“Sizler halkın içinde benekli kelebekler gibi olun.” HZ MUHAMMED SAV
Sevgili Kardeşlerim
Camiye devam eden iman, ahlak ve ihlas ehli takva müminler huzuru bulmuş, içsel tatmine ermiş kalender kardeşlerimizdir. Halkımız veyahut İslam alimlerince İLMİHAL –kendi davranış ve hallerini bilme ilmi—olarak zikredilen bilgileri öğrenemememiş kardeşlerimizin cami ve etrafında yaptıkları İLMİHAL’e aykırı davranışlar değindiğimiz Salih zatları ve cemaatleri rencide etmektedir. Mesela hiç gerek yokken camiye giren bir ilmihal bilgisinden yoksun kardeşimiz tarafından namazın önü kesiliyor. Bu da namazdaki ilahi ruhaniyeti bozuyor ve kalpten huşuyu gideriyor.
Görevli İmam Hatip kardeşlerimizden acizane rıcamız boş zamanlarında, her zaman ve her zeminde ilmihal konularını dile getirmeleri ve günlük hayatın sıkıntılarından vakit bulup kitap okuyamayan kardeşlerimize 32farzın ayrıntılarını ve adabını öğretmeleri. Bu imamların olmazsa olmaz vazifeleridir. Gelip dairesindeki mühendis, doktor yahut öğretmen anlatamaz. Bütün günah ve vebal cami hocalarında hepsinden Allah razı olsun. Zor ama zorunlu. İnsanların ne kadar din cahili olduklarını ancak içinde olan ve az çok ilmini tahsil eden görüyor ve aşırı derecede üzüntü duyuyor en basit İLMİHAL bilgilerinin bilinmemesi.
Necip Fazıl “İman ve İslam Atlası”nda, hayatımın ve bütün eserlerimin mütemmimi dediği bu 20 yıl emek verdiği eserinde, cemaat ve cemaate devam eden Müslüman tipini tasvirinde meşhur ve maalesef doğru kullandığı, olayı tam resmeden “ham yobaz kaba softa”tabirini kullanır. Üstad vurdumu öldürüyor, diyemeyeceğim. Yazdımı tam yerine koyuyor noktayı, Allah rahmetler eylesin, şakası yok. İlmen vuruyor, hakikate nişan alıyor. Allah Teala şefaatçi kılsın, kaleme batılı yazarlar ayarında hakkını veren enderlerimizdendir. Hayranıyım, ilmine fedakarlığına ve tabii cesaretine. Her şey taklit edilebilir cesaret taklit olmazmış.
EN KÖTÜ İNSAN HATAYI YÜZE VURANDIR
Ham yobaz, kaba softa her asırda samimi dindarların yanı başında belki de onlarla da Allah CC bizi imtihan ediyor o da imtihanın ayrı bir sorunsalı, varolan bir realite.
Şeyhülislamın bir hamama gitmiş. Tellak hocaefendiyi keseliyor, çıkan kirleri önüne atıyor, kirlerini gördükçe alim zat rencide oluyor, kıssa da.
Keseleme devam ederken hamama Şeyhülislamı tanıyan bir adam gelir. Hocaefendiyi görür görmez hocam der elini öper. Manzarayı gören kaba ve cahil tellak pat diye sorar sen hocamısın? Evet hocayım der. O zaman bir soru soracağım. Cevabını verebilecek misin bakim.
--En kötü insan kimdir, cebap ver, der.
--En kötü insan adamın kirini, hatasını başına kalkandır der.
Bazıları cahil ve zengin geçinen ukala hacılar Camikebir ve Hunat Camii ve diğer camilerin etrafına karargah kurmuş vaziyette. Kiminin abdest alışına karışırlar, şu poşet kimin derler, şunun abdesti olmadı, bunun abdesti yarım oldu vs. İşleri güçleri din—ahlak zabıtalığı. Azıcık yanlış abdest alan gençleri adeta azarlarlar, hatasını yaşlarından başlarından utanmadan başına kakarak insanları mahcup ederler, herkese doğruluk taslarlar. Kendileri yunmuş ve yıkanmış, tertemiz günahsız olduklarından bu işi “Cahilün cesurun—cahil cesurdur”şehvetiyle yaparlar.
Üstad bunlarla ilgili olarak yine noktayı koyuyor. “Senedini ödemiş esnaf pozisyonunda ve psikolojisi”yle davranan ham yobaz ve kaba softalar diyor. Yani suçun kralı, günahın tamamı kendisinde olan ama kendini bilmemek cehaletiyle doğruluk taslayan, adam ve hacı hoca taslaklarıdır bu ukalalar.
Abdest aldım, dalgınlıkla az bir süre çeşmeyi açık bıraktım. Su da çok zayıf bir oranda akıyordu. Bizim hacı açtı ağzını yumdu gözünü milletin içinde israfçı olduğumu günahkar olduğmu bildiği hiçbir şeyi bırakmadı milletin içinde. Ve hiçbir şey demedim. Bir Dakka sabırın uzun süreli huzur getirdiğini düşünerek.
VAKARLI DAVRAN, CAMİYE CEMAATE SAYGILI OL
Merhum Sadık Dana Altınoluk sohbetlerinde yol haritasını ve davranışın usullerini çok güzel tarif ediyor.
“Cemaate vakar ve sukunetle gelmelidir. Bazı Müslüman kardeşlerimizin, her seferinde camiye koşarak yetiştiklerini görmekteyiz. Böylece yorgun argın, heyecanlı bir şekilde kılınan namazda, aranılan istikrar ve huzur hali temin edilemez. Namaz mahalline ağır ağır, vakarlı ve mütevaziyane bir şekilde gelerek hiç değilse on dakika evvel bulunup, ezanı kemali edep ve tazimle dinlemek lazımdır. Ta ki içimizdeki dünya havatırı yok olsun ve gönlümüzü layıkıyla Allah Tealaya bağlayabilelim. Müezzinin okuduğu ezanı, alçak sesle tekrar etmekte büyük fazilet vardır. Ehlullah bu hususa da çok ehemmiyet vermişlerdir.”
Sohbetimizi Hz. Peygamber SAV’in hadisi şerifi ile noktalayalım:
“HAYRU İLMUKUM İLMUHAL ((EN HAYIRLI İLİM İLMİHALİ –sana lazım olan hal ve davranışı öğreten—ÖĞRENMEKTİR.))
Evet, esas olan hal ehli olmak ve doğru davranıştır. Kal işi—çene yapmak ve luzumsuz konuşmalar—batıldır. Rabbim bizleri hal ehli kılsın efendim.