Daha önce de yazmıştım Türkiye’nin içinde bulunduğu darbe sürecinden kurtulması için bir tek seçenek var o da erken seçim diye. Hani devrimcilerin sık sık kullandığı bir tabir vardır ya tek yol devrim, bütün yollar devrime çıkar diye, demokrasisini güçlendirmek için mücadele veren Türkiye’de de tek yol kaldı o da erken genel seçimler. Yerel seçimleri de birleştirerek çok acil bir erken genel seçime gitmek. Aksi takdirde oturup darbe sürecinin tamamlanmasını beklemek tıpkı 28 şubat sürecinin iliklere kadar işlemesini beklemek gibi bir hataya düşürür. Başörtüsü kararı önceki gün verildi. Bu demektir ki birinci darbe tamam, İkinci darbe partinin kapatılması önde gelenlerin yasaklanması, ardından partinin parçalanması ve tüm kazanımların yok edilmesi. Palan bu. İktidarı ellerinde bulunduran, halkın büyük çoğunluğunun oyunu alan siyasetçiler de bu sürece karşılık heralde elleri kolları bağlı oturup bekleyecek halleri yok. Ne yapıp yapıp karşı bir plan geliştirmek mecburiyetindeler. Bunu yapmazlarsa halk da verdiği desteği geri almak zorunda kalacak. Beceriksiz duruma düşecekler, aciz duruma düşeceklerdir.
Artık ok yaydan çıkmıştır. Bundan böyle milletvekilleri şöyle düşünemezler: Ne yapalım daha seçim olalı bir sene olmadı, biz vekil seçileli bir yıl olmadı yeniden nasıl seçime gidelim diye kendi menfaatlerini düşünerek ülke menfaatini göz ardı ederlerse kendi menfaatleri de ellerinden gidecektir. Efendim hukuki değil siyasi bir karardır, şöyledir böyledir tartışmaları ile olayı soğutmak, milleti oyalamak vakti geçmiştir. Artık karşı taraf adım adım gelmekte iken sen laf cambazlığı ile milleti oyalayamazsın. Referanduma mı gidilecek, erken genel seçime mi gidilecek, ne yapılacaksa yapılmalı.
Millet umutsuz kalıyor. Umudunu kaybeden toplumlar patlamaya hazır bomba konumuna gelirler. Demokrasiden de umudunu keserse insanımız Allah muhafaza ne kalıyor geriye.
Dış destekten umut beklemek nafiledir. Bakın Amerika bu Türkiye’nin iç meselesidir diyerek bir çırpıda satabiliyor. Avrupa İnsan Hakları mahkemesi Hristiyan olmanın gereğini yerine getirerek başörtüsü davasında üzerine düşeni yapıyor. Onlardan destek beklemek beyhudedir. Umut kendi halkıdır bir sayisetçinin. Yardım Allahtandır. Samimiyet, dürüstlük, kararlılık, cesaret de bulunması gereken vasıflardır.
Pes edilecekse baştan pes edilsin millet de güvenmesin. Yok efendim pes edilmeyecekse çıkıp yüksek sesle pes edilmeyeceğini açık açık deklere etsinler.
Karşı tarafın tokatı acıtmıştır, ancak insanı da kendine getirmiştir. Kimlere bel bağladıklarını görmeleri açısından çok önemli olmuştur. Aslında zaman zaman bu tokatlar yenilmeli ki kendimize gelelim. Yoksa cozutup gidiyoruz. Karşı taraf sana niçin tokat atmıştır? Bunu çok iyi düşünmek lazım. İnandığın değerlerden dolayı ise o zaman kendimize gelmeli ve bizim inandığımız değerler manzumesi var. Budur bize değer ve kıymet veren, budur bize güç veren, sabır veren diyerek yola devam etmek lazım.