Kalp hastalığı nedeniyle meydana gelen ölüm oranları her geçen gün artmakta. Bu hastalık, artık her yaş grubundan insanların korkulu rüyası haline gelmeye başladı.
Bu hastalıktan korunma yöntemleri ve tedavisi değil, üzerinde duracağımız.
Son yıllarda, özellikle kalp rahatsızlığı şikayeti ile doktora başvuran hastaların bazılarının yakını ile beraber ameliyata alınmış olmalarının da haber değeri yüksek ama sağlık kurumu açısından reklam özelliği daha ön planda tutulan bir haber.
Geçtiğimiz yıl Niğde’de kalp krizi geçiren ağabeyin hastaneye götüren kardeşinin de ‘beti ve benzindeki solukluk ve göğsündeki ağrı ile heyecanına yenik düşüp’ ağabeyi ile beraber kalp ameliyatına alınmaları haber konusu olmuştu.
Bir başka haber Kayseri’den beş altı ay önce…
‘Aynı gün aynı saatte, aynı hastanede kalp ameliyatı oldular. 50 yıllık evli çift, aynı gün aynı saatte aynı hastanede by-pass ameliyatı oldu. Aynı yoğun bakım ünitesinde kalan çift, aynı servise yatırıldı. Yan yana olan yataklarında birbirlerinin elini bırakmayan yaşlı çift, “Birbirimizi şimdiye kadar kırmadık. Birbirimize danışmadan hiç bir şeye karar vermedik. Kalp ameliyatımızı da birlikte olduk. Çok mutluyuz” dediler.’
Geçen haftadan bir diğer haber…
‘Kayseri’de, 55 ve 58 yaşındaki iki kardeş, aynı gün kalp ameliyatı oldu.
Rahatsızlığı nedeniyle hastaneye başvuran kardeşine anjiyo yapıldıktan sonra, kalp ameliyatı yapılması gerektiği belirtildi. Ameliyata hazırlanan kardeşini ziyarete gelen ağabeyinin de, göğüs ağrılarının artması üzerine hemen anjiyo yapıldı. Kalbindeki rahatsızlık nedeniyle çok acil ameliyat olması gerektiği söylenen ağabey, bunun ameliyata hazırlanan kardeşinden gizlenmesini istedi.
İki kardeş, başarılı bir şekilde ameliyat edildi. Ameliyatın ardından Yoğun Bakım Ünitesi'ne alınan kardeş, narkozun etkisinden kurtulup gözlerini açtığında yanındaki yatakta yatan ağabeyini görünce çok şaşırdığını belirtti…’
‘Tekil, perakende’ kalp ameliyatlarından sonra ‘dubleks ailecek operasyon’lara da tanık olmaya başladık, maalesef son zamanlarda.
Geçtiğimiz yıl Sağlık Bakanımız Kayseri ziyaretlerinde, ‘Kayseri’de %75’lere varan sezeryan operasyonlarının ürkütücü rakamlara ulaştığını, bu rakamların gelişmiş ülkelerde % 4’ler civarında olduğunu ve bunun için özel incelemeler yaptıracağını’ söylemişti.
Ne yazık ki insan sağlığı istismara açık bir konu. Sağlık sektörüne yatırım yapan müteşebbisler için ‘en cazip müşteri’ de ‘kalbi olan’ kalp hastaları. Zaten beslenme alışkanlıklarımız, yoğun stres ve monoton yaşamın etkisi malum. Hal böyle olunca, kırkını aşan her bir ferdin belli oranlarda daralmaya başlayan veya kapanmaya yüz tutan damarları mutlaka vardır.
Bu çerçeveden bakıldığında her birimiz, her gün devasa boyutlarda büyüyen sağlık sektörünün birer ‘operasyonel müşteri’ adayıyız.
Kalp rahatsızlığı olan bir yakınımızı, doktora götürürken veya onu hastanede ziyaret ederken bir anda kendimizi bu ‘pörtföy’ içinde bulabiliriz, Allah korusun…
Hep söylenir, ‘Allah doktorun eline düşürmesin, yokluğunu da vermesin’ diye, galiba en nazik nokta da burası.
‘Emr-i Hak, vaki olunca’ ne bir saniye öncesi ne de sonrası hakikatini aklımızdan çıkarmadan, iki İlahi nimetten biri olan sağlığımız konusunda koruma ve teknolojik tedavi imkanlarından yararlanmak da Allah Teala’nın bizlere sunmuş olduğu nimetlerden.
Sağlıcakla kalalım, Allah’a emanet olalım.
'' İki nimet vardır ki, insanların çoğu onların kıymetini bilmezler. Sıhhat ve boş vakit.''
Hz. Muhammed (a.s)