ALKIŞ
*Büyük bir sağduyu ile olup bitecekleri izlemeye gayret eden ve sıranın kendisine geldiğinde cevabı sandıkta verecek olan türk halkına,
DUYDUNUZ MU?
*Türkiye’de cepheleşmenin büyük boyutlara ulaştığını,
*Ergenekon’un dinci kanadı diye tarif edilen milli Çözüm gurubuna yönelik operasyonların yapıldığını,
*Atatürkçü Düşünce Derneklerinde emekli paşanın resimlerinin ve albümlerinin kaldırıldığının iddia edildiğini,
*Kapatma ile ilgili çok değişik sansasyonel iddiaların ortaya atıldığını,
*Abdüllatif Şener’in tek başına şov yapmaya devam ettiğini, ancak bu taşımalı şovun halkın pek de dikkatini çekmediğini,
*Yabancı basının Türkiye’nin mutlaka bir erken seçime doğru gittiğini yazdığını,
*Türkiye’nin çok olağanüstü bir dönemden geçtiğini, neyin nasıl şekilleneceğini kimsenin kestiremediğini,
*Dünyanın her yerinde Müslümanlığa büyük ilginin olduğunu ve kitlelerin harıl harıl Müslümanlığa geçmeye devam ettiğini,
*Türk Solu dergisinin resmen bir darbenin kronolijisini vererek iktidarı korkutmaya çalıştığını,
*İçerdeki paşaların dışarıdaki paşalara “bize gerektiği gibi destek vermiyorlar” düşüncesiyle kırgınlıklarını dile getirdiklerini,
*MHP’nin başörtüsü çıkışı yaparak yapılacak bir seçimde tabana selam vermeye çalıştığını,
TÜRK BASININDA SANSÜRÜN KALDIRILIŞI
Bugün Türk Basınında sansürün kaldırılışının yıldönümü. Biz gazeteciler olarak son derece önemli bu günü çeşitli etkinliklerle kutluyoruz. Benim burada sorgulamak istediğim sansürün kaldırılışı değil elbet. Türk basınının içinde bulunduğu gizli bir sansür hareketi. Bugün sansür kaldırıldı diyoruz ancak ne yazık her gazetenin her gurubun, her medya patronunun ayrı bir sansür alanı mevcut. Kimileri tarihin en büyük operasyonlarından biri olan Ergenekon’dan gazetelerinde tek kelime etmeyerek büyük bir sansür uygularken kimileri de kendi dengeleri, çıkar ilişkileri ve ideolojik saplantıları nedeniyle yer vermediği veyahut da yer verse bile dezenformasyon yaparak yer verdiği, manüpüle haberler yönlendirmeli köşe yazıları ile olayları tersyüz ettiğini görüyoruz biliyoruz. Böyle olduğu takdirde o zaman karşı cenah dediğimiz bir medya da ortaya çıkmak durumunda kalıyor. Hal böyle olunca da sansür kalkmış ne fayda, her kesimin her medyanın her gazetecinin kafasında ayrı ayrı sansürler mevcuttur. Bunu kimse de inkar edemez, kimse de üstünü örtemez. Keşke böyle olmasaydı.
Bugün baktığımızda piyasaya özellikle ulusal medyada ne denli büyük sansürlerin aslında sansür gibi değil de manipülasyon ve dezenformasyon olarak modernleşmiş halini her gün görebiliriz. Türkiye’nin en büyük gazetesi ile ikinci büyük gazetesi arasındaki yayın farkını çok kolay anlayabiliriz. Birinin kara dediğine diğeri ak demeye çalışırken bir diğerinin ak dediğini başka birisi karalamaya çalışıyor. Bizler de gazeteciler olarak sansürün kaldırılışının yıldönümlerini törenlerle kutluyoruz.
Bir örnek mi? Sabah ve Star gazetesi zaman gazetesi manşetlerinden Ergenekon savcısını destekleyip hatta daha ileri hareketler yaparak manşetler sunuyorsa Hürriyet, milliyet, Cumhuriyet gibi gazeteler de tam tersine Ergenekon savcısına yükleniyor, gözaltındaki ya da tutuklu insanları savunup onları temize çıkarma gayretine girebiliyor. Bunu sade bir vatandaş neyle izah edebilir ki? O gurubun Ergenekonla ilişkili olduğu yorumunu yapıp bırakıyor. Türkiye’de cepheleşme basın üzerinden hızla kemikleşiyor.
ERGENEKON’UN İSLAMCI KANADINA OPERASYON
Ergenekon’un yapısına baktığımızda içinde daha ziyade solcular bulunuyor olsa da ülkücüler, laikler, liberaller ve hatta İslamcıları da bulmak mümkün. Ortak özellikleri Hem erdoğan’a hem Gül’e çok ağır dille hakaretlerle saldırmaları. Özellikle köken yaftaları vurmaları. Türk Solu Dergisi de, Milli Çözüm hareketi de birkısım İBDA yayın organları da aynı dille vuruyorlar. Tüm bunlara baktığınız zaman sanki ortada çok büyük bir ihanet var, Türkleri satıyorlar, Türk olmayanlar Türkleri ve Türkiye’yi argo tabiriyle gavurlara satıyorlar ihanet içindeler gibi bir mantık ortaya çıkıyor. Türkiye’yi bunlardan kurtarmak lazım diye var güçleri ile veryansın ediyorlar. Fakat şurası bir gerçek ki halk asla böyle düşünmüyor.Marjinal bazı topluluklar kendi ideolojik çıkar çerçevesinde böyle söyleseler de vatandaş daha gerçekçi ve daha mantıklı bakıyor olaylara. Hadiseyi de çok kısa sürede tesbit ediyor. Birtakım mahfiller hükümetten kurtulmak için dayanışma içine girmişler ve yaygara yapıyorlar. Kimisi İslamcı kimisi solcu kimisi milliyetçi, kimisi Atatürkçü. Ya da hepsi de böyle görüntüler veriyorlar. Ortak çıkarları Ak Parti iktidarını devirmek.
Ben bu Ahmet Akgül’ün bir yazısını okudum inanamadım. Böyle bir İslamcı olabilir mi? Ne kadar ağır hakaret var hepsini sıralamış. Kime yine inançlı olduğuna halkımızın inandığı Erdoğan’a, Gül’e. Böyle olunca da ne inandırıcılıkları kalıyor ne de bir şey. Bir Müslüman bir müslümana bu kadar hakaret etmez, bu kadar küfretmez. Bu kadar yerin dibine geçirmeye uğraşmaz. Olsa olsa mutlaka kişisel bazı hesaplar veya gurupsal çıkarlar vardır.
MUTLAK BİR ERKEN GENEL SEÇİM
Artık sadece Türkiye’de değil tüm dünyada gelinen nokta şöyle açıklanıyor. Ak Parti kapatılsa da kapatılmasa da bir erken genel seçim ihtiyacı hasıl oldu. Çünkü bir çarpışma gerçekleşti, iki testi çarpıştı biri kırıldı veya kırılmadı ancak çatladı. Diğeri de sapasağlam kalmadı o da zedelendi o da en azından çatladı. Artık bu çatlaklarla idare etmek zor görünüyor. Mutlaka bunun bir erken genel seçim ile telafi edilmesi yepyeni bir süreç yepyeni bir testi ile görev yapmaya çalışmak lazım. Bu bir mücadele. Sürüp gidiyor. Yıllardır vatandaş da izliyor bu mücadele tepelerde sürüp gidiyor. Yapılacak bir erken genel seçimde nasıl bir tablonun çıkacağı da aşağı yukarı belli. Ama mutlaka yine de yapılması zarureti beliriyor. Sanıyorum sonbaharda kışa doğru Türkiye yeniden sandık başına gidecek. Hayırlısı olsun bakalım.
ŞENER DANIŞIKLI DÖGÜŞ DEĞİL
Kimileri son günlerde Abdüllatif Şener’in hareketini sanki Erdoğan ile danışıklı döğüşmüş gibi göstermeye çalışıyor. Bu kesinlikle bir dezenformasyon bilgidir. Yanıltıcı yönlendirici bir bilgi. Bunu ortaya atanlar aslında şunu demek istiyorlar. Bakın Şener’e oy verin Erdoğanla anlaşmalı Şener yeniden yola devam diyecek. Hayır bu asla mümkün olan bir şey değil. Bu Şener taraftarlarının uydurduğu yönlendirici bir fısıltı. Ak Parti tabanından oy almak için ortaya atılmış faydacı mantıkla uydurulmuş bir fısıltı. Ortadaki gerçek şu. Şener kişisel nedenlerden dolayı ayrılmıştır. Partiyi bölmek istemektedir. Erdoğan’ın karizmasını çizmeye çalışmaktadır, birileri de Şener’in bu hareketinden faydalanıp Ak parti iktidarını sonlandırmak istemesinden ibarettir. Fazlaca bir taraftar toplayabileceğini sanmıyorum.
KÖPÜK PARTİSİ YAPANLAR
Türkiye’de bazı kesimler çöplükten domates topluyor, 400 milyon ile evini geçindirmeye çalışıyor bazı burjuva sınıfı da beş yıldızlı otellerde köpük partisi yaparken hayatını kaybediyor. Ölesiye eğleniyor. İşte böyle bir ülkede yaşıyoruz. Daha sonra da çıkıp laiklik elden gidiyor diyorlar. Köpük partisinde ölenler, beş yıldızlı otellerde çıldırasıya eğlence yapanlar, çöplükten ekmek toplayanlar, ezan sesinin duyulmadığı şehirler semtler, çıplaklığın ayyuka çıktığı sahiller, şarap tüketiminin rekor kırdığı eğlence mekanları ve daha neler neler. Sonra da çıkıp laiklik elden gidiyor ama şeriat geliyor diye yaygaralar. Kargalar bile gülüyor bakın.
MIŞ
*CHP Ergenekon avukatlığı yapmaya devam ediyormuş.
DAMLA
En ufak rüzgarlarda yalpalayan adamlarla uzun yola gidilmez.