17.05.2008 tarihli,
Bir vatandaşın gönderdiği maili yorumsuz bir şekilde yayınlıyorum.
Birde bu açıdan bakın geçmiş meselelere.
Bu günün kahramanlarını, siyasi, sivil, resmi ve medya mensupları ile belli iş adamlarını değerlendirirken de bu bakış açısını hesaba katmayı asla unutmayın.
Ergene(ergen, olgun)-kon gibi farklı organizasyonların nasıl ve niçin olgunlaştırıldığını, işleri bitince nasıl tavsiye edildiklerini bilin.
Bir şekilde bu tür işlere bulaşmış insanların yeri zamanı geldiğinde tavsiyeleri mukadderdir.
“CIA’nin sırlarını KGB'ye satmaktan hüküm giyen CIA ajanı Aldrich Ames, "Bir Casusun İtirafları" adlı kitabında Ankara'da görevli bir profesör sayesinde Deniz Gezmiş'in sevgilisi olan güzel bir kızla tanıştığını yazıyor.
Genç kıza, içinde 75 Dolar bulunan bir zarf verdiğini, bir hafta sonra da DEV-GENÇ’in toplantılarının yeri ve zamanını, kimlerin katılacağını öğrendiğini yazıyor olması kimin kimi kullandığını apaçık ortaya çıkartıyor.
O dönemde Balat’taki Amerikan tesislerinde "NGO" adlı gece kulübünün ünü tüm Ankara'ya yayılmıştı. Bazı semt sakinleri gelen gidenden rahatsız oluyorlardı. Amerikalı subaylar, bu kulübe dışarıda tanıştıkları ODTÜ'lü kızlarla geliyorlardı. Bu kızların bir kısmı gündüz eylemlerinde, "Yankee Go Home" diye bağırıyor, gece ise Amerikalı subaylarla birlikte eğleniyorlardı.
Gece kulübüne Türk kızlarının gelmesinden rahatsız olan işçilerden birisi, o sırada Günaydın gazetesinin Ankara bürosunda çalışan Bekir Coşkun'a gitti ve olayı anlattı. Coşkun bu işçiye fotoğraf makinesi verdi ve ABD'lilerle Türk kızlarının birlikte fotoğrafını çekmesini istedi. İşçi, fotoğrafı çekti, ama bozuk çıktı. Kızlar Amerikan askeri polisine bilgi satıyordu. Kızların çoğu DEV-GENÇ örgütünün liderleri ile arkadaştılar.
ODTÜ'lü kızlardan bir topluluk, 75 Dolar karşılığında DEV-GENÇ'i satıyordu. DEV-GENÇ, CIA'nın avucunun içindeydi. Daha sonra 16 Mart'ta Gezmiş ve Aslan Şarkışla'da yakalandı. Gezmişte STEN tabanca, Aslan'da el bombaları vardı ve Rus yapımı değillerdi. Oysa gazetelere, "Rus yapımı silahlarla yakalandılar" diye servis yapılmıştı. Kim yapmış olabilirdi?
Balgat Amerikan tesislerine yapılan baskında senaryodan ibaretti. Gezmiş ve arkadaşlarının tel örgüyü keserek girdikleri iddia edilen bölgede her gece 9 silahlı Amerikan askeri nöbet tutuyordu. 9 asker geçilse bile hemen yollarının üzerindeki hizmet binası silahlı nöbetçilerle çevrilmiş durumdaydı. Bu tesislere içeriden yardım görmeden girmek imkansız. İçeri girsen bile, hizmet binası ve levazım deposunun önündeki silahlı nöbetçileri atlatmak imkansız. Aynı zamanda çelik konteynırların hangisinde silah, giyecek ve yiyecek olduğunu görevli dışında kimse bilmediği halde Deniz Gezmiş nereden öğrenmişti? Kim söylemişti? Gezmiş tüm bu engelleri aşarak! konteynırlara geldi, kilitleri kimse duymadan kırdı! Silahlarını, giyeceklerini aldı. Bugün bahsi geçen ünlü parkasını o konteynırdan çaldı. Aynı zamanda hırsız da. Herkes Gezmiş'e yol verdi. Gezmiş'in Balgat Amerikan tesislerine gireceğini yetkililerden bilmeyen yoktu. Göz yumdular. 8 Şubat 1971 tarihli Cumhuriyet gazetesi olayı biraz da olsa ifşa etti, ama gözlerden kaçtı. Gezmiş, Çavuş Finley'i yanına aldı, kaçırmadı çünkü, çavuşun elinde telsiz vardı. Telsizin düğmesine basması yeterli olacaktı, ama basmadı ve onlarla gitti. Üste çalışan çavuşun geri geleceğini biliyorlar, hiç endişe duymuyorlardı. Nitekim çavuş sözde serbest bırakıldıktan sonra sorulara cevap vermedi, apar topar ülkesine gönderildi.
Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının yakalandıklarında ellerindeki silahlar, sözde baskın sırasında görevlilerin bile bilmediği depodan çalınan silahlardı. Sadece silah değil, sırtında bulunan parka bile Amerikan askeri deposundan çalınmış parkaydı.
4 Amerikalı'nın kaçırılması da senaryoydu. Amerikalılar DET-18 adı verilen casusluk merkezinde çalışıyorlardı. Bunlar çok iyi eğitim görmüşlerdi, kaçırılmaları imkansızdı. Kaçırıldığı iddia edilen askerlarin aileleri Türkiye'ye getirildiklerinde eşlerinin sağ oldukları teminatı verilmişti, hatta kurtarılacakları gün bile söylenmişti.
Deniz Gezmiş GLADYO'nun kullandığı bir elemandır. Kendini bilerek kullandırdı. 68 kuşağının bazıları kullanıldı o dönemde. Görevlilere Deniz'in adı verilerek parlatıldı. Atatürk'ü reddediyordu. Öğrenci temsilcisi olduğu için, rektörlüğü işgalden Celal Doğan'la yargılanırken mahkemede,"Yaşasın Türk ve Kürtlerin kardeşliği" diye bağıran Deniz Gezmiştir. Leyla Zana'nın bugün söylediği sözleri dun Deniz Gezmiş söylüyordu. Dünün komunisti denilen Deniz bugün yaşasaydı ne olurdu? Yaşasaydı yaşamlarını nasıl devam ettireceklerdi? Yaptıklarını görmezden gelip kahramanca savunmak doğru değil. Deniz Gezmiş kendini bilerek kullandırmış, sonra da çöpe atılmıştır. Yaşasaydı Atatürkçü denilen ama eski SSCB hayranı olanların mitinglerine katılır mıydı, kendini feda eden GLADYO elemanı Deniz Gezmiş…”