İlk İnsan ve elçi Hz. Adem (A.S.) dan bu yana Müslüman, örnek bir insan modeli iken, modern zamanlar da, kendisini bu örneklikten çıkaran, çok derin bir insanlıktan inhiraf süreci yaşamaktadır.
Bu inhiraf sürecinde, gelinen nokta itibarı ile Müslümanlar, modern şartlara uygun yüksek beceri ve yetenekler kazandılar.
Bu bağlamda ‘Batı’ bize Şeytani bir öğretmenlik yapmış oldu.
Hani şeytan, insana musallat olur ve yoldan çıkarır, daha sonrada yoldan çıkmış insan, şeytandan daha azgınlaşınca,
Kazanmış olduğu şeytani beceri ve yeteneklerle şeytanı geçer ve şeytanı beğenmez olur ya, tıpkı böyle bir süreç, bu bahsetmeye çalıştığım insanlıktan inhiraf süreci.
Bu adına ‘Müslüman’denilen yaratık artık öğretmenini de beğenmez olmuştur.
Kar ve hep kazanmaya ayarlı, heva ve heves, kibir ve gösteriş temelinde yükselen dünyevileşme artık ‘Müslüman’ları hızla bireyselleştirerek kapitalizmin kucağına oturtmaktadır.
Dünyanın kendisine tecavüzü bir defa gerçekleştikten sonra bütün değerler kara dönüşebilen birer ticari meta haline gelmektedir.
Bu keskin bireyselleşme, bir taraftan kendi ‘Doğru’larını üretirken diğer taraftan da insanın özgürlüğünü muhafaza eden, cemaat mensubiyeti yerine menfaat lobileri oluşmaktadır.
Bu sebeple toplumda o güne kadar ‘Din’dar olarak bilinen insanlar, birde bakmışsınız ki, akıl almaz bir ahlaksızlık fiiliyle kamu gündemine oturmuş…
‘Müslümanların kardeşliği’
Ahde vefa,
Yardım severlik,
Borçluya yardım,
Alacaklıya merhamet,
Yetim ve kimsesizlerin derdine deva bulmak,
Cömertlik, v.s. gibi bir Müslüman’ı diğer insanlara örnek kılan bireysel hasletler, şeytani kurnazlıkla, hile ve desise ile, reklam ve kendisine rant sağlayan birer araç haline çabucak gelmektedir.
Şeytani bir yetenekle kazancını tüketeceği;
Kadın,
Para,
Makam ve mevki gibi pazarlara yönelmesi bir diğer yandan fakir-fukara, yoksul bir toplumun, namus- iffet gibi ahlaki değerlerin hızla parçalanmasının da motoru olmaktadır.
Vasat bir yaşamdan, lüks bir yaşama hızla koşarken, kendi nesil emniyetini haram bir lokma-haram bir hayatla dinamitlemektedir.
Bunun adını da, ‘Dindarlık’ imajı altında, çoluk-çocuğunun istikbalini garantiye alma koyarak, mensup olduğunu iddia etmiş olduğu ‘DİN’e farklı tecavüz alanları oluşturmaktadır.
O artık, haksız kazanç-haram lokma kazanma yollarının piridir.
Küçük köylü tilkisi pazarı olan yerelden, kurtlar sofrası olan küresele çoktan açılmıştır.
O artık Şeytandan kaçmamaktadır.
Aksine Şeytan ondan kaçmaktadır, fıtratımı bozmasın diye.
Küresel rakipleri şeytanlığını kibirle örterken o kibirden daha etkili olan ‘tevazu’ maskesiyle kendisini örtmektedir.
O çok rahat bir şekilde, şeytani bir huşuyla başkalarının rızık yollarını kapatarak kendisine kazanç kapıları bulmakta hüner sahibidir.
O artık gece başka-gündüz başka değildir.
O her saat başka-başkadır.
İkiyüzlülükte bukalemunları yaya bırakacak bir hıza çoktan ulaşmıştır.
İnsanlığı kirletmek Şeytanın ideali ise, onun gündelik hayatı çoktan olmuştur.
Bu gün bütün bir insanlığın vebali- günahı modern Müslümanlarındır.
Karşılığı Hayat olan İslam, bu gün bir ideal,
İblislik, hayat olmuşsa, bunun müsebbipleri ne doğudur, nede batıdır.
Beni bir Müslüman olarak ilgilendiren ne doğudur, nede batıdır.
Beni bir tek şey ilgilendirmektedir.
İçime sirayet etmiş olan, bu çok –ikiyüzlü, adına ‘Müslüman’ dediği Modern iblis ilgilendirmektedir.
Çünkü gâvur bedenime tecavüz edebilir.
Ve fakat Modern ‘Müslüman’ ruhuma tecavüz etmektedir.
Gündelik hayatın içinde her karşılaştığımda bana, tıpkı iblisin dediği gibi ‘İyi isen niye kazanmıyorsun-iyiler hep kazanır’ diyor.
Bende her defasında kaybedenlerin Şahı Hz. Ali (k.v.) hatırlayıp her dem bir imtihanda olduğumu unutmuyorum.
Vesselam.