Sevgili günlüğüm,
Er-kene-kon ateşli-kanamalı bir hastalığın adıdır.
Şimdi sana bu hastalıkla ilgili iktibasları aktarayım;
Cengiz Çandar diyor ki; 1 Temmuz 2008 tarihi kabotaj bayramından çok daha önemlidir ve ekliyor;
“…Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı, emekli Oramiral Özden Örnek’in bilgisayarından çıktığı emniyetçe “teknik olarak” kanıtlanan “Darbe Günlükleri”nde bugün aranan her sorunun cevabı var. Nokta dergisi 29 Mart-4 Nisan 2007 tarihli 22.sayısında “Darbe Günlükleri”ni yayınladı. “Hayret verici ayrıntılarıyla SARIKIZ ve AYIŞIĞI-2004’te iki darbe atlatmışız!” kapak başlığı ile sayfalarca yayınlanan söz konusu “Darbe Günlükleri”nden bazı bölümler:“20 Ocak 2004- Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nda yapılacak kuvvet komutanları toplantısına katıldım. MGK ön toplantısı perşembe günü yerine yarına alındığı için bir koordinasyon ihtiyacı doğmuştu. (...) Konuşmalar sırasında Jandarma Genel Komutanı (Şener Eruygur) daima bir ihtilal özlemi içersinde, bir an önce bu işi yapalım şeklinde konuşuyordu. Bugün de defalarca tekrar etti...” “6 Şubat 2004- Sabah doğruca Jandarma Genel Komutanlığı’na gittim ve orada üçümüz buluştuk. Durumu tekrar gözden geçirdik. Jandarma Genel Komutanı hala darbe yapalım diye inat ediyordu... Sabah toplanmamızın esas gayesi Kıbrıs konusunda neler yapılabileceği konusunda seçenekleri gözden geçirmek. Ancak biz bu konuyu bırakıp darbe yapacak mıyız yoksa yapmayacak mıyız konusuna girdik. Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Şener Eruygur’u ikna etmek oldukça güç. Bir netice alamayacağımı bildiğim halde yine de onu ikna etmeyi denedim. Pek ikna olduğunu söyleyemem...”Bu notlardan bir süre öncesinde, 6 Aralık 2003’te düşülen not ise şöyle:“... Kendimize göre bir eylem planı yapmaya karar verdik.-Önce basını ele geçirmeye çalışacaktık...-Sonra rektörler ile temas edip öğrencileri sokağa dökecektik. Sendikalar ile aynı şekilde hareket edecektik. Sokaklara afiş astıracaktık. Derneklerle temas edip onları da hükümet aleyhine teşvik edecektik. Bütün bu olayları yurt çapında yapacaktık. Yukarıdakiler SARIKIZ olarak anılacaktı...”SARIKIZ’cıların, şu andaki Kara Kuvvetleri Komutanı, önümüzdeki ay sonu Genelkurmay Başkanı olması beklenen Orgeneral İlker Başbuğ hakkındaki duygu ve düşüncesini merak ediyor musunuz? 1 Aralık 2003 tarihli günlükte, İlker Başbuğ’dan girişimlerine destek bulamadıkları anlaşılıyor; şöyle not düşülmüş:“II Başkan (Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ) güvenilecek bir general değildi. Kendi yararını ülke yararı üzerinde tutuyordu. Ve bize kesin cevaplar vermiyordu.”“Ülke yararı”nın darbe yapmak ile eş anlamlı olarak kullanıldığını belirtmeye herhalde gerek yok. Benzeri ifadeler Şener Eruygur’a atıfta bulunularak, 29 Şubat 2004 tarihli günlükte şu andaki Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt için de kullanılıyor.“Darbe Günlükleri” okunduğu vakit, 1 Temmuz 2008 günü gözaltına alınan isimlerden bazılarına rastlanıyor. Bu arada, CHP ile temaslar, Onur Öymen ile bir araya gelmeler, günlüklerde epey yer tutuyor. Ve bütün bunlar, önceki günkü “gözaltı dalgası”ndan sonra kimin ne tepkiyi, niye verdiğine de ışık tutuyor. Nokta dergisinde yayınlanmış olan “Darbe Günlükleri” okunmadan bugünlerde olan-bitene sağlıklı teşhis konulamaz. “Darbe Günlükleri”ni ve Ergenekon soruşturmasını, “safsata” ve “şehir efsanesi” diye damgalayarak demokrat olunmaz. Yakın tarihimizin en ciddi gelişmesi olan “Ergenekon soruşturması”nı küçültmeye kalkıp “Heryerekon” gibisinden zevzek başlıklarla salya-sümük yazılar kaleme alarak, demokrasi mücadelesi verilmez.
*** Bir iş adamı(!?) emekli paşaların bulunduğu bir ortamda; “Ben dediğim gibi hukuk dışına çıkmayı çok seven bir insanım…” Diyebiliyor.
***
Kısa-kısa-kısa
Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınan emekli Orgeneral Hurşit Tolon'un avukatlığını yapan isim hayli dikkat çekici; Ahmet Çörtoğlu.
Tolon'un avukatı Ahmet Çörtoğlu, aynı zamanda CHP'nin de avukatlığını yapıyor ve aynı zamanda da Danıştay eski Başkanı Sumru Çörtoğlu'nun yeğeni.
Avukat Ahmet Çörtoğlu, Aydın Doğan ile Oktay Ekşi'nin bir haberinden ötürü Vakit'e açtığı ve henüz temyiz aşamasında olmasına rağmen gazetenin Ankara Bürosu'ndaki bilgisayarların haczedilmesi ile devam ettirilen tazminat davasına bakan Hukuk Bürosu'nun da ortakları arasında yer alıyor. Büronun bir diğer dikkat çeken ortağı ise, CHP Manisa Milletvekili Şahin Mengü.
Çörtoğlu son olarak Kanaltürk'de hukuk ile ilgili bir program yapıyordu ve kanalın o zamanki sahibi Tuncay Özkan'ın da davalarına giriyordu.
***
Ve operasyonda gözaltına alınanlardan biri oldukça dikkat çekicidir; Ağabeyi ve kardeşi dahil onlarca kişinin ölümünden sorumlu, bir sol örgüt itirafçısı. Ve cezaevinde olması gereken bu itirafçı, Antalya'da yakalandı.
Yeşil kod adıyla bilinen Mahmut Yıldırım'a benzerliğiyle de dikkat çeken Osman Gürbüz, 1997'de cezaevine girmişti ve çeşitli suçlardan 39 yıl hapsi isteniyordu, ama ne zaman ve kim tarafından tahliye edildiği bilinmeyen Osman Gürbüz de dün gözaltına alındı.
Osman Gürbüz, 1997'de İstanbul Sıraselviler Caddesi'nde emekli Tuğgeneral Habil Küçük'e ait güvenlik malzemeleri satan şirkete yapılan polis baskınında, balkondan kaçmak isterken yakalanmıştı.
Yakalandığında üzerinde çok sayıda sahte kimlik ve kaldığı yerlerde de çok sayıda silah ele geçirilen ve esrarengiz itirafçı da denilen Gürbüz'ün ifadesinde askeri kimliklerini Binbaşı Bülent Öztürk'ten, polis kimliklerini ise Zeki Acar'dan aldığını söylediği öne sürülüyor.
Sevgili günlüğüm, bu hastalığın teşhisinde, kimlerin kimle nasıl ve nerede ne tür bir sıfatla ilişkili olduğunu bilmek önemlidir.
Tedavi ancak teşhisle mümkündür.
Genel Kurmay Başkanı Sayın Yaşar Büyükanıt ve Müstakbel genel Kurmay Başkanı Sayın İlker Başbuğ hakkında yapılan karalamaya dönük yayınların kimler tarafından ve niçin yapıldığı da anlaşılıyor değil mi...!?
Vesselam.