“AHLAKIN ÇOK OLDUĞU YERDE DEVLETİN MASRAFI AZ OLUR “Napolyon”
Bir apartman, içinde yüz dairesi mevcut. Size dış, ana giriş kapısı açılıyor ve deniyor ki; haydi gir istediğin gibi yaşa, istediğin dairede yat kalk. İçeri giriyoruz ve bakıyoruz, tüm dairelerin kapıları kilitli. Ya bodrumda yatacaksın, veyahut çatıya doğru çıkacaksın. O da olmadı merdivenlerin üzerinde oturmak zorunda kalırsın. Bize iyilik mi yapıldı yoksa hakaret mi edildi, orası adamına göredir ve göreceli bir olay.
Bu misali yıllar evvel faili malum! bir cinayetle öldürülen ünlü hukukçu Prof. Muammer Aksoy veriyor eserinde. Dairelerin anahtarı hukuktur diyor Muammer Hoca. Eğer dairenin anahtarı yok, içeriye girip insanca uzanıp yatamıyorsan, banyonu, ütünü ve ihtiyaçlarını giderip istirahat edemiyorsan, huzurlu değilsin, işte hukuk ve özgürlük o dairelerin anahtarlarıdır diyerek güzel bir örnekle tarif ediyor özgürlük ve insan haklarını hukuk profesörü.
Dini eğitimi serbest bırakıp uygulamasını yasaklamak dahil, Ak Partiyi kapatmak için verilen uğraşlar hak ve özgürlükleri vermeme uğraşı ile Anadolu insanının ihtiyaçlarını arama ve merkeze yürüme, ele geçirme, hatta kendi hakkı olan merkeze yerleşme yürüyüşüne bürokratik ve militarist karşı koyuşun Türk Filmidir Ergenekon dahil son mevsimde milletin başına örülen tüm çoraplar. Ama aşılacak ve bu çabaya mertçe destek verenleri tarih yazacaktır.
Ortada tehlike var mı? Evet var… Ama egemenlerin, rantiye sahiplerinin ve malı sivil-militer bürokrasi ve medya sacayıyla anonim şirket olup götürme alışkanlığı olanların oyununun artık insanları tiyatroya celp etmediği tehlikesidir. Artık irtica tehlikeleri kimseyi kesmiyor. Vatandaş bir sokum ekmek derdinde. Yeşil bayrak, kızıl bayrak repliklerini iğrenerek dinliyor ve söylenenleri üzüntüyle takip ediyor. Herkes insan hak ve hürriyrelerine sahip olmak insanlık onuruna yakışan bir yaşam istiyor.
Kıyafeti sen belirleyeceksen, neyi düşüneceğimizi sen emir buyuracaksan, Yüce Allah bizlere bu kocaman kafayı niçin monte etti, onu taşıma hamallığına bizi niçin mahkum etti her şeyin en iyisini bildiğini dayatan utanmayan, hayasız baylar. Aptal değiliz biz.
ERGENEKON DAVASI “CESETLER” ÜZERİNDEN, AK PARTİYİ KAPATMA DAVASI DA “NİYETLER”İ OKUMA ÜZERİNDEN YÜRÜTÜLMEKTEDİR.
Gazete bayisinden bir şey alıyordum çocuk bana sordu, abi gazetede yazını okuyorum, sen yazarsın, bu Ergenekon nedir diye sorunca afalladım. Oğlum ben başka şeyler yazıyorum onları bizim gazetede İlter Sağırsoy var onun köşesinden okuyacaksın diyerek hedef şaşırttım.
Sevgili kardeşim! Türkiyemizde cunta ve cuntacı necaseti bulaşmamış, meclis tarafından hazırlanmış veledi sahih demokratik bir anayasa hazırlanmadıkça dokunulmazlara dokunulamayacağını, dokunulmazların olduğu bir ülkeye de demokrasi denilemeyeceğini hepisimiz köpek gibi biliyoruz ama dile getiremiyoruz.
Ergenekon anahtarı elinde tutanlara karşı elinde hiçbir argümanı olmayanların mücadelesidir diyorum. Yani silahlı bir örgüte karşı yürütülen silahsız bir mücadeledir, zavallı halkın silahsız mücadelesidir. Halkın dinazorlara, dokunulmazlara aksülamelidir.
Halkın bu uyanma ve hak hukuk arama mücadelesini mugalataya, kaba gürültüye çevirmeye çalışan bir vicdan! Türü var ki, bunlar ekmeğini taştan çıkarır, tıpkı olmayan yerden irtica çıkardıkları gibi. Şimdi şu günlerde; “Benim yargım, senin yargın” söyleminden
ekmek parası kazanıp geçiniyorlar.
Parti kapatma davası bir VELEVKİ davasıdır diyor yazarın biri. Gazete küpürlerinden –çoğu doğan grubundan—parti kapatma davası çıkarmak, fikir ve ifade özgürlüğü davasıdır.Hiç bir muasır demokrasinin sindiremeyeceği, ağzına alamayacağı utanç verici bir davadır. Kapatma iddianamesinin her her kelimesi tartışmaya açıktır. Çünkü iddianame kelimeleri iddia eden değil yargılayan-adeta- mahkum eden argümanlardan oluşuyor.
Ergenekon davası ise bir el bombası seri numarası davasıdır. Hakikiliği tescil edilmiş bir cunta günlüğü davasıdır. Cinayet davasıdır, silahlı örgüt davasıdır.
Evet Ergenekon davası cesetler üzerinden yürüyor. AK Parti davası niyetler üzerinden. Niyetle cesedi aynı kefeye koyan vicdan, bu milletin vicdanı değildir. Asla da olamaz.Allah Teala encamını hayırlı eylesin efendim.
.