“Nasreddin Hoca Kayserilidir, değildir” tartışmasında birebir yer alan biri olarak, yazıma bir Nasreddin Hoca fıkrasıyla başlıyorum. Nasreddin Hoca Türkiyeli olabilir; ama o, ülkelere değil, kıtalara sığmayacak kadar büyük biridir. Hikmet eridir. Hikâye bu ya, sorarlar: “Hocam, eskimiş ayları ne yaparlar?” Hoca da “Kırpar kırpar yıldız yaparlar” cevabını verir.
Geçenlerde, Ankara dönüşünde, otobüste, “Kurtlar Vadisi” dizisinin finalini -“Kaçınılmazsa zevk aldığını düşün” fikrinden hareketle- bir miktar izledim. Aklımda kalanlardan biri “28 Şubat niçin yapıldı?” sorusuydu. Cevabı benim gibi din eğitimi-öğretimi içinde yer alanların kumpasa sıkıştırılmasıyla ilgili değil; milyon dolarların iç edilmesiyle ilgiliydi.
Bir internet sitesinden adresime gelen yazıları incelerken ayrıntılı cevabı buldum. Yazılanlar doğruysa, “28 Şubatın 1000 yıl devam edeceği” kesin gibiydi. Aslında başka birinin yazısını, haftada bir kere, can sıkıntılarımı döktüğüm köşeme taşımayı sevmem. Fakat ben “böyle bir yazıyı yazacak donanımda olmadığımdan” yiğidin hakkını yemek istemedim.
“28 Şubat döneminde, batan bankaların önemli bir kısmında yönetim kurullarında emekli generaller vardı. Banka yöneticileri yargılanırken, askerler davadan muaf tutuldular. Bu anlaşılamayan dokunulmazlık zırhı şu soruyu doğuruyor: 28 Şubat'da kurtarılmak istenen acaba gerçekten vatan mıydı, yoksa bankalarda paşalarımızın adıyla birlikte battığı ortaya çıkan özel şirketlerin çıkarları mı?
Batık bankaların sivil yöneticilerinin içerde veya ceza almış olması, ancak tüm asker üyelerinin toz kondurulmadan dışarıda dolaşması ilginç bir görüntü ortaya çıkarıyor. Yöneticileri arasında "paşa" bulunan Etibank, İnterbank ve Sümerbank'ın, sadece patronlarının hapsedilmesi ve cezalandırılması ilginç bir yaklaşımdı.
28 Şubat'ın ünlü generallerinden G. Erkaya, daha önce el konulan Bank Ekspres'in ve sürekli el değiştiren Kanal-6'nın patronu K. Yiğit'in danışmanlığını yaptı. Yiğit'in kimyasını değiştiren, hükümetler deviren Türkbank skandalı yaşanırken, kimse danışmanına soru soramadı. Daha sonra neden başbakanın başdanışmanı yapıldığını sorgulamaya kimse cesaret edemedi.
Sümerbank yönetim kurulunda KKK, emekli org. M. Fisunoğlu, İnterbank yönetim kurulunda da, Jandarma eski Genel Komutanı emekli org. Teoman Koman, aynı gerekçelerde ne sorgulandı, ne de yargılandı.
Askerlerimizin emekli olduktan sonra ilgi duyduğu tek iş mekânı elbette sadece bankalar ve kalburüstü özel şirketler değildi. E. D.'nin “Siviller askerî vesayet peşinde!: Emret Danışmanım” başlıklı haberinde şu ayrıntılar var: "Cumhurbaşkanlığı makamını işgal planları yapılıyor. Buna izin vermeyeceğiz." ifadelerini Ankara'da yapılan 'Cumhuriyet İçin Halk Yürüyüşü'nde kullanan eski Jandarma Komutanı Gen. Ş. Eruygur, Atatürkçü Düşünce Derneği başkanlığını yapıyor.
Kıbrıs Barış Harekâtı’nda ismini duyuran Albay O. Kalelioğlu ise, emekli olduktan sonra yaptığı Diyanet İşleri Başkan Yardımcılığı'nın ardından…
En fazla asker yönetici yoğunluğu üniversitelerde gözleniyor. 28 Şubat'ın Genelkurmay Bşk. Gen. İ. Hakkı Karadayı, Haliç Üniversitesi mütevelli heyeti üyeliği görevini sürdürüyor. Gen. R. Küçükoğlu, Bahçeşehir Üniversitesi… Amiral Mehmet Celayir Koç Üniversitesi genel sekreteri, Gen. E. Başer Yeditepe Üniversitesi…
En iyisi küçük bir kısmının listesini vereyim de ne demek istediğimi anlayın: Gen. S. Sancar (Akbank YK), Gen. M. Fisünoğlu (Sümerbank), Gen. T. Koman (İnterbank), Amiral V. Beyazıt (Etibank), Gen. T. Sunalp (Netaş ve Garanti B. YKÜ), Gen. A. Ersöz (İşbankası YKÜ); Gen. F. Türün (Umumi Mağazalar YKÜ); Gen. S. Yüksel (Yaşar Holding Danşmn); Gen. İ. Şenocak (EtibankYKB); Gen. İ. H. Akansel (PETKİM Dan. K.Ü), Gen. V. Akın (AKSİGORTA YKÜ), Gen. D. Özgöçmen (Yapı Kredi B. YKÜ), Gen. S. Aktulga (LASSA), Gen. Ş. Akıncı (Doğuş Holding YKÜ), Gen. K. Eken (Şekerbank YKÜ), Gen. S. Deliç (Profilo Holding Bşk. Yrd); Amiral B.Ulusu (AKSA YKÜ)……-liste çok uzun-”
En iyisi, ben de makalenin adresini vereyim; isteyen okusun, isteyen bu kadarıyla yetinsin. İsmet Soner; Darbeci- Muhtıracı Generallerden Yükselen Pis Kokular. http://groups.google.com/group/diledebiyat
Bana göre, bunlardan en anlamlısı Teoman Koman’ın Man Şirketiyle ilgisidir. Adamın adında ve soyadında iki kere man geçiyor. Telekom’un görüntülü telefon reklâmı, Zekeriya Beyaz dururken Cem Yılmaz’a verilmekle haksızlık yapılmış olabilir ama buradaki münasebet açıktır. “Man.Teo.man.ko.man.” Ne kadar edebî, ne kadar kafiyeli!
Eskimiş aylar sorusunu emekli generallere uyarlarsak cevap kendiliğinden verilmiş olur ancak insafı da elden bırakmamak gerekir. Bu mekânları bu adamlara takdim edenlerin neleri hesapladıklarını düşünmek gerekir? “Devletin malı deniz; yiyen domuz.” atasözümüzün post-modern uyarlaması “Devletin malı deniz, yemeyen keriz.” olarak değiştirilmiştir. Ne yani, şirket sahipleri keriz konumuna mı düşsünler!