçek gibi ol sana böcekler bile saygı duysun.
Yıllardır eşek arısı gibi bal arılarının yaptığı balı kendi kovanına taşımaktan başka ne yaptınız.
Bu aziz Milletin nezdinde politikalarınız bir vızıltı olarak kalıyorsa bunun nedenini en başta sorması gerekenler sizlersiniz.
Hiç şüphesiz genel anlamda olumsuz eleştirdiğim devletin en üst bürokrasisinden en küçük kurumunda çalışan ahlaken ve ehliyet bakımından çiçek gibi müstesna şahsiyetler vardır ki belki bunca badireden bu ülke onların sayesinde üstesinden gelmektedir.
Ama hakikat olan genel anlamda çok derin bir ahlaksızlık bataklığına yuvarlanmış olmamız.
Gönül isterdi ki, eleştirdiğim herkes bir çiçek gibi olsun gül gibi yaşasın.
Güç tek başına kalırsa, ahlakla birlikte iktidar olmazsa, adalet olmaz, zulüm olur.
Hukuktan bahsedilemez.
Kafana vurup elindeki imkânları alıyorum.
Sonra ayağına ana-baba yasa diye bir pranga takıyorum.
Ardından da ‘şeriat’ın kestiği parmak acımaz diye müstehzi bir edayla gülüyorum.
Ayağına taktığım pranga seni acıtmaya başlayınca, acını hafifletmeye çalışıyorsun.
Bende saygı göster yasaya diye sana kükrüyorum.
Şimdi paranoyak sen misin ben mi..!?
Aslında ikimizin de pek sağlıklı olduğu söylenemez.
Atalarımız boşuna; Kel başa şimşir tarak Dememişler.
Allah ikimize de, akıl fikir ve hidayet nasip etsin.
Vesselam.