Hayatta her zaman karşınıza çıkabilecek türden insan tipleri vardır. Bunların başında ise kimine göre yanar döner, kimine göre şemşamer mezhepli, kimine göre kahverengi ve kimine göre ise dönek insanlar olarak adlandırılır bu tipler.
Küçücük bir menfaat için olmadık taklalar atan yalakalığı adeta hayat felsefesi haline getirmiş kişilerdir bu insanlar.
Kimin yanına gitse onla can ciğer kuzu sarması gibi konuşan sanki ondan başka dostu yokmuş gibi davranan bu kişiler, yanınızdan ayrıldıktan sonra başka bir kılığa bürünüverirler.
Adeta bukalemun gibidirler. Renk değiştirirler, deri değiştirirler, saf değiştirirler. Çıkarları neyi gerektiriyorsa onu yaparlar.
Rakip iki kişinin yanına gidip, karşı tarafın arkasından demediğini bırakmazlar. Öyle bir konuşurlar ki onu dinleyen hatip, karşı tarafı da can düşmanı zanneder. Sizi öyle bir ikna ederler ki siz bile farkında olamazsınız. Siz çok dürüst bir insan olarak her kesi kendiniz gibi görebilirsiniz. Zaten en büyük yanılgıyı böyle yaşarsınız. Ama biraz hayat tecrübesi ve birazda önsezi ile bu tip insanları anlamak zor değildir. Yüzlerindeki ifadeden konuşmalarındaki yağ kırıntılarından ve beden dilinden kendilerini ele verirler. Şeytan bile bu insanların yanına uğramaz. Çünkü Şeytandan daha şeytanlaşmışlardır. Nifak tohumlarını girdikleri her mecliste ekmeye ve onların filizlenmesini sabırla beklemeyi kendilerine erdem bilmişlerdir.
İstemedikleri bir insanın karşısına rakip çıkarmak için bin bir hile ve desise ile istemedikleri kişinin en yakın arkadaşını bile kandırabilirler. İki yakın arkadaşı bir birine düşman edip, her iki tarafı da idare edip “ne şiş yansın ne kebap” diye aradan sıyrılanlar yine bu yanar döner insanlardır.
Yukarıda bahsettiğim gibi kahverengi insanlardır bunlar. “Ne Ak’tır Ne Kara”, ikisinden de biraz almışlar ve kahverengi olmuşlardır.
Ama bilmezlerki Müslümanlıkta, Türklükte kahverengilik olmaz. Neysen o sundur. “Ya Ak sındır, Ya Kara”
O kadar çok şey varki bu insanlar hakkında yazılması gereken ama bu günlük bu kadar yeter. Şimdi akılları bu yazıyı neden yazdı diye bir soru gelebilir.
Her zaman karşımıza çıkan bu insanların en son örneği olarak neler yapabileceğini Balık hafızamızı tazelemek adına. 10.05.2008 Cumartesi gününü ve o tarihe gelene kadar bir ay içinde olanları düşünmek yeterlidir.
Bir ay içinde insanların ne hale geldiklerini, yaptıkları çirkinliğe “ İlmi Siyaset” deme gafletinde bulunanların ahval ve şeraitini görme açısından bu yazının ehemmiyeti var.
Ben bu kadarını yazayım gerisini siz anlayın.