TV başta olmak üzere iletişim araçları hayatın vazgeçilmezi. Yabancı diziler artık yerli dediklerimizi çoktan geçti ve kabullenerek seyrediliyor. Çocuklar da büyükleri gibi dini kültürel farklılıkları pek kaale almadan, ayıklamadan önüne gelene bakıyor.
Dini ve milli olanı ıskalayarak yaşıyor çoğumuz, ama Allah Teala CC yaptığımız her davranıştan ve gözümüzü baktırdığımız her iyi ve güzel ile fuhşiyattan hesaba çekecektir. Gözün suali başka, kulağın nerede kullanıldığı sorulacak, ayaklar ve el hakeza..
Bizler yabancı dizileri seyrederken sık sık geçen vaftiz etme geyikleridir beni rahatsız eden. Hani bizler doğunca kulağımıza sağına ezan-ı Muhammedi sol kulağımıza da kamet okunurya. Hrıstıyanlıkta da her çocuk vaftiz edilir.
Hz. Adem atamız cennette yasak meyve yediği için her doğan insanın suçlu olarak dünyaya geldiği hezeyanına dayanan bu vaftiz ameliyesi sarı suyla kilisenin yaptığı ve arındırdığına inanılan bir sünnet merasimi gibi bir şey vaftiz. Vaftiz olamayanı ömür boyu günahkar sayar kilise lordları.
Çocuklarına film seyrederken zihnen aydınlansın diye bu saçmalıkları izah eden duyarlı babaların yokluğunu ya da çok az olduğunu düşünerek kimsenin başkasının işlediği suçdan dolayı günahkar sayılamayacağı hakikatini merhum Mehmet Akif’in “Angilikan Kilisesine Cevap” isimli eserinde kilisenin ve Hrıstıyanlığın bu saçmalıklarına verdiği cevabı yazmayı gerekli gördüm.
HİÇBİR GÜNAHKAR BAŞKASININ VEBALİNİ YÜKLENMEZ(vela tezi
ru vaziretün vizre uhra) (isra suresi)
Müslümanlıkta herkesin vebali kendisine aittir. Beşer fertlerinden hiçbirinin vebali, başkasına geçmez. Onun için İslamın gözünde çocuk günahlardan,kabahatlardan pak olarak doğar. Hiçbir hesaba, hiçbir cezaya maruz kalmaz. Ve yükümlülük çağına gelinceye kadar bu masumluğu korur. Yükümlülük devresi; onun işleyeceği hayır, şer, yarar, zarar bütün işlerine karşı muhasebenin başladığı devredir.
Müslümanlık bizlere bildiriyor ki Cenab ı Hak, iyiliklerle kötülüklerin bir kısmının cezasını öne alarak dünyada veriyor; bir kısmının hesabını da ahrete bırakıyor. Zihinlerde iyice yerleşmesi için bu meal birçok ayeti kerimelerle tekrar buyurulmuştur.”Herkes kazandığı amele rehin alınmıştır. (Müddesir 38) Zerre kadar hayır işleyen hayrını görür, zerre kadar şer işleyen de şerrini görür. (Zilzal suresi 7-8) Bir günahkar diğerinin günahını çekmez. (isra 15) Her kişi kazandığı amele karşı rehin alınmıştır.(Tur 21) ayetlerinden başka yüce ayetler de vardır.
Müslümanlık bu hükmüyle insanı ilk atasının hatasına varis olduğu endişesinden kurtarıyor ve temiz”Hak”ismi, güzel isimlerinden olan Allah’ın adaletinin; herhangi bir yaratığı; başkasının işlediği suçdan dolayı sorumlu tutma lekelerinden uzak olduğunu anlatıyor; “Kim bir günah kazanırsa onu ancak kendi nefsi için kazanmış olur Allah CC bilendir, hikmet sahibidir.(nisa suresi )
Sohbetimi öğretmen kardeşim Resül Barışın bir şiiriyle bitiriyorum.
DUVAR
Varla yokun ortasındayız.
Bu yolculuk nereye götürür?
Ya da nereden getirir?
Çelişkiler çelişkiler…..
Azaltır bizi
Ya da çoğaltırken.
Ayrılmak tutsaklıklarımızdan;
Hapishanelerimizden ayrılmak.
Yıkmak içimizdeki duvarı