Büyükşehir Belediyesi nin Raylı sistem amaçlı gazetecilere yönelik İtalya ve Almanya gezisine katıldım. Her yönüyle faydalı geçen bu organizasyonda daha ziyade raylı sistem araçlarını çok yakından tanımamız açısından oylu geçti diyebilirim. İtalya’da önce Roma’yı gezdik, Roma İmparatorluğunun bıraktığı izleri saatlerce inceledik. Vatikan’ı gezdik. Dünyada en fazla hükümranlık yapan ve bugün Amerika için ikinci bir Roma İmparatorluğu benzetmesi yapılan Roma Medeniyeti tamamen taşlar ve büyük yapılar üzerine kurulmuş. Her yer saray, arena, kilise ve tapınak. Çok katlı bina yok olsa da bir elin parmağını geçmeyecek cinsten. Vatikan ise Katolik Hristiyanlığının dünyadaki merkezi. Tam bir sömürü aracı gibi kullanılıyor. İnsanlar binlerce kuyruk oluşturuyor ve Kiliseye bağlılıklarını gösterip bağış yapıyorlar.
Floransa’da ise raylı sistem fabrikasını gezdik, Kayseri’ye getirilecek olan vagonların test sürüşünü yaptık. Son derece modern, kullanışlı, temiz ve gayet güzel işliyor. İnşallah Kayseri’de bu sistem işlediğinde şehrin görünümü değişecek, şehre anlamlı bir hava katacak, Kayserimiz bir yandan geleneklerine, manevi değerlerine, inancına bağlı ama öte yandan modern hayata adım atmış, çağın gereklerini yakalamak isteyen bir yaşam tarzı ile çok enteresan bir görünüm kazanacaktır. Sanıyorum vagonlar gelecek ay sonunda gelmeye başlayacak, Ramazan’da yani Eylül ayında sistem işemeye başlayacak, yıl sonuna ise tamamiyle sorunsuz işlemeye devam edecek. İkinci etabı için de yeni sözleşme yapılıyor diye biliyorum. Vagon sayısı artıyor. Vagonları yapan Ansolbreda şirketi Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin raylı sistem ihalesini de kazanmış, oranın vagonlarını da bu şirket yapacakmış. Bunu da gezi esnasında öğrendik. Bu şirket Türkiye’de daha çok işler yapacağa benziyor. Adamların yıllık cirosu 13 milyar avro. Çok büyük bir şirket. Toplam 60 bin kişi çalıştırıyor. Uçak ve füze sanayinden silah sanayine, helikopterden raylı sisteme kadar her şeyi üretiyorlar, dünyanın her yerine iş üretiyorlar.
İtalya aynen geçen yıl bıraktığımız yerde duruyordu. Aynı yaşam tarzı, aynı şekil ve şemail, değişen bir şey yok. Mutfağı makarna ve pizzadan başka bir çağrışım yapmıyor. En büyük gelirleri turizm ve sanayi.Türkiye ile kıyaslayacak olursak Türkiye İtalya’dan fersah fersah üstün. Sadece birkaç büyük firmaları uluslar arası işleriyle İtalyayı üst sıralara taşıyor.
Almanyaya gelince kaldığımız Alman şehirlerinde şunu gördüm Türkler Almanya’yı fethetmişler ama Almanların bundan henüz haberleri yok. Almanya ile ilgili söylenecek çok şey var. Avrupa Birliğinin gerçekten de kilit ülkesi Almanya. Gelişmişliği ile, çalışkanlıkları ile, ekonomisi ve sanayisi ile başı çekiyor. Ülkedeki tren garları bizim İstanbul havalanı kadar büyük ve hareketli. Her yere hızlı trenlerle gidiyorlar. Almanya baştan başa tren ve metro ile örülmüş. Almanya’da raylı sistem peynir ekmek gibi. Her yerde raylı sistem işliyor. Zenginler bile özel araçları ile değil raylı sistemle işyerlerine gidip geliyorlar. Şehirleri temiz ve düzenli. Almanya’nın Düsseldorf’a vardığımız gece İtalya’dan kurtulmuş sanki Ankara’ya gelmiş gibi hissettik kendimizi. Daha sonra Köln ve Frankfurt seyahatlerind e de aynı duyguları yaşadık. Bu seyahatlerimizde elbette ufak tefek aksaklıklar oldu. Örneğin Milano havalanında benim sabrımı taşıran İtalyan bayan az daha bizi ve seyahatimizi sabote edecekti. Yorucu ve yıpratıcı olan bu geziler daha sonradan etkileri görüldüğü üzere son derece faydalı oluyor.