“ALLAH’A VE AHİRET GÜNÜNE İMAN EDEN YA HAYIR SÖYLESİN, YA DA SUKUT ETSİN” Hz. Muhammed SAV
Hür ve demokratik olmanın tek ve önde gelen koşulu serbest tartışma konuşma ortamıdır. On yıl evvel şu adam şurda şunları söylemiştir türü kasetli, görüntülü şantaj aletlerinin hala geçer akçe ettiği ve insanları rahatsız ettiği bir fikir-siyaset vasatında yarınlarda geçmişte şu şu yanlışları konuşmuştun, şantaj ve sıkıntılarına maruz kalmamamız açısından bugünlerde ve yarınlarda gerektiği kadar ve iki düşünerek bir söyleme üstün hikmetine yatkınlık kazanmamız ve ağzımızdan çıkanı kulağımız duyarak tartışalım konuşalım. Esas konumuz bu olmakla birlikte, yalnız söz söylemede değil hayatın her safhasında yeme içme dahil hiçbir şeyin aşırısının iyi olmadığı üzerine düşünürlerin düşüncelerini de köşemize taşımak faydalı olur.
J.Baudrillerd”Bir Parçadan Diğerine”isimli felsefi söyleşi kitabında François L. Yvonnet İle Söyleşirken, AFORİZMA –fazlalıkların atılması,ayıklanması, hakikatın çekirdek asıla indirgenmesi vs.—üzerine şunları söyler.
“Aforizmada, parçada en yüksek derecede ayıklama, temizleme istenci vardır, aynı şeyleri artık bilmez olursunuz, nesneler, onları ayrıntı içinde, bir tür eliptik boşluk içinde gördüğünüzde, yepyeni bir görünüm alırlar. Bu da zaten Lichtenberg’in aforizmalarının birinde söylediği şey.
Kendisine çok şişmanladığını belirten birine şöyle yanıt vermiş;”Şişmanlık—asıl parçaya sonradan eklemlenen her şey—dediğin şey, ne ruhtur ne bedendir, ne ettir ne de zihindir. Yorgun bedenin ürettiği –pis ve fazla—şeydir.
Düşünce, zihinsel üretim için de aynı şey söylenebilir: Yağlı düşünce yorgun zihnin ürettiği şeydir; yorgun zihin tıpkı yorgun beden gibi üretmeyi sürdürür, durmaz, ama yağlı yani faydasız şey üretir!
Aldırmazlık, tasasızlık, uyuşukluk aynı zamanda yorgunluk ifade eden eski yunan akedia’sının bir türü gibidir zararlı ve çirkini çoğaltmalar.
Leonardo Da Vinci; “Ressamın maddeye madde katmaktan ibaret olan tarzı ile heykeltıraşın onun zıttına maddeden madde çıkararak yapıt ortaya koyduğu şeklindeki ayırımını söze sohbete ve de yazıya uyarlayabiliriz.
Evet bir yanda, biriktirmeyle yani fırça, boya ve suyu üst üste koyarak biriktirmeyle oluşan sanatsal tablo , yapıt ortaya koyma ya da imalat yani ressamlık ve sanatkarlık.
Öteki yanda, ayıklamayla ucunu kenarını kırmayla kısaca her boyutundan çıkarımlarla meydana getirilen bir made in heykeltıraş bir yapıt, sanat
Ard arda eklemelerle kuranlar ve tersine , parça durumuna varacak derecede ayıklayanlar, temizleyenler arasında yapıp yıkmalarla geçti insanlık tarihi. Tıpkı korunmak için semiren organizmalar gibi her şeyi çoğaltırız biteviye….Gerçekten de orantısız tezler ve çalışmalar patlaması var! Bu sanki bir boşluk doldurmak çalışması için umutsuzca bir girişim, oysa tersine, boşluktaki aralığı bulmak gerekir. Boşluk boşluktur.
FAZLA VE GEREKSİZLERİ”AFOROZ” EDERSEK SÖZ TESİR EDER FİKİRLERİMİZ BELKİ KABUL GÖRÜR
Azı karar ama çoğu zarar veren şeylerden biri de “kesreti kelam” denen laf yığınıdır. Konuya dünya çapındaki düşünürlerden düşünceler ve izahlarla girdik. Belki sıkıcı gelebilir ama okumak, öğrenmek ve daha da zoru izah etmek kolay olmayan şeylerdir. Zoru başaranlar zahmeti göze alanlardır. İşin ehli için zorluk zevk verir. Tartışma da iki yön vardır muhataplar için. Birincisi kişisel yapı, diğeri de bilimsel yapı. Kişilerin ruhi, edebi, ahlaki ve insani ilişki yönü ile bilim—kültürden aldığı payla orantılı bilimsel yapıları.
Taraflar, ön yargılı olmayan, yararlı olmasını arzuladıkları bir tartışma yapmak amacı taşıyorlarsa kişisel yapının yanında bilimsel yanında olmasına dikkat etmeli.Kişisel yapının yanında bilimsel karaktere sahip olmayan kişiliklerin konuşmaları düşünürümüzün değindiğimiz ve vurguladığımız , “şişmalık”taki üretime, faydasız yığılmaya benzer şeyler serdetmiş oluruz.
Tartışmada ilk ve tek amaç gerçeğe ulaşmak olmalı, yoksa karşı tarafı küçültmek ve lekelemek olmamalı. Öncelikle yapıcı bir tutumla tartışmaya başlanmalıdır. Yavaş yavaş ihtilafli konulara girilmeli.
Yıkıcı değil yapıcı olmaya özen gösterilmeli, yapıcı ruhla tartışmaya katılmanın olumlu sonuçlar doğurduğu unutulmamalı.Tartışma hür ve özgür bir ortamda geçmeli. Muhalif taraflar karşı görüşlerini açıkça ifade edebilmelidir. Taraflar birbirinezarar vermeyi, baskı yapmayı akıllarından bile geçirmemelidir.
Konuyla ilgili olarak bu kadarını zikretmek yeterli. Tarih boyunca söz ve hitabet konusunda sayısız fikir ortaya konmuştur biz ise söylenenlerin özeti olan bir atasözü ile nokta koyuyoruz; AZ SÖZ HOŞA, ÇOK LAF DA BOŞA GİDER” demişler efendim.
Boş ve luzumsuz laflara AFORİZMA